YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
Kefeli Apartmanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kefeli Apartmanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2022 Perşembe

KEFELİ APARTMANI-2...

 

- Kefeli Apartmanı, Samsun -

İlk Apartman Samsun'da.
Kefeli Apartmanı'na.
Yer vermiştim Bloğumda.
2008 yılında:

Kefeli Ailesi.
Hayli eski.
Orta Asya kökenli.
Bir Türkmen sülalesi...

Asya'dan çıkmışlar yola.
Hazar Denizi kıyısı yoluyla.
Trabzon'un fethinden hemen sonra.
1480 yılında.
Gelip yerleşmişler Trabzon’a...

Kırtıl otu.
Karadeniz'de yetişen doğal bir ot.
Osmanlı Devleti.
Otlakların gelirini.
Toplamak için görevlendirmiş bu Aileyi...

Sürmene yaylaları ve çevresindeki.
Kırtıl Mera bedellerini.
Toplamakla görevlendirir.
Osmanlı devleti Kefeli Ailesini...

Bu ailenin adı.
Olmuş "Kırtıl Ağası".
Kırtıl bir doğal yaban otu.
Koyunlar bile yemez onu...

Aile iyi para kazanıyor.
Önce Batum'a geçiyor.
Burada zengin oluyor.
Sonra da tüm Karadeniz'e.
Ve İstanbul'a kadar yayılıyor...

Tüm hikaye.
Hayri Kefeli'nin 1890 senesinde.
Trabzon'un Sürmene'sinde.
Sürmene'nin de Kuçara köyünde.
Başlıyor, dünyaya gelmesiyle...

Babası Hacı İbrahim ve 
Annesi de Hamide.
Hayri Kefeli'nin kendisi de
Sahip 4 erkek ve 4 kız kardeşe...

Hayri Kefeli biraz büyüdüğünde.
Erzurum'da giriyor tekstil işine.
Bir Bulgar firması Braşova isminde.
Temsilcisi oluyor Türkiye'de.
Alış-verişleri iyi İran ile de...

İşler bozuluyor 1916 senesinde.
Ruslar'ın Erzurum'u işgal etmesiyle.
Haliyle Erzurum bırakılıyor.
Ve nakitlerle Samsun'a yerleşiliyor...

Hayri Kefeli, 26 yaşına geliyor.
Burada da kumaş işine devam ediyor.
Ayrıca emlâk alımına giriyor.
Rumlardan evler alıyor...

Hayri Kefeli, kısacası.
Samsun Emlâk Kralı'ydı.
Hatta o yıllarda Samsun'un yarısı.
Hayri Kefeli'nin sayılırdı... 

Kefeli Apartmanı.
Hayri Kefeli'nin yaptığı.
İlk yapı da.
Değil Samsun'da...

Kefeli Apartmanından önce.
Hayri Kefeli, Kilise yöresinde.
Numune Apartmanı ismiyle.
Yapıyor ailesinin oturacağı evi de...

Ayrıca yine bu sıralarda.
Bir Kilise arsası daha.
Alarak bir Apartman da.
Yapıyor oraya...

Kefeli Apartmanının yapımına.
Başlanmış 1933 yılında.
Bir Macar Mimar'la.
Ve bitirilmiş 1934 yılında...

Kefeli Apartmanı yapılmış.
Aradan beş yıl geçmiş.
1939 Erzincan depremi olmuş.
Deprem Samsun'u da sallamış...

Samsun Valisi'ni bir korku almış.
Kefeli Apartmanı acaba sağlam mıymış.
Bu durum Hayri Kefeli'nin canını sıkmış.
Hayatında ilk kez Ankara'ya gitmiş...

Ankara'da didinmiş, uğraşmış.
Mühendislere planları göstermiş.
Gerekli belgeleri almış.
Ve Apartmanı yıkımdan kurtarmış...

Hayri Kefeli'nin 5 çocuğu oluyor.
Kefeli Apartmanı'nda oturmuyor.
Kilise civarında bahçe içinde.
Rumlardan kalma bir evde yaşıyor...

Hayri Kefeli çalışkan ve ileri görüşlü.
İki oğlunu Robert Kolej'de okutuyor.
Daha sonra Üniversite eğitimleri için.
Onları gemiyle ABD'ye gönderiyor.
Bir kız çocuğunu da Üsküdar'da.
Amerikan Koleji'nde okutuyor...

Hayri Kefeli'nin en küçük çocuğu.
Namık Kefeli ismindeki oğlu.
1926 doğumlu.
Ve Samsun Lisesi mezunu...

Onu çok seviyor.
Çocukken ona okumayı öğretiyor.
Onu yanından hiç ayırmıyor.
1942 yılında İstanbul'a gönderiyor.

Namık Kefeli, İTİA'ya kaydoluyor.
Aile onu yalnız bırakmak istemiyor.
1943 yılında İstanbul'a göç ediliyor.
Namık Kefeli de 1946'da mezun oluyor...

Baba Hayri Kefeli bu arada.
Sultanhamam'da Hacapolo Han'da.
Kumaş işine devam ediyor.
Kazandığı parayı emlağa yatırıyor...

Oğlu Namık Kefeli de.
Ticaret Mektebi'ni bitirdiğinde.
Babasıyla birlikte.
Sultanhamam piyasasında.
Başlıyor çalışmaya...

