YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
Buenos Aires etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Buenos Aires etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2010 Cuma

CAFE TORTONİ...

Çıkmıştık Süleyman ile. 
Sabah gezisine. 
Buenos Aires’te… 

Otelimizin hemen yakınıydı. 
Süleyman gösterdi burayı. 
Bak, Yücel Abi...” dedi. 
Cafe Tortoni burası”...

Süleyman’ın kahve kültürü iyidir. 
Otantik kahvelere bayılır.
En büyük keyiflerinden birisidir. 
Oralarda oturup, havasını tatmak...

Sabahın eriydi, Kafe haliyle kapalıydı. 
Sokaklardan daha çöpler bile temizlenmemişti. 
Saat 09.00’da kenti gezecektik. 
İyi, bir ara gelir, kahvemizi içeriz” dedim...

Ertesi gün akşam üzeri geldik. 
Bir grup arkadaşımızla. 
Cafe Tortoni’ye… 

Önünde bir kalabalık. 
Millet kuyruğa girmiş. 
Sırasını bekliyor. 
Cafe Tortoni’ye girebilmek için… 

Biz de girdik sıraya. 
Belki 50 kişi var kuyrukta. 
Sırayla içeriye kabul ediyorlar. 
İçeriden çıkan olursa… 

Ayakta epey bekledik.
Sonra bizi de aldılar içeriye. 
İyi bir yer olduğu belli. 
Daha içeriye girerken… 

Bir binanın alt katında burası. 
Loş ışıklı. 
Yüksek tavanlı. 
Eski eşyalı… 

Meğerse 1858’de kurulmuş. 
Bir Fransız göçmeni tarafından. 
150 yıl önce. 
Buenos Aires’de ilk Cafe… 

Bir kültür yuvası. 
Ayni zamanda burası. 
Uğrak yeriymiş sanatçıların. 
Edebiyatçıların ve ressamların...

 Kimler uğramamış ki buraya. 
Garcia Lorca, Luis Borges, Carlos Gardel
Arthur Rubinstein, Albert Einstein, L. Pirandello
Hilary Clinton ve Kral Juan Carlos… 

Dili olsa da anlatsa. 
Tavanları, duvarları. 
Masaları, sandalyeleri. 
Cafe Tortoni’nin… 

Öylesine büyüleyici bir yer. 
19. yüzyıl havasını yaşıyorsunuz.
Bir anda. 
Buraya adımınızı attığınızda… 

Yiyecekleri, içecekleri çok güzel. 
Servisi hızlı. 
Garsonları nazik ve kibar. 
Cafe Tortoni’nin… 

Duvarlarındaki anılara bakıyorsunuz. 
Kayboluyorsunuz. 
150 yıllık geçmişi içerisinde. 
Yüzlerce fotoğrafın, tablonun… 

Önünde kuyruk halâ devam ediyordu. 
Biz oradan ayrılırken gece saat 22.00’de. 
Buenos Aires’de. 
Bu en eski Kafe’de...

29 Kasım 2010 Pazartesi

BOCA JUNIORS...


La Boca’yı anlatmıştık son yazımızda.
Buenos Aires’in yoksul mahallesini.
Liman işçilerinin ve denizcilerin yapılandırdığı bölgeyi.
Renkli resimleriyle:
https://yucel-tanyeri.blogspot.com/2010/11/la-boca.html

Bu rengârenk bölgede öne çıkan iki renk vardı.
Sarı ve lâcivert.
Öncelikler bu renklerdeydi.
Sonradan öğrendik bunun anlamını…

CABJ’yi öğrendiğimizde.
Club Atletico Boca Juniors demek bunun açılımı.
Boca Juniors” diyorlar kısaca.
La Boca bölgesinin bu futbol takımına.

Kurulmuş bu takım 1905 yılında.
Renk bulamamışlar başlangıçta bu takıma.
Bu kadar çok renkli mahallede.
Karar vermişler en nihayetinde...

Limana gidelim” demişler.
Limana giren ilk geminin bayrağına bakalım”.
O bayrak hangi renkse onu kabul edelim…
Olur” demişler.

Limana gitmişler.
Drottning Sophia” isimli bir gemi yanaşmış limana.
Bakmışlar ki bir İsveç gemisi.
Bayrağı da “sarı ve lâcivert…”

Kesin karar vermişler.
Azul y Oro” olmuş renkleri.
Boca Juniors’un.
Yani lâcivert ve altın sarısı

O da bir dere ağzında kurulmuş.
Aynen Fenerbahçe gibi.
Kuruluş yılları da hemen hemen ayni.
Yani 1900'lü yılların başında...

Bir benzerlik daha.
Republica de la Boca” olarak biliniyor.
Bu kulüp.
Tıpkı, “Fenerbahçe Cumhuriyeti” gibi…

Buenos Aires’in iki ünlü kulübü var.
Tabii ki Arjantin’in de...
Birisi Boca Juniors.
Diğeri de River Plate.

River Plate zenginlerin takımı.
Yani “los millionaros”ların kulübü.
Boca Juniors ise fakirlerin takımı.
Ya da “halkın” kulübü…

Müthiş bir çekişme var.
Buones Aires’in bu iki takımının.
Boca Juniors ile River Plate’in arasında.
100 yıldır süren…

Bunların maçına “Derby” filan denilmiyor.
İspanyadaki gibi “el Clasico” da denilmiyor.
Bu savaşlara.
el Superclasico” olarak adlandırılıyor bu karşılaşmalar…

Yani, “Derby’lerin Derby’si”.
Bu maçlar.
Dünyada görülmesi gereken 10 spor olayından birisi.
Forbes” dergisine göre…

100 yıldır sürmekte.
Bu ezeli rekabet.
Zengin-fakir ayrıcalığı sonucu ortaya çıkan.
Bu “el Superclasico” çatışması.

