YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

30 Temmuz 2013 Salı

ARKEOLOG OLACAK ÇOCUK...


Samsun'da.
İstiklâl İlkokulu'nda.
Okudu.
Kızım Tuğba...

Ören yerlerini gezerdik.
Yaz tatillerimizde.
Kızım Tuğba ile.
Onun ilkokul senelerinde...

Birşeyler karalamıştı.
Yazmayı henüz öğrendiğinde.
Birinci sınıfı bitirdiğinde.
Küçücük not defterine...

Okuyacaksınız birazdan kendi yazısıyla.
Onun 7 yaşında yazdığı.
"Kral Midas" başlıklı.
Minicik öyküsünü...

Tamamladı Tuğba.
Temel öğrenimini daha sonra.
Samsun'da.
Tam 17 yaşında...

Sonrasında.
Devam etti Tuğba Yükseköğrenimine.
Wisconsin Üniversitesi'nin.
Sanat Tarihi Bölümü'nde...

Sonunda erişti.
Mesleğine.
Bilkent Üniversitesi'nin.
Arkeoloji Bölümü'nde...

Amerika'ya döndü.
Boston Üniversitesi'nde.
Arkeoloji Bölümü'nde.
Kavuştu Doktora derecesine...

1993-2000
yılları arasında.
Ayanis, Elmalı, Bozburun.
Gâvur Kalesi
ve Amorium.
Bilimsel kazılarında çalıştı...

Halen ODTÜ'de Tuğba.
Arkeoloji alanında.
7 yaşında başladığı yazılarına.
40 yaşında devam ediyor halâ...


Tuğba'nın Kral Midas yazısı ve fotoğrafları:
https://photos.google.com/share/AF1QipOVWWj7qy45jqsvycM-r7K23fb7DAZkdCnKUt2zDMpsSkxKUXShz231yrbIoF4tMg/photo/AF1QipMKR-uNuGKZ8U9T5VHW28H7lXQ6HE_-OR_0zeie?key=UkZQZ3FZZmM0ZlZBMU1WdHVJd0dLU04xNUZGX1Zn
.

23 Temmuz 2013 Salı

ÖLÜDENİZ...


En tuzlu göllerinden birisi.
Dünyanın.
Ölüdeniz.
Ya da Lut Gölü dedikleri...

Ayrıcası.
En derin noktası.
Yeryüzü.
Coğrafyasının...

55 km uzunluğunda.
18 km genişliğinde.
Deniz seviyesinden 417 m aşağıda.
Ve de 377 m  derinlikte...

Burası bir bölümü.
Rift vadisi'nin.
Afrika ve Arabistan arasındaki.
Tektonik tabakanın...

Yağmur almayan bir yer.
Burası.
5 cm kadar metrekareye düşen..
Yıllık yağış ortalaması...

Bir tek su kaynağı.
Ulaşıyor.
Buraya.
O da Ürdün nehri...

Gölü boşaltan.
Bir dere, bir çay yok.
Kuraklık, sıcak ve buharlaşma ile.
Dönüşüyor burası tuzlu bir göle...

1.240 g/L.
Suyun yoğunluğu bu gölde.
Tuzluluk oranı.
% 34'lerde...

9 kat tuzlu.
Deniz suyundan.
Bu nedenle hiçbir canlı yaşayamıyor.
Bunun için de Ölüdeniz olarak anılıyor...

Buraya gittik.
Nisan başında.
Sıcak bir havada.
Göl'de yüzmeye...

Yüzmek yasak zaten.
Kollarınızı açıyorsunuz.
Gölün yüzeyinde öylesine.
Duruyorsunuz...

İnanılmaz tuzlu.
Göz yakıcı.
Yoğun, yağlı bir su.
Ölüdeniz'in sıvısı...

1.5-2 milyon turist geliyor.
Her yıl buraya.
Bu suyun mineralleriyle.
Sağlık bulmaya...