Baba Hayri Kefeli'nin ölümüyle.
31 Ekim 1967 tarihinde.
Oğlu Namık Kefeli de.
Giriyor Akın Tekstil'e...

Aksu Battaniyeleri ve
Dinarsu Halıları bayilikleriyle.
Başlıyor satmaya tüm Türkiye'ye.
Halı ve battaniye...

Dede Hayri Kefeli'nin.
Ölümünden önce.
Oğlu Namık Kefeli'nin kızı. 
İpek Kefeli geliyor yeryüzüne...

Dede Hayri Kefeli.
Hayli çalışkan bir insanmış.
Çalışmaktan vakit bulup.
5 çocuğuna fazla vakit ayıramamış...

Torunu İpek'i çok severmiş.
İşinin arasında vakit ayırırmış.
Eve gelirmiş.
Bebek İpek'le vakit geçirirmiş...

Neyse.
Bitmiş hikaye.
Onlar ermiş muradına.
Bizler çıkalım kerevetine...


(Bu bilgilerin edinilmesinde, rahmetli Hayri Kefeli'nin oğlu sayın Namık Kefeli, torunu sevgili İpek Kefeli ile değerli dostum Y. Mim. Embiya Sancak'ın büyük katkıları olmuştur. Her üçüne de teşekkürlü bir borç bilirim)

Kefeli Apartmanı fotoğrafları :

14 Mart 2008 Cuma

KEFELİ APARTMANI...


Kefeli Apartmanı, çocukluğumuzda Samsun’un en görkemli yapısı idi.
1950’li yıllarda Samsun’un tümü 2-3 katlı evlerden oluşuyordu.
Apartman olarak 7 katlı bir tek “o” vardı...

Başkaca büyük yapı görmediğimiz için bizi çok etkilerdi.
Her önünden geçişimizde başımızı göğe kaldırır hayranlıkla incelerdik.
Benzerlerinin İstanbul’da olduğu söylenirdi.
Kentin ana geçiş yolu olan Irmak caddesi üzerinde bulunurdu...

Önünde şehir parkı vardı.
Görkemli Atatürk heykeli tam önünde bulunurdu.
Atatürk heykelinin en güzel resimleri hep Kefeli Apartmanına çıkılarak çekilmişti.
Atatürk heykelinin fotoğrafı deniz tarafından çekildiğinde ise tüm görkemiyle arkasında muhakkak Kefeli Apartmanı çıkar, sağındaki solundaki tek katlı lokantalar, pastaneler, dükkânların arasından tüm heybetiyle görüntü verirdi...


Yapı, 1930’lu yıllarda Hakkı Kefeli tarafından yaptırılmıştı.
Cumhuriyet döneminin Samsun’daki ilk görkemli binasıydı.
Samsun’un ilk apartmanı idi...

İlginç bir mimari yapısı vardı.
Ancak mimarını da, ustasını da, kalfasını da kimse bilmiyordu.
Yapının cephe düzeni, süsleme ve ayrıntıları 1920’lerin özelliklerini yansıtırdı.
Girişi ana cadde üzerinde değil bir arka sokaktaki Orhaniye geçidindendi.
Yüksek demir kapıdan içeri girildiğinde yan duvarlarda bal rengi ve lacivert karo seramikler karşılardı sizi…

Girişin iki yanında, duvara resmedilmiş 1934 tarihli büyük boy renkli iki tablo vardı.
Mozaik tabanlı merdivenler kıvrılarak sizi yukarı katlara taşırdı.
Birinci katta Avukat Cemalettin Bulak’ın yazıhanesi vardı.
Babam, emekli olduktan sonra bir süre burada çalışmıştı.
Bu nedenle büyük siyah deri koltuklarla döşeli bu katı iyi bilirdim.
Daha üst katlar o zamanlar ev olarak kullanılırdı.
Önünde manolya ağaçlı geniş bir park, Avusturya'lı heykeltraş Krippel tarafından 1933 yılında yapılmış olan görkemli Atatürk heykeli ve onun da önünde deniz bulunurdu.
O dönemlerde liman yapılmamış olduğu için sahil çok yakınındaydı.
Samsun’un o dönemde her halde en değerli yeri olmalıydı.

20 yıl sonra Samsun’a geldiğimde onun zavallı haline çok üzülmüştüm.
Yaşlanmıştı.
Bakımsız kalmıştı.
Yanında kendisinden büyük, kendisinden daha kalın gövdeli birçok binalar zuhur etmişti.
Onların arasında bir kibrit kutusu gibi kalmış, tüm görkemini yitirmişti.
Sanki bir gecekondu yapısı gibi kalmıştı.
Büyüteçle arasanız kendisini zor bulurdunuz...

İçinde barınan aile de kalmamıştı.
Tüm katları iş yeri olmuştu.
Girişteki tabloların boyaları dökülmüş, tozlanmıştı.
Merdivenler yıpranmış, mozaikler dökülmüş, merdiven demirleri ortaya çıkmıştı.
Bu taş bina, yılların yorgunluğuna yine de taş gibi dayanıyordu.

Önünden geçenler bu apartmanı artık fark etmeseler de.
Geçmiş görkemini bilmeseler de…




.