YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

9 Aralık 2024 Pazartesi

NAZMİ HOŞAL BESTESİ...

 

- 8 Aralık 2024, Başkent Üniversitesi-Ankara -

Sevgili Türev Berki ile.
Sekiz yıl önce.
Başkent Üniversitesi'nde.
Bir sunum yapmıştık birlikte.
Beethoven'in sağırlığı üzerine:

Prof. Dr. Türev Berki.
Halen Başkent Üniversitesi.
Devlet Konservatuarı.
Müzik Bölümü Öğretim Üyesi... 

Sevgili Türev Berki.
Nazmi Hoşal rahmetli.
Hocamızın akrabası.
Ve onun hayranı...

Nazmi Hocamızın 94. Doğum gününe.
Hazırladığı bir bestesiyle.
Renk kattı tüm güzelliğiyle.
8 Aralık 2024 tarihinde.
Başkent Üniversitesi'nde...

Bestenin ilk dinletisiydi.
Bestenin seçimi özenliydi.
Açıklamaları bilgilendirici.
İcrası da pek güzeldi...

Sevgili Türev Berki'nin önce açıklamalarını okuyalım, sonra da Nazmi Hoşal Bestesini dinleyelim:


"Bu eser, Nazmi Hoca'yı anlatsın ve öyle bir eser olsun ki çizgisi bana ait olmasın ama Türkiye'nin ilk klasik eserinden bir ezgi olsun. Bilindiği gibi Hocamızın Tıp alanında birçok ilke imza atmış olduğu hep konuşulur ve anımsanır.

Seçtiğim eser Donizetti'nin Mecidiye Marşı oldu. Bu eser Türk topraklarında bestelenmiş ilk çok sesli batı müziği eserlerinin en tanınanı ve Türkiye'ye batı müziğinin veya çok sesli müziğin girdiği ilk melodilerden birini almayı düşündüm. 

Neden marş diye sorulacak olursa da, meslekte büyük başarılar disiplinden ve marş ritminden yürür ve ilerlemekten geçer. Yaşamınızda ne olursa olsun, çalışmak ve hedeflerden kopmadan ilerlersiniz. Bu, biraz askeri bir düzen ve disiplin gibi. O disiplini sağlamak Nazmi beyin hayatında bunun örneklerinin çok olduğunu düşünüyorum. Prensipli ve ilkeli olmak da aslında bu Marşın bir parçaları. Yani dünya yıkılsa bile siz yolunuza devam ediyorsunuz.

Bestemde zorluk derecesinin yüksek olmasına özen gösterdim. Çünkü, Nazmi Hoca çok zor işlere, çok zor ameliyatlara cesaretle giren birisi. 

Nazmi Hocayı Tıp dünyasında bu kadar özel kılan nedir diye düşündüm. Aslında o bir Virtüöz. Virtüözün iki anlamı var. İlki, bir çalgı aletini ustalıkla çalan kişi... İkinci anlamı ise herhangi bir mesleği büyük bir hüner veya ustalıkla icra eden kişi... Dolayısıyla bir cerrah da, hukukçu da, mühendis de mesleğinde bir Virtüöz olabilir. Yani bu eser bir virtüözü de simgelemeli ve içinde önemli zorluklar ve ustalıkları barındırıyor olmalıydı.

Bu eserde aslında A-B-A gibi üç formattan oluşuyor. Baştaki girişte bir ezgi var. Çok ihtişamlı ve marş gibi. Hocanın özgüvenini, cesaretini ve şaşmaz doğrularını içeriyor. Hiçbir etki altında kalmadan ezgi böyle ilerliyor ve bu "A" bölümü sonradan eser biterken de tekrar kullanılıyor.

Bir de "B" bölümü var ki o bölüm çok daha duygusal ve çok daha naif. Nazmi Hocadan bahsederken "öyle bir bağırırdı ki koridorlar çınlardı" gibi ifadeler var. Ama başka bir Nazmi Hoca daha var. Çok sevdiklerinin yanında, ailesiyle birlikte şefkatli, müşfik ve yumuşak davranışlarıyla bunu anımsatan bir bir de orta bölüm var. 

Eser, öyle bir başlıyor ki Nazmi Hoşal bütün ihtişamıyla ameliyathaneye giriyor diye düşünebilirsiniz. İşte o bölüm bir marş. Ama "B" bölümü daha yumuşak ve duygulu. Sonra tekrar "A" bölümüne geçiliyor. Kuvvetli, coşku dolu melodisine..." 

YouTube'da Nazmi Hoşal Bestesi:

.

30 Kasım 2024 Cumartesi

ÇALIKUŞU...

 

- 7 Kasım 2024, Yenimahalle-Ankara -

Gurup gurup oturmuşlar fertler Çalıkuşuna
Dertli dertli çek arkadaş Allah aşkına
Anladım neden geldi bu dertler senin başına
Dönmeden şaşkına otur arkadaş Çalıkuşuna

Dertler bu masalarda biter
Eskisini unutmadan, yenisi tazeler
İçme arkadaş ciğerin pareler
Tüm dostlar, bu ayyaş olmuş derler

Tek tek uzaklaştı dost bildiklerim
Akşam olur meyhane yolu gözlerim
Dost görünmüş bana bütün sevdiklerim
Ne ettiyse etti bana dost bildiklerim

Buymuş benim alın yazım, kaderim
İçersem artık kendi kendime içerim
Dostlarımı andım, bundan sonra içerim
Kaldıysa gerçek dostları Çalıkuşu'na beklerim

                             Talat Kaptan, 21.11.1983
....................

