YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
Heykel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Heykel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2023 Pazar

PUCARA BOĞASI...

 

- 2 Aralık 2012, Çankaya-Ankara -

 Bir zamanlar Peru'da
 Peru'nun Pucara yaylasında.
 Uzun süreli bir kuraklık yaşanmış. 
 Yörede su kalmamış, kuyular kurumuş. 
 Sonra bir gün yerli bir köylü düşünmüş.
 Tanrı Pachakamaq'a kurban sunmaya karar vermiş.
 Yanına bir boğa almış.
 Pucaradaki kayaya tırmanmaya başlamış.
 Yağmur duası yapacakmış.
 Sonra da boğayı kurban edecekmiş. 
 Boğa, başına bir şeyler geleceğini anlamış. 
 Yukarı çıkmaya ve efendisine direnmiş. 
 Ama zirveye ulaşmışlar. 
 Boğa  boynuzları ile kayaya şiddetle vurmuş. 
 Şaşırtıcı bir şekilde oradan su fışkırmış.
 O kadar çok su fışkırmış ki köy hayatta kalmış. 
 Yöre halkı kuraklıktan kurtulmuş.
 Köye bereket gelmiş.
 Bu mucize karşısında köy halkı boğayı çok sevmiş. 
 Onu üstün bir varlık olarak belirlemiş.
 Bu durum çömlekçilere ilham vermiş. 
 Boğanın heykellerini yapmış, onları boyamışlar.
 Köylüler kavuşmuş muratlarına
 Seramik heykeller de çıkmış kiremitlere...
 

 Pucara, Peru'da.
 And dağlarında.
 Titicaca gölü yakınında.
 Bir köy yaylada...

 Torito (boğacık) de Pucara'nın.
 Ortaya çıkışının.
 Hikayesi.
 Yukarıda özetlendi...
 
 Pucara Bölgesi.
 Boğa simgesi.
 Ve Seramik heykelleri.
 Bölgenin özel bir halk sanatı eseri.
 
 Yıllardan beri.
 Rengarenk bu heykelleri.
 Yapmakta Pucara çömlekçileri.
 Ve bu, köyün önemli bir geliri...
 
 Pucara Belediyesi.
 Birlikte bir Projesi.
 Ve köyün on üretici Derneği.
 Birlikte bir Projesi.
 Bu Sergi...
 
 Yıllardır çeşitli ülkeleri.
 Ve şehirleri.
 Dolaşmakta.
 Bu sanat tanıtılmakta...
 
 Son olarak da.
 Açıldı Ankara'da.
 Çağdaş Sanatlar'da.
 Çankaya'da...
 
 Renkli mi renkli.
 Tam 17 tane Boğa heykelciği.
 Sergilenmekte.
 Peru Büyükelçiliği desteğiyle...
 
 
 Pucara Boğası Sergisi Fotoğraflarım:
 .

20 Mart 2022 Pazar

AFRİKA HEYKELLERİ-2...

 

- 19 Şubat 2022, Urla-İzmir -


Urla Sahne'deki.
Afrika Heykelleri Sergisini.
Anlatmıştım Bloğumda:

Yazımdan hemen sonra.
Sevgili Tamer Taşkın telefonla.
Davet etti beni evine bir çay içmeye.
Ve bahçesindeki heykelleri görmeye...

Urla Sahne'de.
Sergilenenlerin haricinde.
Yaklaşık 200 tane.
Afrika heykeli var evinin bahçesinde...

Sevgili Tamer Taşkın.
İlk kez 1985 yılında.
Gitmiş Afrika Kıtasına.
G. Afrika'ya gidişi de 1989'da...

Geçen bu 37 yıl aralığında.
150 seyahat yapmış Güney Afrika'ya.
Toplam 54 ülke var Afrika'da.
35 tanesini ziyaret etmiş bu arada... 

Tamer Taşkın'ın da katkılarıyla.
İlk Güney Afrika.
Başkonsolosluğu açılmış İstanbul'da.
1992 yılında...

Ayni yılın Eylül ayında.
Kendisi de atanmış Güney Afrika.
İzmir, Fahri Konsolosluğuna.
Büyükelçiliklerin açılması da. 
Bunlardan üç yıl sonrasında...