Karşılıksız seviyorlar takımlarını.
La Boca’lı taraftarlar.
Onlar için bir maç değil bu karşılaşmalar.
Sahada yapılan gerçek bir savaş

Bu savaşların yapıldığı stadı gezdim.
La Boca’ya gittiğimde.
61 bin kişilik koca bir stadyum.
La Bombonera” denilen…

La Bombonera “şeker kutusu” demek İspanyolca.
Ama River Plate maçlarında hiç de öyle değil.
Tam bir cehenneme dönüyor burası.
River Plate’liler ne kadar “tavuk kümesi” deseler de bu stada…

Buraya girmesi yasak.
Kırmızı-beyaz renklerin.
River Plate’in renkleri.
Çünkü bu renkler…

İlk gördüğümde fark etmiştim.
Coca Cola reklâmları vardı.
La Bombonera’nın dışında.
Ama siyah-beyaz renklerle.

Açıklamışlardı nedenini.
Niçin bunlar siyah-beyaz” diye sorduğumda.
Çünkü” demişlerdi.
Kırmızı-beyaz” giremez buraya…

Güzel bir müze var.
La Bombonera’nın altında.
Geçmiş tarihini izleyebiliyorsunuz.
Bu görkemli kulübün…

Boy boy resimleri, heykelleri.
Hediyelik eşyaları.
Diego Armando Maradona’nın.
CABJ’nin yetiştirdiği en ünlü futbolcunun…

Başkaları da var tabii.
Riquelme, Carlos Tevez, Caniggia, Oscar Cordoba.
Batistuta, Veron, Martin Palermo.
Gibi ünlülerin top koşturduğu CBAJ’de…

Yıldız içerisinde ayaklarının kalıbı resmedilmiş.
La Bombonera’nın önündeki kaldırımda.
Bunların çoğunun.
Hollywood’da olduğu gibi…

Neyse ki ben de futbol oynadım.
Bu futbol arenasının hemen yakınındaki.
Bir basketbol sahasında.
La Boca’lı çocuklarla…

Boca es mi religion, Maradona es mi dios, la Bombenera es mi iglesia
Yani “Boca benim dinim, Maradona tanrım, la Bombonera kilisem…
Diyerek yetişen,
Boca Juniors fanatiği bu çocuklarla…

Artık ne kadar öğünsem yalan olmaz.
Ben de futbol oynadım” desem Arjantin'de.
Hem de "Boca'nın gençleriyle".
"Gençliğimde" diye…

Boca Juniors fotoğraflarım için:
https://photos.google.com/share/AF1QipOAT5FMGzmWs1q-z5r0QDOpDSuQElWTmQCrQdukz3G9eQsmQYEhMLJH0TYJdk9aAA/photo/AF1QipMa7YIzk_z077idqs2EbGqJZ2vvnetoiAuZbEot?key=ZFBIS29BNVpXdndFbk1LU1pUQnVVZnUxRmlVZW5B&hl=tr

.

26 Kasım 2010 Cuma

LA BOCA...


La Boca, İspanyolca “ağız” demekmiş.
40 yıldır içinde çalıştığımız “ağız”.
Mesleğimiz gereği...

Gerçi biz bunun Latincesini öğrenmiştik.
45 yıldır “bucca” olarak zaten biliyorduk.
Buenos Aires’e gidince öğrendik.
La Boca’nın ağız demek olduğunu…

La Boca, Buenos Aires’in bir mahallesi.
Buenos Aires’in güneyinde yer alıyor.
Deniz kıyısında.
La Plata nehrinin körfezinin kenarında…

Buenos Aires’in liman bölgesi burası.
İtalyanlar buranın ilk sakinleri.
1800’lü yılların ortalarında yerleşmişler buraya.
Genova’dan gelip…

Riachuelo nehrinin ağzında bir bölge.
Onun için “ağız” denilmiş buraya.
Yani bir nehir ağzının açıldığı yer.
La Boca

Liman olmak için güzel bir bölge.
Zaten ilk yerleşimcileri de denizciler.
Ve de Liman işçileri…

Hep böyle kalmış burası.
Halâ Buenos Aires’in en yoksul mahallesi.

Başlangıçta gelen liman işçileri evler yapmışlar.
Tek katlı evler.
Batık ve eski gemilerden artakalan
Saclarla, çinkolarla, tenekelerle örtülen...

Evlerini başlangıçta boyamışlar.
Rengârenk.
Yine teknelerden artakalan.
Renk renk boyalarla…

Doğal olarak kadınlar da yer tutmuş burada.
Tango ilk kez bu bölgede gelişmiş.
Liman işçilerinin yoğun olduğu,
La Boca’da…

El Caminito en güzel caddesi.
Eskiden beri La Boca’nın.
"Küçük sokak" veya "sokakçık" anlamında.
Ama dünyaca bilinen bir yer.

Gürültülü, kalabalık, cıvıl cıvıl bir sokak.
Buenos Aires’in bütün turistleri burada.
Geziyorlar, yiyip içip, eğleniyorlar.
Müzik dinliyorlar, tango gösterilerini izliyorlar.

Muhakkak gidip, görülesi bir yer.
La Boca.
Parlak renkli, teneke evleriyle.
Canlı, neşeli ama yoksul yaşantısıyla…

La Boca’nın renkli fotoğraflarım için:
https://photos.google.com/album/AF1QipMEjoAn48E0g5bRCq5-g8c0i3TP58szGA9GFrrL/photo/AF1QipOfzacYjpiHQyWWptbGOx2gR5sWw9pOaiLanMoV?hl=tr

.