Çalıkuşu, Yenimahalle'de.
Kuruldu 1964 senesinde.
Bu yıl içerisinde.
Kuruluşunun 60. seneyi devriyesinde...

1964 senesinde.
Bizler öğrenciydik Lisede.
Yenimahalle'de. 
Mustafa Kemal Erkek Lisesinde...

Gelmiştik 18'imize.
Delikanlılık dönemimizde.
Ve Lisede son senemizde.
Kavuşacaktık özgürlüğümüze...

İşte o sene.
Yenimahalle'de.
Açıldı bir Meyhane.
"Çalıkuşu" isminde...

İbrahim Acımert başı çekmişti
Dursun Büyükçolak el vermişti.
Ortak olarak bu Meyhane'yi.
Taşkın Sokak'ta meydana getirmişti...

İbrahim Acımert işi biliyordu.
1946'da Karpiç Restoran'da çıraktı.
Sonra AOÇ'de Merkez Lokantası'nda.
Protokol Garsonu olarak çalışmıştı...

1964'de Lokanta açıldı.
Çalıkuşu adlı.
Bir Müzik Topluluğu.
Açılışta müzik yapmıştı.
Lokanta da adını.
Bu müzik topluluğundan almıştı...

Çalıkuşu, sabah-öğlen Lokanta.
Hem de Meyhane, akşam olduğunda.
Mezeler, yemekler lezzetli
Sohbetler, dostluklar ebedi...

Nezih bir mekandı.
Sabah-öğlen Lokantaydı.
Akşam içkili bir alandı.
Ankara'da  bilinen adı vardı...

Kısa zamanda ünlenmişti.
Yemek ve mezeleri lezizdi.
Tam bir aile yeriydi.
Kadın ve erkekler.
Bir arada yiyip, içerlerdi...

Lisede son yılımızda.
Açılmıştı Taşkın sokakta.
Pek içki içmemiştik burada.
Yıllar geçtikten sonra.
Toplanmaya başladık Çalıkuşu'nda...

Her sene bir kez Kasım ayında.
YMKL mezunları toplanıyoruz burada.
Lisemizi ziyaret ettikten sonra.
60 yıllık arkadaşlarımızla.
60 yıllık Çalıkuşu'nda...

Burada sohbetler ediyoruz.
Hasretlerimizi gideriyoruz.
Eski anıları gözden geçiriyoruz.
Yanımızda olamayanları özlemle anıyoruz...


Çalıkuşu Fotoğrafları:
.

25 Kasım 2024 Pazartesi

SONBAHAR KIŞI...

 

-24 Kasım 2024, Ankara -


Şu fani dünyada murad almadan
Eller gibi şad olup da gülmeden
Ellerin bağında gülü solmadan
Baharım güz oldu yazım kış oldu
                                   Neşet Ertaş
 
....................  

Anlatmıştım Ankara'nın.
Sonbaharını.
Önceki yazımda.
Bloğumda:

Uzunca bir sonbahar yaşamıştık.
Kasım ayına yeni girmiştik.
Henüz kışa da tam girmemiştik.
Hava birden soğudu.
Ankara'ya erken kar yağdı...

Ertesi sabah çıktım doğaya.
Kışı doya doya yaşamaya.
Kar fazla yağmamıştı.
Ama her yan beyazlanmıştı...

Ağaçların bir kısmı yeşildi.
Yapraklar daha tam dökülmemişti.
Sonbahar daha bitmemişti.
Kalan yapraklar sararmıştı...
 
Mevsim Sonbahardı.
Kar yağmıştı.
Kış erken başlamıştı.
Sonbahar kışı yaşamaktaydı...

Ankara'nın her zaman.
Sonbaharı güzel olurdu.
Bu kez ilk defa.
Güzel olmaktaydı Kışı da...

Ülkü Tamer ne de güzel. 
Dizelerinde ifade etmişti.
Ve bu durumu özetlemişti:

Yazın bittiği her yerde söylenir
Böyle kırmızı kalkan görülmemiştir
Ölüleri örten yapraklardan başka
Çünkü sahiden yaz bitmiştir.


Ankara'da Sonbahar Kışı Fotoğraflarım:

.

21 Kasım 2024 Perşembe

AYDEDE BATTI...

 

- 15-16 Kasım 2024, Ankara ve Zara -

N'eylersin ölüm herkesin başında
Uyudun uyanmadın olacak
Kim bilir nerede, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak
Taht misali o musalla taşında

                          Cahit Sıtkı Tarancı

....................

Geçen hafta.
15 Kasım Cuma sabahında.
Uyandım gün doğmadan daha.
Sabahın karanlığında...

Ay, devrini tamamlamıştı.
Batı yönünde batmaktaydı.
Güzel bir görüntü vardı.
Dünyayı selamlamaktaydı...

