YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
Halkevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Halkevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2026 Pazar

SAMSUN HALKEVİ...

- Samsun Halkevi 1933, Samsun -

Ülkemizdeki Halkevlerine.
Yer vermiştim yakın bir tarihte.
Blog yazılarım içerisinde:

Bu kez de.
Samsun Halkevi'ne.
Değineceğim bu şehirde. 
Yaşadım uzun yıllar ben de...

İlkokula başlamıştım Samsun'da.
23 Nisan İlkokulu'nda.
1952 senesinde.
Bitirmiştim 1957'de...

Yılını tam hatırlamıyorum ama.
1952-57 yılları arasında.
Okulumuzun karşısında.
Bir yangın çıkmıştı.
Halkevi binası tümüyle yanmıştı...

Halkevi neyin nesiydi.
Ne işler yapardı, faydası neydi.
Çarpım tablosunu öğrenmiştik.
Ama o dönem Halkevi'ni bilmezdik... 

Ayni evde.
Daha Halkevi kurulmadan önce.
Samsun Türk Ocağı varmış.
1925 senesinde açılmış.
1932 yılına gelinmiş, adı değişmiş.
Samsun Halkevi'ne dönüşmüş...

Samsun Halkevi.
Türkiye'de ilk kurulan 14 Halkevi.
İçinden bir tanesi.
Ve kuruluşu 19 Şubat 1932 tarihi...

Samsun Halkevi'nin Dergisi.
"19 Mayıs" isimli.
İlk yayınlanma tarihi.
Kasım ayı ve 1935 senesi...

Her ayın 19'unda yayınlanmış.
Nisan 1950'de kapanmış.
Bu arada 114 sayı yayınlanmış.
Halkevi'nin faaliyetleri duyurulmuş...

Dergiye isim verilirken.
Günlerce düşünülmemiş.
Birçok kelimelerin uyumu ve
Anlamı arasında sıkışılmamış...

Ulusal Savaşımızda.
Samsun'un edindiği onur düşünülmüş.
19 Mayıs adı bulunmuş.
19 Mayıs dergiye simge isim olmuş...

19 Mayıs Dergisinin ilk sahibi:
Başkan Dr. Ertuğrul Baykal idi.
Neşriyat Müdürü C. Gültekin'di
Basıldığı yer Güneş Basımeviydi...

1936 senesinde Diş Hekimi.
Mümtaz Arkayın, Başkan seçildi.
1941'de Toprak Mahsulleri Müdürü. 
Osman Gürsoy Başkanlığa getirildi...

22 Şubat 1948'de.
Samsun Vilayetinde.
Kazalarında dokuz Halkevi ve 
Köylerinde 89 Halkodası görünmekte...

Samsun'un tüm kazalarında.
Alaçam, Vezirköprü, Çarşamba.
Ladik, Terme, Kavak, Havza.
Ve Bafra  Halkevleri bulunmakta...

Diğerleri gibi Samsun Halkevi.
Cumhuriyet İnkılap ve Rejimini.
Kurulmuştu konulan ilke ve amaçlar.
Doğrultusunda benimsetmek amacıyla...

Güzel Sanatlar, Kütüphane ve Yayın.
Dil, Edebiyat, Tarih, Sosyal Yardım.
Köycülük, Spor, Müze ve Sergi.
Temsil, Sinema, Halk Dershaneleri.
Samsun Halkevinin Şubeleriydi...

Bu şubeleriyle Samsun Halkevi.
Ulusal Devlet olma düşüncesini.
Samsun halkına benimsetmede öncü idi.
Kültürel, Sanatsal ve Eğitim ile ilgili.
Faaliyetlerine de hemen girişmişti.
Dergisinde de bunlara geniş yer vermişti...

Samsun'un tüm ilçelerinde Halkevi vardı.
Merkez ile bunlar arası ilişki sağlanmıştı.
Temsil, Spor, Edebiyat ve Köy kolları.
İlçelere gidip, faaliyetlerde bulunmuşlardı...

Samsun halkının içinde yer aldığı.
Çeşitli etkinliklerine katıldığı.
Eğlendiği, bilgilendiği, yararlandığı.
Bu güzelim organize milli yapı.

1951'de maalesef kapatıldı...


Samsun Halkevi Fotoğrafları (internetten):
.

14 Şubat 2026 Cumartesi

HALKEVLERİ...

 


"Bir mefkureye bağlananlar,
gayeleri uğurunda her türlü
zahmet ve fedakarlıktan zevk alacaklardır".

M. Kemal Atatürk
Türkocağı-Aydın 3.02.1931
....................

Osmanlı dönemi, 1912 yılıydı.
Balkan Savaşı vardı.
Türkçülük akımı yaygındı.
İkinci Meşrutiyet zamanı.
İttihat ve Terakki Fırkası kaynaklı.
Kuruldu Türk Ocakları...