Ölüdeniz fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipMwYsj-hKzgUZ_7tb0UsaDB49Ja3KByk_HncyoRR7SERisMbBGKMV4qqyOJkllZcA/photo/AF1QipMOHCHkfZy156alzwiLmAPkvRJiJYQdXhIgxKaU?key=aFRFRmZhcFlPdmtmVWpmbDBLZ2xuOU9TbW9fczV3&hl=tr
.

27 Haziran 2013 Perşembe

SOYKIRIM MÜZESİ...

Soykırıma uğradı.
Yahudi milleti.
1933-1945 yılları arasında.
Avrupa'da...

Kudüs'te bir müze yapmışlar.
"Holocaust Müzesi".
Adını koymuşlar.
Soykırımı anlatmışlar...

1953'te işe koyulmuşlar.
Parlemento'dan kanun çıkartmışlar.
Tüm araştırmaları yapmışlar.
2009'da da açmışlar...

60. yıl dönümü.
Bu sene.
Kuruluşunun.
Tüm soykırım bu sergide...

180 dönüm bir arazide.
Herzl dağı eteklerinde.
Kudüs'te bir ormanın içinde.
Görkemli bir müzede...

Hiç uymayan bir yapı tasarlamış.
Mimari kurallara.
Mimar Moşe Safdi.
Uzun, üçgen prizma biçimli...

Karanlık, iç bunaltıcı bir ortam.
Prizmadan içeri girildiğinde.
Ama bir ışık görünüyor.
Uzun koridorun ta derinliğinde...

Kudüs tam karşınızda.
Karanlıktan çıktığınızda.
Var olduğu anlatılıyor.
Umudun her ortamda...

Koni biçiminde bir kubbe var.
Ana salonda.
İçi su dolu bir derinlik.
Onun da altında...

Soykırım kurbanlarının fotoğrafları.
Kubbenin içinde.
Ve onların yansımaları.
Suyun üzerinde...

Sergileniyor raflarda.
3 milyon Yahudinin.
Dosyaları.
İsimler salonunda...

10 karanlık salonda.
Anlatılıyor herbiri.
Soykırımın.
Farklı bir bölümünü...

Öyküler, belgeler.
Fotoğraflar, filimler.
Videolar, kişisel eşyalar.
Soykırımın ayrıntılarını anlatıyorlar...

Yalnızca bir müze değil burası.
Kompleks bir yapı.
Barındırıyor sinagog, basımevi.
Kütüphane ve geniş bir arşivi...

Ayni zamanda bir soykırım.
Çalışma Okulu burası.
Eğitim Merkezi, Araştırma Enstitüsü.
Ve Çocuk bölümleriyle ünlü...

Böyle müzeler keşke hiç olmasa.
Paylaşamadığımız şu güzel dünyamızda.
Ortadan tümüyle kalksa.
Şu zulmü insanın insana...


Holocaust Müzesi fotoğraflarım: 

18 Haziran 2013 Salı

HAYFA...


Caipha, Kaipha.
Caiffa, Kaiffa.
Khaifa, Haifa.

Bizde ise Hayfa...

En büyük 3. şehri.
İsrail'in.
Akdeniz kıyısındaki.
Bu Hayfa...

500 m yükseklikte.
Karmel dağı eteklerinde.
Akdeniz sahilinde.
Ve Kişon nehri üzerinde...

Kurulmuş.
3000 yıl önce.
Günümüzdeki Tel Aviv'e.
90 km mesafede...

Küçük bir nahiye aslında.
Burası 19. yüzyılda.
Osmanlı döneminde büyümüş hızla.
Hicaz demiryolu'nun buraya ulaşmasıyla...

Büyük bir liman çağımızda.
Hayfa 300 bin nüfusuyla.
Akdeniz'in kıyısında.
Güzel bir kent dokusuyla...