Sabah saat 08'de telefonum çaldı.
Lise arkadaşım bir süredir hastaydı.
Ahmet arkadaşımın oğlu telefondaydı.
Ahmet Şenol kardeşim gece sabaha karşı.
Yaşam süresini tamamlamıştı...

Ay'ın ufkumuzdan ayrıldığı sıralarda.
Ahmet de veda etmişti dünyamıza.
Bu benzerliği hatırladım.
60 yıllık hatıraları anımsadım...

Liseye ayni yıllarda girmiştik.
Ayni sene mezun olmuştuk.
Ticaret Akademisine girmişti.
Üniversite öğrenciliği sırasında.
Çalışmıştı Esenboğa Havaalanında.
Hava Trafik Kontrol departmanında...

Sonra da girmişti Lojistik işine.
Yurt dışında ve yurt içinde.
Nakliyelere Gemi ve TIR'larla.
Gelmişti çok iyi pozisyonlara...

Emekli olduktan sonra da.
Sık sık buluştuk onunla.
Lise grubu toplantılarımızda.
Ve çok sayıda seyahatlarımızda...

Uzun zamandır Mersin'de yaşıyordu.
Bir süredir rahatsızdı.
Tedavi görüyordu.
Son zamanlarda durumu bozulmuştu...

Sivas Tıp Fakültesine kaldırılmıştı.
Üç gündür telefonlara yanıt vermiyordu.
Oğlu telefonla beni aradı.
Durumunun iyi olmadığının anlattı...

Bir gün sonra da.
Sabah erkenden telefon açtı.
Aydede batmıştı.
Ahmet dünyamızdan ayrılmıştı...

Çok iyi bir insandı.
Çok da iyi bir arkadaştı.
Sivas'lıydı.
Zara doğumluydu...

Gençliği Yenimahalle'de geçmişti.
Mustafa Kemal Liseliydi.
Kültürlü, aydın bir gençti.
Atatürk sevdalısı bir Devrimciydi.

İlk otobüsle yola çıktık.
Zara'ya ulaştık.
Tüm Zara halkı cenazedeydi.
Orada sadık yari toprağa verildi...

Bizler, kadim bir arkadaşımızı.
Sivas,  tutkulu bir Yiğidosunu.
Memleket, aydın bir yurttaşını.
Zara, iyi bir sevdalısını kaybetmişti... 

Ayni günün gecesinde.
Hareket ettik Ankara'ya otobüsle.
Gecenin yarısında Sivas kırsalında.
Dolunay yine sisler arasındaydı.
Ahmet yukarıdan bize el sallamaktaydı...


Ahmet Şenol Fotoğrafları:

14 Kasım 2024 Perşembe

ANKARADA SONBAHAR...

 

- 1-31 Ekim 2024, Ankara -

Fani ömür biter, bir uzun sonbahar olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, tarumar olur.
Mevsim boyunca kendini hissettirir veda;
Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir.
Günler hazinleşir, geceler uhrevileşir,
Teşrinlerin bu hüznü geçer ta iliklere.
Anlar ki yolcu yol görünür selviliklere

                               Yahya Kemal Beyatlı

....................


Ankara'nın en çok.
İstanbul'a dönüşünü.
Severmiş Yahya Kemal...

Bence,
Ankara'nın en güzel yanı.
Sonbaharı...

Ankara'da kara iklimi vardır.
Kışları soğuktur.
Yazları da kuraktır.
Ve de oldukça sıcaktır...

İnse de ilk bahar.
Ankara'nın sisli yamaçlarına
.
Sonbahar yine de.
En güzel mevsimidir bence...

Ne soğuktur, ne de sıcak.
Yağmur yağar ağır aksak.
Bayılırım Ankara'da.
Sonbaharın sarısına.
Doyum olmaz gecelerinin de tadına...

Ankara'daydım Ekim ve Kasım'da.
Gezdim iki ay boyunca.
Ilık bir havada.
Pastırma yazı kıvamında.
Sarı ve turuncu ortamda...

Dağ ve tepelerinde.
Park ve bahçelerinde.
Dolaştım.
Sonbaharın keyfini yaşadım...

Şair Turgut Uyar.
"Eylül toparlanıp gider" der.
"Ekim filan da toparlanır".
Ve gider işte...

Ayni şair dizelerinde.
Soruyor serçeye:

Sonbahar gidiyor serçe
Yuvanı ne yapacaksın?
Ayva çiçek açmadan önce.
Meyvelerin içi geçecek
Rüzgâr başka çeşit esecek
Yağmurlarla ıslanacaksın.
Halbuki ne kadar sıcaksın...


Rüzgar farklı esiyor olsa da.
Islansanız da yağmurunda.
Bir başka güzel buralarda.
Sonbahar Ankara'da...

Nasıl güzel olmasın ki.
Cumhuriyetimiz de.
Kurulmuş burada.
29 Ekim'de Ankara'da...

Atamız da.
Anılıyor burada.
10 Kasımlarda.

.

10 Kasım 2024 Pazar

YMKL 60. YIL...

