YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
Sigara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sigara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2023 Pazartesi

YENİCE SİGARASI...

 



Bulgarca söylenişi Enidje.
Almanca söylenişi Yenidze.
Yunanca söylenişi Yanniça.
Osmanlıca, Yenice-i Vardar.
Türkçesi de Yenice...

Şimdi Yunanistan'daki Yenice.
1387 senesinde.
I. Sultan Murat döneminde.
Katılmış Osmanlı Devletine...

Burası 1912 yılında.
Balkan Savaşı sırasında.
Elden çıkmış.
Ama tam 525 yıl bizde kalmış...

Osmanlı Döneminde.
Yenice.
Bağlıydı Selanik Vilayetine.
Ve de ünlüydü Tütün'üyle...

1900 yılı başlarında.
O zamanlar Almanya'da.
Dresden şehrinin  merkezinde.
Ve Elbe nehri sahilinde.
Başlanır bir Fabrika projesine.

Fabrika Mimarı, düzenleyicisi. 
Martin Hammitzsch idi.
Ve Adolf Hitler'in kız kardeşi.
Angela Hitler ile evliydi...

Fabrika yapımı 1909'da bitti.
Bir Cami gibi inşa edilmişti.
On katlı ve tek minareliydi.
Kubbe yüksekliği 20 metreydi.
Ve 600 pencereliydi...

Bu yapı.
Almanya'nın ilk 10 katlı.
Binasıydı ve Mimarı,
Bu yapı Cami'yi anımsattığı.
İçin Nazi Almanyası.
Döneminde Mimarlar Odası.
Kararıyla meslekten atıldı...

Almanya 1899 senesinde.
Fabrikada çalıştırılmak üzere.
Osmanlı'dan Sigara uzmanları istemişti.
Ve 7 Uzman Almanya'ya gelmişti...

Böylece, bu 7 kişi.
Tarihte Almanya'ya gelen.
İlk Türk işçileriydi ve hepsi.
Oldukça önemli eğitimler verdi...

Tütün, Osmanlı'dan alınıyordu.
Dresden'de bu Fabrikaya geliyordu.
Burada 7 Türk Uzmanı gözetiminde.
Sigara imal ediliyordu...

Fabrika Kubbesinin etrafında.
"YENİDZE"(Yenice) yazısı vardı.
Çatısında da.
"Salem Aleikum" yazardı...

Bu Fabrikada.
"Salem Aleikum" ve "Salem Gold".
Sigaraları üretilirdi.
Güzel kutularda satışa verilirdi...

Bu sigaralar Osmanlı döneminde.
YENİDJE ismiyle.
Sonrasında Türkiye Cumhuriyeti'nde.
İnhisarlar İdaresi'nce.
YENİCE adıyla üretildi ve tüketildi...

Dresden'deki Fabrika.
II. Dünya Savaşında.
Bombalandı, hasar aldı, onarıldı.
Ancak 1954'e kadar üretim yaptı.
Sonrasında da kapandı.

Günümüzde burası.
Bir genel Büro binası.
Cam kubbeli kısmı Restoran.
Rengarenk kubbesi ışıklı.
Ve Dresden'in alamet-i farikası...

Dresden eski sigara Fabrikası.
İsim hakkını ABD satın aldı.
Ve meşhur SALEM sigarasını.
Üretti ve uzun yıllar çok sattı...

Kare biçimli, karton kutulu.
Tekel'in YENİCE sigarası.
Uzun yıllar beğeni ile kullanıldı.
1960'lardan sonra satışı azaldı.
Tiryakiler de Yenice'yi bırakmıştı.
Çoktan SALEM'e alışmıştı...

Yunanistan Yenice'sindeki Türkler.
1924'de Türkiye'ye göç ettiler.
Samsun-Alaçam'da bir köye yerleştiler.
Bu köye de Yenice adını verdiler...

Uzun yıllar tütün ürettiler.
Üretimlerini Tekel İdaresine verdiler.
Köprünün altından nice sular aktı.
Sonunda ne SAMSUN sigarası.
Ne Bafra ve ne de YENİCE kaldı...



Yenice ile ilgili Fotoğraflar:
(Tümü internetten alınmıştır)
.

1 Ekim 2014 Çarşamba

SAMSUN REGİE FABRİKASI...


Osmanlı İmparatorluğu.
Dış borç ödemelerini durdurduğunu.
İlân ettiğinin ertesinde.
Ortaya çıktı kısaca Regie ismiyle...

"Memalik-i Osmaniye Duhanları 
Müşterek’ül Menfaa Reji Şirketi".
Yani "Osmanlı İmparatorluğu Tütünleri 
Kazanç Ortaklığı Tekeli Şirketi"...