Kıyıya paralel sokaklar.
Ve onlara dik yollar.
Taş binalar, konutlar.
Ve birçok tarihi yapılar...

İzmir'e benziyor Hayfa.
Havasıyla, sokaklarıyla.
Duruşuyla, tarzıyla.
Ağacıyla, sıcağıyla...

Bu kentin en güzel yeri.
Bahai Bahçeleri.
Unesco Dünya Mirası eseri.
2008'den beri...

Aşağıdan baksan da.
Güzel.
Yukarıdan baksan da güzel.
Bu bahçeler...

Seyyid Ali Muhammed, 23 Mayıs 1844'de.
Şiraz'da ilan etti.
Bahai'liğini.
Ve Bahai dininin liderliğini...

Tebriz'de kurşuna dizildi.
1850 senesinde Seyyid Ali.
Yok edildi binlerce Bahai.
Ve hepsine korkunç işkence edildi...

Sonra Bağdat'ta Mehdiliğini ilan etti.
Bahaullah Mirza Hüseyin Ali, 21 Nisan 1863'te.
Sığındı Osmanlı Devletine.
Ve Akka'ya gönderildi sürgüne...

Öldü Bahaullah 1868'de.
Hayfa nahiyesinde.
Ve ilân ettiler bu şehri.
Bahailiğin merkezi...

Dünyadaki merkezi.
Ve en güzel bahçeleri.
Hayfa kentindedir İsrail'in.
Barışçıl Bahai dininin...

Kutsal bir kent.
Hayfa.
Dünyada.
5 milyon Bahai inananına...

Çok güzel bir bahçe yapmışlar.
Kat kat, şehrin tam ortasına.
Cennet gibi bir mekâna.
Tam 19 terasıyla...

Kubbeleri 9 girişli.
Bu mabedin.
9 dinden birine iman edenler.
Gelip burada ibadet edebilirler...


Haifa kenti fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/Haifa#5890464962746112562

.

30 Mayıs 2013 Perşembe

AKKA...


Akka’da durdurulmasaydım,
bütün Doğu’yu ele geçirebilirdim

Napoleon Bonaparte, 25.07.1799
...............

Önemli bir liman kenti.
Akka.
Firavun III. Thutmosis'in.
Zamanından beri...

Girmiştir egemenliklerine.
Asurluların, Fenikelilerin. 
Babillerin, Perslerin.

Sonunda da Büyük İskender'in...

El değiştirmiştir.
Uzun süreler.
İslâm ve Hıristiyanlar arasında.
Haçlı seferleri sırasında...

Harabe haline gelmiştir.
Bitmiş, tükenmiştir.
Akka.
Bu savaşların sonunda.

Geçmiştir Osmanlılar'a.
Akka.
1516 senesinde.
Yavuz S. Selim'in Mısır seferinde...

Kuşatılmıştır Napolyon zamanında.
Akka, 1799 yılında.
Ama muhteşem savunulmuştur bu kala.
Cezzar Ahmet Paşa komutanlığında...

18 Mart günü başladı.
Akka muhasarası.
Bu kalenin kuşatılması.
Fethetmekti burayı Napolyon'un amacı...

O dönemde küçük bir limandı.
Osmanlı'nın egemenliğindeydi.
Ancak önemli bir mevkiydi.
Akka kalesi...

70'lik bir komutan tarafından.
Akka müdafaa edilmektedir.
Ancak, yaşamının 50 yılını geçirmiştir.
Savaş meydanlarında, bu Vezir...

Mısır ve Filistini zaptetmiştir.
Napolyon.
Ve birkaç gün içinde Akka'nın.
Düşeceğini hayâl etmektedir...

Bir mektup yazar Cezzar Ahmet Paşa'ya.
Napolyon: "Birşey kazandırmaz bana.
Kalan birkaç günlük ömrünü almak.
Teslim ol ve hemen kaleyi bırak!.."