 

- 7-9 Kasım 2024, Yenimahalle-Ankara -

Ankara Yenimahalle'deki.
Mustafa Kemal Lise'mizi. (YMKL)
1964'te bitirmiştik.
18'imize gelmiştik.
Artık Üniversiteye gidecektik...

Yenimahalle bir memur yerleşkesiydi.
Yoklukta hemen herkes eşitti.
Sonsuzdu arkadaşların sevgisi.
Dostluğun yoktu vergisi...

Çoğumuz birbirini tanırdı.
Paylaşımlarımız ortaktı.
Vedalaştık, ayrıldık.
Bir kısmımız Üniversiteye başladık.
Bir bölümümüz de hemen işe atıldık...

Zamanla ayrı kaldık.
Yaşamın zorluklarına daldık.
Çoluk çocuğa kavuştuk.
Birbirimizi unuttuk...

Sonra, çıktı ortaya.
Sosyal medya.
Bir-iki öncü kişi.
Birleştirdi yavaş yavaş bizi...

15 yıldan bu yana.
Her sene iki defa.
Geliyoruz bir araya.
Önce Ankara'da Okulumuzda.
Sonra da başka bir zamanda.
Buluşuyoruz İstanbul'da...

10 yıl önce de gelmiştik bir araya.
Mezuniyetimizin 50. yılında.
Önce yine buluşmuştuk Okulumuzda.
Sonra da gitmiştik Beypazarı'na...

Bu kez yine buluştuk Okulda.
On yaş daha almış olsak da.
Saçlar bembeyaz olsa da.
80'li yaşlara gelmiş olsak da...

Okul Kütüphanesinde toplandık.
Öğretmenlerle bir arada olduk.
Sınıflara dağıldık.
Öğrencilerin sınıflarına girdik..
Onlara deneyimlerimizi aktardık...

Sonra, kuruluşu 1964 yılı.
Yenimahalle'nin tarihi restoranı.
Çalıkuşu buluşması.
Neşe içinde Palamut haşlaması...

Öğlen sonrası.
Haymana'ya doğru yola çıkılması.
Bonjur Otelde konaklanması.
Eski anıların hatırlanması.
Aramızdan ayrılanların anılması... 

Bu yaşta.
İsviçre'de kayak yapacak değiliz ya.
Yorulduk yıllar boyunca.
Dinleneceğiz biraz da Kaplıcada...


YMKL 60. yıl Toplantı Fotoğrafları:

.

2 Kasım 2024 Cumartesi

OTOMOBİL AMBLEMLERİ...


- Çeşitli Otomobil Amblemleri -


Küçük ölçekliler haricine
Hemen her kuruluş sahiptir bir Simge'ye.
Ya da bir Amblem'e.
Ve yanında bir de Logo'ya...

Amblem ve Logo farklı şeylerdir.
Amblem, özgün bir şekildir.
Logo ise özgün bir yazı biçimidir.
Örneğin THY'nın bir Amblemi vardır.
Bir de Turkish Airlines yazısına sahiptir...


Ülke ya da Dünya çapında.
Tanınmış kuruluşlar da.
Bilinirler çok kişinin bildiği Logolar'la.
Ve tanıdığı Simgeler ve Amblemlerle...



Bu uluslararası LogolarAmblemler.
Önemli sanatçılara çizdirilirler.
Oldukça büyük de paralar harcanır.
Ve büyük reklamlarla tanıtımları yapılır...

Zamanla bu Amblem ve Logolar.
Hemen her yerde karşımıza çıkar.
Bilinç altınıza yerleştirilirler.
Giderek bizlere ezberletilirler...

Burgerler, İçkiler, Beyaz Eşyalar
Kafeler, Çikolatalar, Kolalar.
Giysiler önemli Oteller ve markalar.
Hep şekilleriyle hatırlanırlar...

Bunlardan bir bölümü de.
Tanınmış olan dünya ölçüsünde.
Otomobiller ve Amblemleridir.
Ve çoğumuzca ezbere bilinir...

Bu Amblemler çok önemlidir.
Bizlerin akıllarına nakşedilmiştir.
Otomobil seçimlerimizde de.
Rolleri vardır önemli ölçüde...

Bu logolar, amblemler.
Kolay kolay değiştirilmezler.
Ancak zaman içerisinde.
Uğrayabilirler küçük değişimlere...

Son üç-beş yılda.
Bu otomobil markalarında.
Düzenlemelere gidildi.
Minimalist değişimler gerçekleştirildi...

Önceki eğilim üç boyutlu amblemlerdi.
Şimdi bu 3D amblemlerden vazgeçildi.
Şekil çok değişmese de daha basit, daha sade.
Geçildi iki boyut ve düz biçimli Amblemlere...

Yeni nesil elektrikli otomobillerle.
Karmaşık şekillerden stilize.
Basit ve tek düze amblemlerle.
Otomobiller hazırlanmakta geleceğe...

Amblemler yeni görünümleriyle.
Belki daha basit ve daha sade.
Ama daha güzel değiller bence.
Eskileriyle mukayese edildiğinde...



Otomobil Amblemlerindeki değişimler:

.

30 Ekim 2024 Çarşamba

CİN ALİ MÜZESİ...