Regie, kuruldu Osmanlı, Alman ve Avusturya.
Bankaları ortaklığıyla 1883 yılında.
4.5 milyon Osmanlı Lirası sermayeyle.
Osmanlı’nın mali iflasını izleyen dönemde...

Tütün ve sigara vergilendirilecek.
Elde edilen gelirle de.
Dış borçların bir bölümü.
Bununla ödenecekti...

Tütün Fabrikaları kuruldu hızla.
Önce 1884'te İstanbul'da.
Sonra 1887 yılında Samsun'da.
Ve 1895'de de İzmir ve Adana'da...

Hızla üretime başladı.
Bu fabrikalar.
Kısa sürede.
Epey yol aldılar...

Örneğin daha ilk on yılda.
500 işçi ve 12 uzmanla.
Üretilmiştir 60 ton sigara.
Yalnızca Samsun Regie Fabrikası'nda...

Tütün iyi bir gelir kaynağıydı.
1 milyon kilo işlenmişti 1905 yılında.
Ödeniyordu borçlar da.
Büyük bir hızla...

Reji'nin kaldırılması düşünülür.
1911 yılında.
Ancak kalır bu karar yarıda.
Balkan Savaşı'nın çıkmasıyla...

Uzatılır imtiyazlar.
Reji şirketiyle.
1913 tarihli bir protokol ile.
15 yıl süreyle...

Cumhuriyet'in ilanının ertesinde.
13 Haziran 1923 İzmir İktisat Kongresi'nde.
İmtiyazlar yeniden gözden geçirilir.
Tütün vergisi kaldırılır oy birliğiyle...

1925 senesinde de.
Osmanlı'nın Tütün Reji'si.
Satın alınarak 4 milyon TL'ye.
Reji devletleştirilir yeni Hükümetimizce...

Regie ismi değiştirilir.
İnhisarlar İdaresi'ne çevrilir.
Daha sonraki senelerde de.
Tekel diye bilinecektir...

Cumhuriyet'ten sonra.
Sigara imalâtı devam eder.
Samsun'da.
Samsun Tütün Fabrikası'nda...

Kulüp, Birinci, Bafra,
Bahar, Asker, Yenice.
Samsun filtreli ve filtresiz sigara.
Üretilir yıllarca özenle burada...

Üretim durdurulur.
Bu fabrikada.
1994 yılında.
Tam 107 yıl sonra...

Uzun süre boş kalır.
Tinercilere mekân olur.
Sonra karar alınır.
Buraya bir AVM yapılacaktır...

100 yıllık üretimden sonra.
50 milyon TL'lik bir yatırımla.
45 önemli "marka"sıyla.

26 Haziran 2008 Perşembe

YAK Bİ SAMSUN...


Türkiye bir zamanlar önemli bir tütün ülkesiydi.
Türk tütününün en kalitelisi, başta Samsun olmak üzere Sinop, Gerze, İzmir ve Manisa’da üretilirdi.
Çocukluğumda, Samsun halkının büyük çoğunluğunun geçimi tütünle olurdu.
Şehrin çok yakınındaki köylerde, Bafra ve Alaçam’da müthiş güzel tütünler üretilirdi.

Tütün üretimi, emek yoğun ve zor bir işti.
Bütün aile bireyleri hemen yıl boyu bu işle uğraşırdı.
Fideler hazırlanır, baharda tek tek toprağa dikilir, zamanı gelince özenle toplanır, ipe geçirilir, güneşte kurutulur, balyalanır ve merakla fiyat belirlenmesi beklenirdi...

O dönemlerde Samsun’daki tek fabrika, tütün fabrikasıydı.
Kentin tam merkezinde Gazi caddesi üzerindeydi
Fabrika, yolun deniz tarafındaydı.
Tütün depoları ise dağ tarafında bulunurdu.
Bu yapılar caddenin iki yanında betondan yapılmış yüksek ve dar bir koridor oluştururdu.
Bu caddeden ne zaman geçsem, fabrikanın gürültüsü ve sigaranın keskin kokusu beni çok rahatsız ederdi.
Bu nedenle oradan geçeceksem yönümü hep değiştirirdim.
Çoğunluğu kadın birçok işçi burada çalışırdı.
II. Dünya Savaşından kalma bir usulle, fabrikanın sirenleri sabah, öğlen ve akşam saatlerinde tüm şehirden duyulacak şekilde çalardı...