Paşa yanıtlar bu mektubu:
"Hamdolsun gücümüz yetiyor.
Elimiz de silah tutuyor.
Geri kalan birkaç günlük ömrümüzü de.
Geçiririz küffar ile cenkle!.."


"Anlaşıldı" der Napolyon.
"Bu ihtiyar heba edecek gibi.
Hem kendisini hem de bizim birkaç günümüzü.
Ama iki güne kalmaz, alırız Akka Kalesi'ni..."


Tam 64 gün sürer.
Akka muhasarası.
Napolyon'un her hücumu püskürtülür.
Fransızlara ağır kayıplar verdirilir...

Akıllara durgunluk veren bir savunmadır bu.
Napolyon bir mektup gönderir neticede.
İzin verileceğini bildirir gitmelerine.
Askerleriyle Paşa, eğer şehir teslim edilirse...

"Bir karış toprak vermem"
der.
"Şehitlik mertebesine ulaşmadan ben.
Devlet, teslim etmek için bu kaleyi.
Yapmadı Vezir bizi..."


Napolyon
çileden çıkar bu cevapla.
Dövdürür Akka kalesini toplarla.
Açılan gediklerden şehre girebilenler.
Osmanlı süngüleriyle yok edilirler...

"Oyuncağı yaptı.
Kader beni bir ihtiyarın".

Der Napolyon ve çok kızar.
Ve Akka'ya son kez hücum eder...

Bu sırada Cezzar Ahmet Paşa.
Bir delikanlı gibi savaşmakta.
Kılıç sallamakta.
Ve göz açtırmamaktadır Napolyon'a...

Karar verir Akka'dan geri çekilmeye.
21 Mayıs'ta, 64 gün geçtiğinde.
Napolyon, ağırlıklarını gömerek sahile.
Gerisin geriye döner Kahire'ye...

25 Temmuz 1799
'da Napolyon.
İki gemiyle gizlice kaçarken Mısır'dan.
Yaşamının en büyük dersini almıştır buradan.
Cezzar Ahmet Paşa adlı bir ihtiyardan...

İki ay önce İsrail'deydik.
Akka kentini gezdik.
Cezzar Ahmet Paşa camisinde.
Bu kahramanlar için dua ettik...


Akka Fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/AKKA#

.

20 Mayıs 2013 Pazartesi

YAFA...

Bizlerin.
Portakalı ile tanıdığı.
Bir yer.
Yafa...

Aslında günümüzdeki İsrail'in.
En önemli kentinin.
Tel Aviv'in.
Çok eski bir mahallesi...

Nuh Peygamber
in oğlu.
Yafes tarafından.
Kurulduğuna inanılan.
Bir yerleşim yeri Yafa...

Önemli bir iskele.
Romalılar döneminde.
Geçiyor İslâm'ın eline.
MS 637'de...

İlk Türk devletinin hakimiyetine.
Tolunoğulları'nın eline.
Geçiyor Yafa, MS 878 senesinde.
Filistin ile birlikte...

Kudüs için çok önemli.
Bir liman kenti.
Burası, Kudüs'e ulaşımda.
Haçlı Seferleri sırasında...

Osmanlı'ya katılmış.
Y. Sultan Selim'in padişahlığında.
Mısır seferi sırasında, 1516 yılında.
Mercidabık kuşatması sonrasında...

Bir rıhtım yapılmış.
Osmanlılar tarafından Yafa'ya.
17. yüzyıl'da.
Ve sonra da ticaret gelişmiş burada...

İşgal edilmiş Napolyon'ca.
1798 yılında.
O da çekilmiş bir yıl sonra.
Akkâ'da bozguna uğrayınca...

İngilizler'in eline geçiyor Yafa.
Osmanlı hakimiyeti kalkınca.
Tam 400 yıl sonra.
1917 yılında...

Kuruldu hemen Yafa'nın yanında.
Bugünkü Tel Aviv kenti.
1948 yılında.
İsrail bağımsız bir devlet olduğunda...