 

- 27 Ekim 2024, Cin Ali Müzesi, Çankaya-Ankara -

68 Kuşağından olanlar pek bilmezler Cin Ali'yi. 

Bizler siyah önlük, beyaz yaka giymiş. 
Tam gün İlkokula gitmiş. 
Kırık, dökük sıralarda oturmuş. 
Yerli Mallar haftalarıyla büyümüş. 
Dik ve eğri çizgiler çizerek kalem tutmuş. 
Alfabede, A  At, B Bebek, J Jandarma ile okumaya başlamış. 
Karga karga gak dedi şiirini ezberlemiş.
Fasulye ve çöplerle saymayı öğrenmiş.
Toplamayı parmaklarımızla yapmış. 
Kargacık burgacık yazılar yazmış, 
Kayıp bir neslin çocuklarıyızdır...

1968'lerde okula başlayan tüm çocukların arkadaşıdır Cin Ali
Cin Ali'nin yaratıcıları Rasim ve Remziye Kaygusuz'dur. 
İkisi de Öğretmendir. 
İkisi de Köy Enstitülerinde yetişmiştir. 
Baba Rasim Kaygusuz 1926, Ayaş doğumludur. 
Çifteler Köy Enstitüsünde okumuştur. 
18 yaşında Dülgerlik (marangoz) sanatını da öğrenerek okuldan mezun olmuştur. 
Ramiz öğretmen çok beceriklidir. 
Köyünde çok başarılı işler gerçekleştirmiştir. 
Kendisini geliştirmek ister. 
Gazi Eğitim Enstitüsüne devam eder. 
1960 yılında Pedagoji bölümünden mezun olur. 

Cin Ali'nin annesi Remziye hanım ise 1927'de Rize'nin Fındıklı ilçesinin Hara köyünde doğmuştur. Okumayı çok istemektedir. Zorluklarla Beşikdüzü Köy Enstitüsüne kayıt yaptırır. 13-14 yaşında okulunu bitirir, tahta bavulu ile Okuldan ayrılır Hasanoğlan Köy Enstitüsüne kaydını yaptırır. Müziğe ilgisi çoktur. Keman çalmaktadır. Dikiş, nakış, terzilik, çocuk bakımı, ev idaresi öğrenmiştir. Son sene Okulu kapatılır, bir yıl sonra Ankara Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulundan diploma alır. 1950 yılında Ankara'nın Zirkayı köyüne atanır. Burada Rasim öğretmen ile Köy İlkokulunu yapımında çalışırlar. 1952'de de evlenirler. İki kızları olur. Uzun yıllar İlkokullarda çalışırlar. Rasim öğretmen hep birinci sınıfların öğretmenidir. Remziye öğretmen, Ankara Körler okulunda öğretmenidir.

Rasim öğretmen yaptığı ilk sınıf öğretmenliğinde tecrübelidir. Kendisi yaratıcıdır. Eğitim ve öğretimde yeni bir şeyler yaratmak istemektedir. Birinci sınıflar için Cin Ali kitabını  tasarlar. Yeni bir karakter yaratmıştır. Basit çizgilerle Cin Ali yaratılmıştır. Rasim ve Remziye öğretmenler Cin Ali'nin anne ve babalarıdır. İki kızları Selma ve Suna da kitaplarda Cin Ali'nin kız kardeşleridir. Tek heceli ve basit kelimelerle 10 tane ayrı kitap tasarlar. İlkokullarda bu eğitimin önü açılır. 1968'den sonra tüm okullarda bu kitaplarla eğitime başlanır. İlerleyen yıllarda Rasim öğretmen Çözümlü Alfabe, Oyunla Okuma Öğretimi, Resimli ve Hareketli Fişler, Çarpma ve Sayma Öğretimi gibi yeni yöntemleri de geliştirir. 47 yıl aralıksız İlkokullarda bu yöntemler uygulanır. 2005 yılında da yeni bir Eğitim sistemi uygulanmaya başlanır. Rasim öğretmen 1988'de, Remziye öğretmen ise 2017 senesinde aramızdan ayrılırlar. İki kızlarını iyi yetiştirmişlerdir. Nevin, Mimar olmuştur, ablası Nesrin ise Çocuk Doktorudur. El ele verirler. 2016 yılında Cin Ali Vakfı'nı oluştururlar. Bu Vakıf da 2019 yılında Cin Ali Müzesini yaşama geçirir. Cin Ali, Suna ve Selma karakter kardeşleri ile birlikte, eski anıları bu Müze'de canlandıracaktır.

Bülten sokaktaki bu Müze
Rehberler eşliğinde.
Keyifle gezilmekte...

Cumhuriyet'in bir bölümünde.
İlkokul eğitimine.
Getirilen yeni yöntemlerle.
Her şey güzel bir biçimde sergilenmekte...
 
Özellikle bu yöntemlerle.
Okumayı yazmayı öğrenenler ve
Cin Ali'yi ve sergilenenleri bu Müze'de.
Beğeniyle ve özlemle izlemekte...

Rasim ve Remziye öğretmenlerini de
Sevgiyle ve minnetle yad etmekte...


Cin Ali Müzesi Fotoğraflarım:

.