O dönemde çoğu kişide kol saati olmadığı için, saatler fabrikanın siren sesi ile öğrenilirdi.
Bu fabrikada güzel karton kutular içerisinde Samsun, Bafra, Yenice, Bahar, Gelincik ve Kulüp sigaraları üretilirdi.
Bu sigaralar “İnhisarlar İdaresi” tarafından tüm yurtta satışa sunulurdu.
Büyüklerimiz de büyük keyifle bu sigaraları tüttürürlerdi...

O dönemde yabancı sigaraların ülkede satılması yasaktı.
Sonra dönem değişti.
Önce karton kutular ortadan kalktı.
Jelatin paketler ortaya çıktı.
Sonra bunlara filtre eklendi.
Uzun Samsun, kısa Samsun lafları ortaya çıktı...

Yurtdışında üretilen “Efes” diye bir sigara ortaya çıktı.
Alamancı vatandaşlarımız yanlarında “HB” getirmeye başladılar.
Sonra kaçak “Marlboro”lar sökün etti.
Ortam karıştı...

Tiryakiler yine de “Maltepe”yle, “Tokat”la bu karışıklığa direndiler.
Sonra “Salem”ler, “Chesterfield”ler bilinmeyen bir yöntemle serbest kaldılar.
Sonra tütünün üretimine tüm ülkede denetim getirildi.
Artık herkes istediği gibi tütün ekemeyecekti.
Sınırlı yerde üretim yapılacaktı.
Birkaç yıldır Samsun halkı tütün ekimini sonlandırdı.
Kentin ortasındaki fabrika boşaltıldı.
Sirenleri zaten uzun zamandır çalmıyordu.
Gazi caddesindeki koridorda makine gürültüleri kesildi.
Artık tütün kokusu da duyulmuyor...

Belediye, bu güzelim yapıları ne yapayım diye düşünüyor.
Belediye bu binaları ne yapayım diye düşünüp dursun, sizler de Avrupa Futbol Şampiyonasının heyecanına kapılmış gidiyorken 24 Haziran günü ülkede önemli bir gelişme oldu.

1862 den beri millî bir kuruluşumuz olan “Tekel” İdaremiz.
Açılan bir ihale ile.
1.72 milyar dolara tüm varlığı ile.
Satıldı “British American Tobacco” şirketine...

Gazeteler yazmadı.
Açın bakın yazmadı.
Sizler de herhalde.
Millî takımın tur atlamasının gürültüsü nedeniyle.
Duymadınız, benden haber vermesi…

Tekel’in satıldığına mı üzülürsünüz.
Yoksa gelen 1.72 milyar dolara mı sevinirsiniz bilemem.
Atatürk’ün kurtuluş savaşını başlattığı Samsun da.
Artık bir tütün kenti değil zaten...


Eski Sigara paketleri için lütfen tıklayınız :

26 Kasım 2007 Pazartesi

BİN DOST AZ, BİR DÜŞMAN ÇOK...



Güzel bir Gaziantep Atasözümüz
Bin dost az, bir düşman çok” diyor.

Bunca dostumuzun olduğu şu dünyada hiç düşmanımız yok mu acaba? Kanımca var! Neyse ki bir tane!.. 

Ancak, atasözümüzün de vurguladığı gibi bu bir tane düşman bile çok... Üstelik çoğumuz onu hala iyi bir dost belleyip, yanımızdan ayırmıyoruz. Aşık Veysel Dost dost diye nicesine sarıldım diyor. Bizler de sıkıntıları, günlük sorunlar içerisinde dost edinmişiz bunu... Dostluğuna da öylesine inanmışız ki, bir türlü söküp atamıyoruz içimizden. Bu müşterek dost görünen düşmanımızın ismi Sigara”.

Öncelikle belirtmeliyim ki benim hiçbir zaman dostum olmadı bu nebat. Aksine, meslek yaşantımda düşmanlığına çok tanık oldum, dumanının etkilerini yakından izledim... Gördüğümüz gırtlak kanserli hastalarımızın tümünün sigara içiyor olması herhalde bir rastlantı değildi. Bu hastaların, hastalıklarının önemini anladıktan sonra sigaraya veda etmeleri, onlara bu çok önemli organlarını geri getirmelerine yetmiyordu. Çoğu organlarıyla birlikte bir süre sonra yaşamlarını da yitiriyor ve düşenin dostu da olmuyor” du...

Bin dost az diyor Atasözümüz değerli dostlar... Bir diğer Atasözümüz de Dost acı söyler diyor... Beni de bir dostunuz olarak kabul ederseniz son söyleyeceğim :

Dostunuzu da düşmanınızı da iyi tanıyın olacak.

Sevgilerimle...