Sevgili Taşkın bu seyahatlerde.
Tanışmış ahşap ve taş heykellerle.
Yapılan Afrika'nın köylerinde.
Amatör heykel emekçileriyle...

Heykelleri çok beğenmiş.
Birkaçını yardım için satın almış.
Bunların İzmir'e nakli gerekmiş.
Ama bazı küçük sorunlar varmış...

Kırılmaması için kasalamak.
Onları konteynerlere koymak.
O köye bir vinç getirmek.
Tonlarca ağırlığı kaldırmak.
Sonra da bir kamyona yüklemek...

Kamyonun Harrare'ye gelmesi.
Konteynerin TIR'a yüklenmesi.
Zimbabwe'den yola çıkması.
G. Afrika'nın Durban şehrine.
Binlerce km yol gelmesi.
Orada gemiye yüklenmesi.
Durban'dan İstanbul'a gelmesi...

İstanbul'dan İzmir'e nakli.
Toplam 15 bin km yol geçilmesi.
Birçok bürokratik engelleri.
Aşmak ve yenmek gerekli...

Bunları İzmir'e nakletmek.
İzmir'de Gümrükten çekmek.
Vinçlerle tekrar TIR'a yüklemek.
Onları evin bahçesine getirmek.
Yine vinçlerle bahçeye indirmek.
Tüm bunların olması için en az.
3-4 ay beklemek gerek...

Neyse, tüm sorunlar çözülmüş.
Heykeller güç de olsa getirilmiş.
Üç-beş derken.
Önemli bir birikime erişilmiş...

Bunların bir bölümü de.
Evinin bahçesinde.
Ağaçlar, çimenler, çiçekler içinde.
Sergilenmekte.

Afrika'yı anımsatan biçimde...


Ev bahçesinde Afrika Heykelleri fotoğraflarım:
.

30 Nisan 2018 Pazartesi

ÇOBAN HEYKELTRAŞ...



- 28 Nisan 2018 Cumartesi, Kozak Yaylası -

Mustafa Yılmaz.
Bergama'dan.
Bergama'ya 40 km uzaktan.
Kozak Yaylası'nın Çamavlu Köyü'nden...

Yaşı 80'e gelmiş.
Ama daha iş bitmemiş.
Yetimoğlu lakabıyla tanınır.
Heykelci Mustafa olarak bilinir...

8 yaşında, 1947 senesinde.
Çamavlu köyüne yıllığı 5 TL'ye.
Çobanlık yapmak üzere.
Evlâtlık olarak verilmiş...

18 yaşına geldiğinde.
Evden atmışlar dışarıya.
Sığınmış Ünzile kızın ana evine.
Çobanlığa devam etmişler birlikte...

Okuma-yazma'yı Ankara'da.
Askerlik yaptığı sırada.
Zırhlı Birlikler'de Etimesgut'da.
Öğrenmiş Ali Okulu'nda...

Diploma Töreni'nde.
Varmış Celal Bayar da.
Adnan Menderes de.
Amerikan Elçileri de...

Ünzile kızla evlenmişler.
Mutlu bir yuva kurmuşlar.
İki kız, iki oğul yapmışlar.
8 torun sahibi olmuşlar...

Köyde Çeşme başları.
Mezar taşları.
Yapmakla işe başlamış.
1990'dan beri de heykel yontmuş...

Kozak Yaylası'nda.
Fıstık Kozalağı kadar olmasa da.
Granit taş.
Çok bol buralarda...

Granit, yontması da. 
İşlemesi de.
Çok zor bir taş.
Daha doğrusu taş gibi bir taş... 

Buna rağmen.
Mehmet Yılmaz.
Yılmadan, üşenmeden.
Kaçınmıyor bu taşı işlemekten...

Çalışıyor, çabalıyor.
Bıkmadan, üşenmeden üretiyor.
Heykeller, desenler yapıyor.
Evinde, bahçesinde bunları sergiliyor...

Bu yeteneğini köyün çevresinde.
3-5 kişi biliyor.
Sergi filan açmıyor.
Felsefik sanatsal yorumlar yapmıyor...

Mustafa Yılmaz, mütevazi.
80 yaşında ve renkli.
Bir heykelci.
Sözün özeti...


Çoban Heykeltraş Fotoğraflarım:
.