24 Ekim 2024 Perşembe

BESTEKAR SOKAĞI...

 

- 22 Ekim 2024, Çankaya-Ankara -

"Bestekar Sokağı".
Buranın eski adı.
"Bestekar Caddesi".
İse yeni ismi...

Tunalı Hilmi Caddesi'nde başlıyor.
Güfte Caddesi'nde bitiyor.
Tunalı Hilmi Caddesi doğusunda.
Tunus Caddesi hemen batısında...

Remzi Oğuz Arık Mahallesinde.
Tunalı Hilmi Caddesinden.
Güfte Caddesi'ndeki bitimine.
Uzunluğu  yaklaşık 900 metre...

1950 öncesiydi.
Ankara henüz gelişmekteydi.
UlusYenişehir, Kızılay gelişmişti.
Kavaklıdere, daha bağlık-bahçelikti...

Caddeler açılıyordu.
Sokaklar yapılandırıyordu.
Evler, binalar inşa ediliyordu.
Yeni yerleşimler ortaya çıkıyordu...

Bunlardan birisi upuzun bir sokaktı.
Düzgün evler yapılmıştı.
Belki bir-iki Bakkalı vardı.
Sessiz, sakin bir sokaktı.
Sokağın sakinleri saygın insanlardı...

1950'li yıllardı.
Burada bir kadın Piyanist yaşadı.
Besteciydi, adı Nazife Güran'dı.
1921 doğumlu bir Cumhuriyet kadınıydı.

Cemal Reşit Rey'den dersler almıştı.
Berlin Müzik Akademisi'nde okumuştu.
Prof. Rudolph Schmidt ve
Prof. Paul Höffer Hocalarıydı...

İlk Konserini.
Berlin Radyosunda vermişti.
Besteleri Prag'da plak yapılmıştı.
Toplamda 1000 kadar eseri vardı...

1952'de Dr. Yılmaz Güran ile evlendi.
1953'de oğlu Ali Nusret dünyaya geldi.
Uzun süre bu sokakta yaşadı.
Bu sokakta besteler yaptı.
Burası Bestekar Sokak olarak anıldı...

Bestekar Caddesi zamanımızda.
Kesişip, son bulmakta Güfte sokakla.
Bestekar Caddesi önemli Ankara'da.
Özellikle Ankara'nın gece yaşamında...

Social Houselar, Night Kulüpler.
Tattoocular, Piercingciler.
Kuaförler, Manikür ve Pedikürcüler.
Mezeciler, Köfteciler, Burgerciler.
Oteller, Meyhaneler, İşkembeciler...

The Publar, Wafflecılar, Bistrolar.
Restoranlar, Balıkçılar, Kebapçılar.
Kafeler, Barlar, Şarap evleri, Pilavcılar.
Artık hepsi bu Bestekar Sokaktalar...


Yeni ve eski Bestekar Sokak Fotoğrafları:

Nazife Güran Kimdir (NTV Radyo'dan):

.

20 Ekim 2024 Pazar

ARTNOVA SANAT FUARI...

 

-18 Ekim 2024, Congresium-Ticaret Odası, Ankara -


ARTNOVA adı.
Bir Sanat Fuarı.
Düzenleniyor 4. kez Ankara'da.
Ticaret Odası Salonlarında...

Giriş katında.
Çok geniş bir alanda.
Bölmelerle ayrılmış bir sahada.
Yer ayrılmış çeşitli sanatçılara...

İç Mimari, Resim, Heykel, Grafik.
Dekoratif Sanatlar, Seramik.
El Sanatları ve Mimarlık.
Sanat ve Sanatçılarına açık...

Yaklaşık 900 sanatçı katılıyor.
Onların yapıtları sergileniyor.
Müzik dinletileri yapılıyor.
Tam 22 söyleşiye yer veriliyor...

Geniş ve düzgün bir alanda.
Renkli Sanat eserleri arasında.
Keyifle ve takdirle.
Dolaşılmakta büyük bir beğeniyle...

Bu Sanat Fuarı.
"Yeni Sanat Akımı".
Önderliğinde, Sanatçı ile.
Sanatseverleri yoğun biçimde.
Bir araya getirmekte...

Ne yazık ki.
Bu güzel sanat eserleri.
Dört gün süreyle görülmekte.
Sonra da maalesef bitmekte...
 

ArtNova Sanat Fuarı Fotoğraflarım:

.

16 Ekim 2024 Çarşamba

SARAÇOĞLU MAHALLESİ...

 

- 8 Ekim 2024, Kızılay-Ankara -

Şükrü Saraçoğlu.
1866, Ödemiş doğumlu.
Mekteb-i Mülkiye'de okudu.
İsviçre'de dört yıl bulundu.
Siyasi İlimler Akademisini bitirdi...

1919'da yurda döndü.
Milli Mücadele'ye katıldı.
Kuva-yı Milliye'de çalıştı.
İzmir İktisat Kongresinde bulundu.
Ödemiş Belediye Başkanlığı yaptı.
1923'te TBMM İzmir Mebusuydu...

Maarif, MaliyeAdalet.
Ve Dışişleri Bakanlıkları yaptı.
1942-46 arasında Başbakan'dı.
1948-50 arası TBMM Başkanıydı...