Türk Ocakları, 1918 senesinde.
İstanbul'un işgaliyle.
Çalışamaz hale gelseler bile.
Aktiftiler Kurtuluş mücadelemizde...

Cumhuriyet ilanı sonrası.
Türk Ocakları yeniden açıldı.
Bu defa Ocak sayıları da artmıştı.
Ziya Gökalp, Reşit Galip adlı.
Aydınlar ve H. Suphi Tanrıöver,
Ahmet Ağaoğlu gibi Türkçüler.
Türk Ocakları'nda başa geldiler...

Türk Ocakları çalışmalarını.
Türk Dili ve Milli Tarih konuları.
Üzerinde yoğunlaştırdı.
Amaç halka Türk bilincini aşılamaktı...

10 Nisan 1931 Cuma.
Yapılan Türk Ocakları Kurultayında. 
Türk Ocakları'nın kendini feshetmesi.
Ve CHF ile birleşilmesi kararı verildi...

Cumhuriyet Halk Fırkası.
Üçüncü Olağan Kurultayı.
10-18 Mayıs 1931'de Ankara'da yapıldı.
Ve Halkevlerinin açılması kararlaştırıldı...

19 Şubat 1932 tarihinde.
Başta Ankara olmak üzere.
Tam 14 Vilayet merkezinde.
Halkevleri açıldı yapılan törenlerle...

Bunlar Afyon, Ankara, Aydın.
Bolu, Bursa, Çanakkale, Denizli.
Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul.
İzmir, Konya, Malaya ve Samsun'du...

Dr. Reşit Galip.
Halkevlerini kurma görevini almıştı
Halkevlerinin temel amacı.
Bir toplum (halk) projesi olmasıydı...

Cumhuriyetin halka anlatılması.
Getirdiği kazanımların tanıtılması.
Çağdaş bir toplum kurulması.
Birlik ve beraberliğin sağlanması.
Kültürlü bir toplum yaratılması.
Milli ülkülerin belletilmesi amaçlıydı...

İlk başta 14 olan Halkevi sayısı.
Yedi yıl sonra, 1939'da 373'e ulaştı.
Hepsinin de görkemli binaları vardı.
Kentlerde, ilçelerde organize olmuşlardı.
Belli programlarla toplanıyorlardı...

Konferanslar, Konserler, Sergiler.
Kurslar, Balolar, Temsiller, Resimler
Çeşitli Sporlar, Okumalar, Şiirler.
Bayramlar, Müze ve Kütüphaneler.
Halkevleri ile iç içeydiler... 

Bilim, Kültür, Edebiyat.
Müzik, Tarih, Spor, Sanat ile.
Bir araya geliyordu Halkevinde.
Anadolu Rönesansı ilkesiyle...

Epeyce yol alındı.
Kültürel devrim başlamıştı.
Atatürk, 1938'de aramızdan ayrılmıştı.
İnönü de bu devrime sahip çıkmıştı...

1950 senesiydi, 478 tane Halkevi.
4322 tane Halkodasına erişilmişti. 
İşler de oldukça iyiydi
Bu arada iktidar da el değiştirmişti...

8 Ağustos 1951 tarihinde.
Bir yasa teklifi kabul edildi TBMM'de.
11.09.1951'de Resmi Gazete'de.
Yayınlanan 5830 sayılı Kanun ile.
Tüm Halkevleri kapatıldı Türkiye genelinde.
Ve malları devredildi hazineye...

1960'tan sonra alınan bir kararla.
Yeniden açıldı Türk Kültür Derneği adıyla.
Olağanüstü Kurultay'da 21 Nisan 1963'te.
Yeniden dönüştürüldü Halkevlerine...

12 Eylül 1980 tarihinde. 
Halkevleri yeniden kapatıldı.
Tüm varlıklarına el konuldu.
Yargılamada tüm üyeler beraat etti...

Rahmetli babam da.
1933 yılında Sinop'ta.
Aktif bir üye idi Sinop Halkevi'nde.
Oynamıştı, rol almıştı çeşitli temsillerde:

"Köy Enstitüleri" projesi.
Cumhuriyetin bir Milli Eğitim hamlesiydi.
"Halk Evleri" düşüncesi.
Türk toplumu için Kültür yükselmesiydi...

Her iki hamle de çok güzel amaçlar haviydi.
Bu anlayış ancak 25 yıl devam edebildi.
1950'lere gelindi.
Her iki proje de maalesef sona erdi...


Halkevleri Fotoğraflarım (tümü internetten):
.

30 Ocak 2026 Cuma

ÖZ SOY OPERASI...

 

- 19  Haziran 1934, Halkevi-Ankara -


Yıllar süren savaşlar bitmişti.
Lozan anlaşması imzalanmıştı.
Cumhuriyet ilan edilmişti.
Yepyeni bir ülke meydana gelmişti...

