YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
Rize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2009 Perşembe

FIRTINA PANSİYON...


Fırtına Deresi'nin hemen yanındadır Fırtına Pansiyon. 
Çamlıhemşin'de Şenyuva köyünde. 
Yol ile fırtına gibi akan bir derenin arasındaki arazide. 
 Burada 1910 yılında bir okul açılmıştır. 
Hemşin Terakki (ilerleme) ve Tevavün (yardımlaşma) Derneğince. 
Rüştiye yani Ortaokul mektebidir bu taş bina. 
Giderleri bu Dernek tarafından karşılanır. 
Monsieur Rober de bu Okulun İsviçreli Hocasıdır...
 
1916 yılında Rus istilası sırasında okul kapatılır. 
Uzun süre harap olarak kalır. 
Sonradan İlkokul olarak tekrar açılır. 
Öğrencileri Türkiyede çok önemli mevkilerde görev alırlar... 

Ancak yakın zamanlarda yörede okula gidecek öğrenci kalmaz. 
Haliyle okul kapanır. 
Uzunca bir süre boş kalır...
 
Bu arada arkadaşım Selçuk Güney OMÜ'den emekli olur. 
Sonra da gelip baba yurdu Şenyuva'ya yerleşir. 
Yakın zamanda bu Okul'a talip olur. 
Milli Eğitim Müdürlüğünden burayı kiralar. 
Bakımını yapar, güzelleştirir. 
Pansiyon yapar burayı. 
Turizmin ve turistlerin hizmetine açar...

Çamlıhemşin'e ne zaman gitsem burada kalırım. 
Bir aile işletmesidir burası. 
Selçuk, kardeşi Rukiye 
ve Annesi Havva Teyze birlikte 
Bu Pansiyonu işletirler. 
Temiz, samimi bir ortamda ve 
bir aile düzeni içinde.
Yabancısıyla, yerlisiyle... 

Değişik insanlarla bir arada güzel zaman geçirirsiniz. 
Müzisyeniyle, motorsikletcisiyle, fotoğrafcısıyla, dağcısıyla. 
Genciyle, yaşlısıyla, satıcısıyla, sanatcısıyla... 

Otellerin can sıkıcılığı burada yoktur. 
Samimi bir ortam yaratılmıştır. 
Bir aile gibi sofraya oturulur. 
Sofranın kurulmasına, kaldırılmasına bile yardım edilir. 
Yemek sonrası güzel sohbetler yapılır. 
Konuklarla tanışılır, dostluklar kurulur. 
Zeminde duyulan Hemşin müziği eşliğinde... 

Çamlıhemşin ve yöresi için merkezi bir yerdir burası. 
Fırtına Deresi'nin gürültüsü içerisinde uyursunuz. 
Sal, Pokut, Ayder, Çat, Kito, Elevit, Palovit, Amlakit gibi 
birçok yaylaya günübirlik gidip dönebilirsiniz. 
Birkaç günlük dağ yürüyüşleri yapabilirsiniz. 
Biri birinden güzel konaklarını gezebilir, 
yörenin güzel insanları ile doyumsuz sohbetler yapabilirsiniz. 

Sonuç olarak soluklanması gereken bir yerdir 
Fırtına Pansiyon. Hemşin yöresine yapılacak gezilerde... 


25 Mart 2008 Salı

FIRTINA DERESİ...

2001 yılı yaz aylarında Rize-Çamlıhemşin’e gitmiştim. Orada Samsun’dan arkadaşım Selçuk Güney’in Fırtına Deresi içindeki “Fırtına Pansiyonu”nda kalmıştım. Yol ile Fırtına Deresi arasında yer alan bu pansiyon huzur dolu bir ortamdı. Geceleri Fırtına Dersinin gürültüsü içerisinde uyuyordunuz. Sabah uyanıp, yanına gittiğinizde de koca taşlar arasından tüm heybetiyle gürül gürül akan Fırtına Deresi “günaydın” diyordu size…

O günlerde Fırtına Deresi üzerine baraj yapılması gündemdeydi. Projeler tamamlanmış, greyderler gelmiş hatta birçok ağaç kesilmişti bile... Ancak çevre halkı burada baraj yapımına tümden karşı idi. Milyonlarca yıllardan beri tüm Kaçkarların suyunu denize taşıyan bu vadiye set çekilmesini, Fırtına’ya dizgin vurulmasını kabul edemiyorlardı.

Her sabah olduğu gibi o sabah da erkenden Fırtına kıyısına idim. Etrafta benden başka kimse yoktu.

Güneş yavaş yavaş sökün ederken, Fırtına Deresinin görkemli çağıltısı içinde gönlümden gelen sese kulak verdim…

FIRTINA…

Fırtına, özgür akmalı,
Fırtına şelâleler yapmalı,
Fırtına uğuldamalı,
Hem de bu vadilerde çağlamalı

Fırtına, coşmalı taşmalı,
Fırtına gürlemeli ses yapmalı,
Fırtına kabarmalı, yatağına sığmamalı,
Köpürmeli göllenmeli kıvrılmalı koşmalı

Fırtına’da alabalıklar zıplamalı
Fırtına’da dere kuşları dalmalı
Fırtına, insanlarla birlikte olmalı
Fırtına, taş köprülerin altından akmalı

Fırtına,
Karadeniz’le kucaklaşmalı
Sözün kısası, Fırtına,
Yeşillikler içinde yaşamalı…


Fırtına Deresi videom için lütfen tıklayınız :

.