Cumhuriyet ilan edilmişti.
Ankara Başkent olmuştu.
Aradan 20 yıl geçmişti.
Ankara, oldukça gelişmişti...

Bakanlıklar, Resmi kurumlar.
Hastaneler, yeni yeni Okullar.
Ortaya çıkmıştı.
Memur sayısı oldukça artmıştı.
Memurların mesken sorunu vardı...

1940'larda Saraçoğlu Başbakandı.
Soruna çare aradı.
Yeni bir mahalle yaratılacaktı.
Kızılay'da bir arazi bulundu.
Mimar Paul Bonartz planladı...

1944 yılıydı.
Memurin Meskenlerinin temeli atıldı.
Proje iki yılda tamamlandı.
1946'da Saraçoğlu tarafından açıldı...

120 dönüm alana kurulmuştu.
Memurların konut sorunu sonlanmıştı.
75 bina planlanmıştı.
435 tane de Lojman yapılmıştı...

Bu bir ilk Toplu Konut projesiydi.
Park ve Sosyal alanları vardı.
Bir Okul da yapılmıştı.
Bir de Halk Kütüphanesi hazırdı...

Saraçoğlu Mahallesi.
Ankara'nın merkezindeydi.
Kızılay'daydı.
70 yılı aşkın kullanıldı...

Sonra boşaltıldı.
Çevre Şehircilik Bakanlığı.
Emlak Konut ve TOKİ.
Tarafından yeniden düzenlendi...

119 yeni konut yapıldı.
Konut tipleri, 1+1 den.
6+1'e kadar değişmekteydi.
104 dükkan, 164 Ofis yeri.
268 ticari ünite yeri bitirildi. 
Beş yıldızlı bir Otel planlandı...

Şimdi Saraçoğlu Mahallesi.
50 yaşın üstünde 210 tescilli ağacı.
Yolları, Parkları, Göleti, Meydanı.
Yürüyüş Parkuru, Restoranları.
Ve 48 dönüm yeşil alanı.
İle farklı bir biçimde yeniden açıldı...

Yeni bir düzenleme yapılmıştı.
Ama, eskinin havası var mıydı...


Saraçoğlu Mahallesi Fotoğraflarım:

.

12 Ekim 2024 Cumartesi

HACETTEPE 60. YIL...

 

- 5-6 Ekim 2024, Patalya Otel-Kızılcahamam -

Tam 60 yıl önce.
1964 senesinde.
Girmiştik Hacettepe'de.
Tıp ve Diş Fakülteleri'ne...

Mezun olmuştuk.
Doktor olmuştuk.
6 yılın sonunda.
1970 yılında...

10 yıl geçtiğinde.
1980 senesinde.
Toplanmıştık Kırmızı Anfi'de.
"Bizler" şiiriyle hep birlikte...

Aradan yıllar geçti.
2014'e gelindi.
İlk tanışmamızdan 50 yıl geçmişti.
Hepimiz emekli edilmişti...

Mütekaitler toplandık Antalya'da.
Çoğumuz gelmişti 70 yaşına.
"Tıbbi Atıklar" isimlendirilmesiyle.
Girmiştik pembe poşetler içine:

10 sene daha geçmişti.
80'li yaşlara gelinmişti.
Hepsi binlerce hasta iyileştirmişti.
Yine de bir araya gelindi...

Ama çoğu yaşlanmıştı.
Hepsinin saçı beyazlanmıştı.
Kiminin Tansiyonu vardı.
Kimine Stent takılmıştı.
Kimine de Bypass yapılmıştı...

Bir kısmı Diyabet hastasıydı.
Bir kısmının da Böbrek sorunu vardı.
Bir kısmının İşitmesi azdı.
Bir bölümünün Hareketi kısıtlıydı...

Tüm bu nedenlerle küçük bir grupla.
Kızılcahamam'da.
Otel Patalya'da.
Buluşuldu bu kez de bir Kaplıcada...

Mehmet Haberal yanımızdaydı.
İskender, açılışı yaptı. 
Tülay, 60 yılı anlattı.
Eyüp de 60 yılı fotoğrafladı.
Ahmet Kurtaran, Diş Hekimliğini tanıttı.

Neşeli bir toplantıydı.
İlhan, yine tatlı espiriler yaptı.
Hepimizi kucakladı.
Anılar bir birini kovaladı...

Gece, Ahmet Kurtaran önderliğinde.
Zeynep Koca solistliğinde
Ve Kanunda Vedat Koca eşliğinde.
Birlikteydik hep birlikte.
Türk Sanat Müziği ziyafetinde...

Nasıl Geçti Habersiz ile girildi.
Geçsin Günler, Haftalar söylendi.
Şimdi Uzaklardasın denildi.
Yine Bir Gülnihal'e eşlik edildi.
Hatırla Sevgilim dinlendi.
Ağlama Değmez Hayat terennüm edildi.
Eski Dostlar'la  da veda edildi...

Birbirimize doyulmamıştı.
Zamanımız da artık daralmıştı.
Bu kez mezuniyetimizin  55. yılını.
2025'de kutlama kararı alındı...