Memleket harap ve bitap durumdaydı.
Osmanlı borçları devam etmekteydi.
Ekonomi iyi değildi.
İnsan kaynakları azalmıştı.
Okuma-yazma oranı çok azdı...

İlk on yılda epey yol alındı.
Toplumsal, kültürel, hukuki, iktisadi.
Tarımsal önemli düzenlemeler yapıldı.
Okullar, Üniversiteler açıldı...

Cumhuriyetin daha ilk yıllarında.
Eğitimde, tarımda, sporda, sağlıkta.
Bilimde, mühendislik ve sanatta.
Yurt dışına tam 170 öğrenci.
Birer kıvılcım olarak gönderildi.
Eğitimlerini aldı ve hepsi,.
Birer alev gibi geri gelmişti...

Cumhuriyetin 10. yılından.
Tam bir sene sonra, 1934 yılında.
İran Şehinşahı Rıza Pehlevi.
Türkiye'ye davet edilmişti...

Şah Rıza Pehlevi, Türkiye'de.
Bir ay kadar kalacaktı.
Ülkemizi gezip, gelişimleri görecekti.
Atatürk çok önemsiyordu bu ziyareti...

Ankara ziyaretinin son gününde.
Bir sürpriz yapmak istiyordu Pehlevi'ye.
Türk-İran dostluk ve kardeşliği.
İçin özgün bir Opera sergilenmeliydi...

Sorbonne Üniversitesi mezunu.
Münir Hayri Bey oyunun metnini yazacaktı.
Paris'te klasik müzik eğitimi tamamlamış.
A. Adnan Bey de bestesini yapacaktı.
Bu, ilk Türk Operası olacaktı.
Bunun için iki ay kadar bir zaman vardı...

Atatürk, bu Operanın konusunu belirledi.
Firdevsi'nin Şehname'sini seçmişti.
Şehnamede, Tur (kurt) ve İraç (aslan) isimli.
İkiz kardeşin dostluğu simgelenecekti...

31 yaşındaki Münir Hayri Bey.
Ve 27 yaşında Ahmed Adnan Bey.
Çalışmalara hemen başladılar.
Orkestra, Riyaseti Cumhur Bando heyeti.
Ve Koro, Ankara Kız Lisesi öğrencileri idi...

Liberettoyu Münir Hayri Bey yazdı.
Atatürk önemli bazı değişiklikler yaptı.
Ahmed Adnan Bey müziği besteledi.
Orkestra ve Koro defalarca bir araya geldi.
Dansları ve Koreografileri.  
Selim Sırrı Bey'in iki kızı yönetti.
B. Terbiyesi Enstitüsü öğrencileri dans etti. 

Ve iki ay çok kısa zamanda bitti.
19 Haziran günü Halkevi'ne gelindi.
Atatürk ve Şah, "Özsoy" isimli.
İlk Türk Operası'nı birlikte izledi...
 
Hakan Feridun rolünde 
Bariton, Nurullah Şevket Bey.
Hatun (Ulu Ana) rolünde
Soprano, Nimet Vahit Hanım.
Ve Ayşım rolünde de.
Soprano, Semiha Hanım oynuyorlardı.

Şehname'de Türk-İran dostluğu vurgulanır.
Oyunda, Hakan Feridun'un ikiz oğlu vardır.
Tur (Kurt) ve İraç (Aslan)'ın yolları ayrılır.
Hakan Feridun, onları birleşmeye çağırır.
Bu Türk-İran dostluğunu çağrıştırır...

Oyunun sonunda Tur (kurt) sorulunca.
Sahnedeki oyuncular Atatürk'ü gösterir.
İraç (aslan) sorulduğunda da.
Yanındaki Rıza Pehlevi işaret edilir...

Bu jest karşısında Şah çok duygulanır.
İran Şahı ayağa kalkar.
Ve Atatürk'e "kardeşim" der, sarılır.
İlk Türk Operası da böyle son bulur...

Daha sonra iki Devlet Başkanı.
Dışişleri Bakanlığına giderler.
Orada Türk-İran dostluğu temeli atılır.
Üç yıl sonra Sadabad Paktı imzalanır...

Birkaç yıl sonra Türkiye, İran.
Irak ve Afganistan.
Dördü bir araya gelirler.
Sadabad Paktı ile dostluklarını perçinler...

Hep "Yurtta Barış, Cihanda Barış".
Diyen Atatürk başarmıştır.
Sadabad Paktı kurulmuştur.
Dört ülke dostlukla birlikte olmuştur...

Köprünün altından sular akar.
İmzalanan kağıtlar rafa kalkar.
Herkes ebedi uykusuna yatar.
A. Adnan  Bey'in notaları baki kalır...

 
Özsoy Operası Fotoğrafları (Hepsi İnternetten):

Özsoy Operası anlatımı (Video):

.