Günümüzde bulunduruyor Yafa kenti.
Osmanlı'dan kalan birçok tarihi eseri.
Çarşı, sebil, cami'yi.
Ve Abdülhamit'in saat kulesi'ni...

Hüzünle seyrediyor gibime geldi.
Eski Yafa beldesi.
Hemen yanıbaşında yükselen Tel Aviv kentini.
Ve onun modern, çağdaş siluetini...

Yafa fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipPxD0mWsrBLCy3igTlqeuJ4gm-es-UUnk-w0mUAXoTZHaSdiAR8ttErOQhDG_y_sQ/photo/AF1QipPI76UGRP72badB4-A7EmkQ2200W5M2PkXOlXq6?key=MEh3SkdZWnVjNmllZjcybFQyMnZPQU9HNWpuQTJR

.

14 Mayıs 2013 Salı

YMKL 50. YIL...

Okudum.
1960-63 senesinde.
Yenimahalle'de.
Mustafa Kemal Lisesi'nde...

Gençtim.
Bu Lise'yi bitirdiğimde.
Aradan geçti.
Tam 50 sene...

Toplandık bu sene.
Şile'de.
Eski kardeşlerimizle.
50. seneyi devirdiğimizde...

Bir aradaydık.
1. durak, 5. durakta.
Ve son durak'ta.
Evi olanlarla...

Levent sokak, Temel sokak.
Cengiz sokak, Güliz sokak
.
Taner sokak, Serdar sokak.
Narin sokak'ta oturanlarla...

Arsalarda top koşturanlar.
Tenefüste uzun eşşek oynayanlar.
Dövüşüp, barışanlar.
Kız Lisesi önünde kamp kuranlar...

Saçlarını biryantinleyenler.
Yamalı pantalonla okula gelenler.
Babasının paltosunu giyenler.
Derslerde kopya çekenler...

50 yıl sonra yine birlikteydik.
Bu kez Şile'deydik.
Doğa Tatil Köyü'ndeydik.
Hepimiz neşe içindeydik...

Hepsinin yaşı 70'e yaklaşmıştı.
Torun, torba sahibi olmuştu.
Saçları beyazlanmıştı.
Göbek çapları da artmıştı...

Sarıldık, öpüştük, güldük, eğlendik.
50 yılın hasretini giderdik.
Nureddin kardeşimizin özenle yaptığı.
Goralı'nın sandöviçlerini yedik...

Hepsi de önemli yerlere gelmişlerdi.
50 yılda büyük başarılar elde etmişleri.
Gururlanırdı tabii eğer görebilselerdi.
Bugünlerini bunların Öğretmenleri...

Tesadüfen birlikteydik ayni yerde.
Şile Doğa Tatil Köyü'nde.
Lise'yi bu yıl bitirecek.
350 TED öğrencisiyle...

Onlara bakıp, bakıp.
50 yıl öncemizi anımsadık.
Bizler de o yaşlardaydık.
17 yaşında ve yaşamımızın baharındaydık...

Aramızda güzel bir bağ oluştu.
Biz onları sevdik, onlar bize hürmet ettiler.
Arif'e "beyaz kuyruklu dede" bile dediler.
Ama ne güçlüklerle buralara geldik, hiç bilemediler...

Diyen ne güzel demiş.
Söyleyen ne güzel söylemiş:
"Gençler bilebilse".
"İhtiyarlar yapabilse" diye...


YMKL Şile Toplantısı Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipOzVrpcxs-B2AYloqYoExNqfaJewZYb7I7kcQR7-SsDKXU7ExPN1VNkYReSaEldKA/photo/AF1QipMRRBDVNExgZDSsRVvS5wJ7jTvkXlwgBFpl8SAa?key=Z3I3VU5DN0lLaWxYbHF6VEdYcVEtSHdsX0JSYy13

YMKL Videom:


.