Http70'liler 60. yılı fotoğrafları:

Eski Dostlar Şarkımız:

.

6 Ekim 2024 Pazar

HAZİNE MÜZESİ...

 

- 24 Eylül 2024, Ulus-Ankara -


1924-25 yıllarıydı.
Atatürk, Cumhurbaşkanıydı.
Ulus'ta ilk Bakanlık binası.
Maliye Vekaleti olarak tasarlandı...

1928'de bina tamamlandı.
Bazı ekler yapıldı.
Maliye Bakanlığı.
Başvekillik binası.
Gümrük Müdürlüğü olarak kullanıldı...

Binanın en alt katı.
Hazine'ye ayrıldı.
Devletin önemli evrakları.
Altınları, paraları.
Senetleri, bonoları burada saklandı...

Sonra yıllar geçti.
Bir süre burası Ankara Valiliği'ydi.
2013 yılına gelindi.
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi.
ASBÜ'nin kullanımına verildi...

Burası yüz yıllık bir binaydı.
Restorasyonu tamamlandı.
"Hazine Müzesi" yapıldı.
13 Ekim 2021'de ziyarete açıldı...

Müze, binanın zemin katında.
Başlıyor ilk parayla Lidya'da.
Kutadgu Bilig'le devamında.
Devamı Osmanlı paralarıyla...

Müzenin en önemli yeri.
Kasa Dairesi.
Kalın duvarlarla çevrili.
2 m bir boşlukla çevrili içi.
Büyük bir oda iki katlı.
Kapısı kalın çelik yapılı...

Sürekli bir muhafız kapı dışında.
Kapı açılıyor üç farklı anahtarla.
Üç anahtar da farklı kişilerde.
Kapı açılmakta ancak üçü de
Bir araya geldiğinde...

Türkiye Cumhuriyeti.
En mahrem, en gizemli yeri.
Devletin tüm zenginliği.
Zamanında bu bölgede gizli...

Devletin elindeki.
Maddi varlıkların hepsi.
Burada iç borçlanma senetleri.
Tahvil, bono gibi kıymetli.
Ve bazı iktisadi sözleşmeleri.

Devlete ait altınlar, paralar.
Yabancı ülkelere ait banknotlar.
Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi. 
Ekonomik anlaşmalarBonolar.
Hep burada saklanmışlar...

Buraları bizlerden hiç kimse.
Görememiş uzunca bir süre.
Belki de.
Olmamış buradan haberi bile...

Günümüzde içine serbestçe giriyorsunuz.
Dolapları açıp, içine bakıyorsunuz.
Zamanında görkemli bir Hazine.
İçi bomboş günümüzde...


Hazine Müzesi Fotoğraflarım:

.

1 Ekim 2024 Salı

SAMSUN SAĞLIK MÜZESİ...

- 26 Eylül 2024, Samsun -

Samsun günümüzde.
Bir Tıbbi Alet üretim merkezi.
Bunun kökeni.
40 yıl öncesinde gizli:

40 yıl önce.
Bizler bozulan aletlerimizi bile.
Samsun'da onaracak yer arıyorduk.
Kolay kolay da bulamıyorduk...

Şu sıralarda.
Samsun'da.
44 gerçek Firma.
Tıbbi Alet yapımıyla uğraşmakta...

Samsun bu konuda.
Yani Cerrahi Alet yapımında.
Tutlingen, Almanya'da.
Ve Sialkot, Pakistan'dan sonra.
Tüm Dünyada üçüncü sırada...

2021 yılında Samsun'da.
Bir de Müze açıldı.
"Cerrahi El Aletleri
ve Sağlık Müzesi".
Adıyla 280 obje sergilenmeye başladı.

TC Devlet Demiryolları.
100 yıllık binası.
Lokomotif Onarım Atölyesi.
Bu amaçla seçildi...

1926 yapımı bir yapıydı.
Restorasyonları tamamlandı.
Müze, üç yıl önce açıldı.
1200 m2 kapalı alanı vardı...

Müzenin ilk girişinde.
Yer verilmiş Ortopediye.
Protez ve Ortezlerle.
Hareket Destek Sergisine...

Sonrasında Genel Cerrahi bölümüne.
Çeşitli Tıbbi aletlere.
Şırıngalara, Enjektörlere.
Klempler ve Bisturilere...

Sonra Diş Muayene Üniteleri.
Göz Muayene setleri.
KBB özel aletleri.
Hasta bakımı ve gereksinimleri...

Hasta Sandalyeleri, Masaj aletleri.
Koltuk Değnekleri, Hasta Sedyeleri.
Ekartörler, Keskiler, Bistüriler.
Enjektörler, tümü bu Müzedeler...

Yer verilmiş son bölümde.
Samsun Cerrahi El Aletleri Sanayisine.
44 Fabrikanın titiz üretimlerine.
Ve onların kaliteli örneklerine...

Samsun, bu el emeği, göz nuru.
Çağdaş üretim uygulamaları ile.
Dünya çapındaki ünüyle.
Ülkemizin önemli bir sanayi kuruluşu...


Samsun Sağlık Müzesi Fotoğraflarım:

.