YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

24 Mart 2011 Perşembe

MEMLEKET HASTANELERİ...


Büyük önem verilmişti.
Ülkenin sağlık konusuna.
Cumhuriyet’in ilânından hemen sonra.
Atatürk zamanında…

Dr. Refik Saydam getirilmişti.
Sıhhat ve İçtimaî Muavenet Vekâleti’ne

Samsun’a çıkanlar arasındaydı.
19 Mayıs 1919 tarihinde.
Kurtuluş Savaşı
'nı başlatmaya.
Atatürk ile birlikte.
Dr. Refik Saydam

"Devlet idaresi A'dan Z'ye bozuktur.
Düzeltmek ister..." diyerek göreve başladı.
Dr. Saydam.
14 yıl Bakanlık görevinde bulundu.

Sıtma, Verem, Trahom, Frengi yaygındı.
Halk Sağlığı’na önem verdi.
Mücadele prensiplerini belirledi.
Bu salgın hastalıklarla…

Hıfzıssıha Merkezi’ni kurdu.
Ankara’da…

Memleket Hastaneleri, Doğumevleri açtı.
Hemen her ilde…
Sağlık Ocakları kurdu.
Hemen hemen her beldede…

En uygun biçimde kullandı.
Elindeki bir avuç Hekimi.
Memleket Hastaneleri'nde.
Hükümet Tabiplikleri'nde…

Önemli atılımlardı bunlar.
Halk sağlığı katında.
Güzel sonuçlar alındı.
Kısa zamanda…

Hekimlerimiz özveriyle çalıştı.
Bin bir zorlukla.
Basit koşullarda.
Ve zor şartlarda…

Şimdi daha iyi anlaşılıyor.
Şartlar, çalışılan ortamlar.
Güçlükler ve olanaksızlıklar.
Eski fotoğraflara baktıkça…

Cumhuriyet dönemi Sağlık Fotoğrafları için:
https://photos.google.com/share/AF1QipPZuTZq7aXvwaF0YDm2vjHClLgTPLmWfxag7sThqiZpLFuKSXkmRXBwKSAOj7jjGQ/photo/AF1QipOqsFhaQMq4W6iyOtYGGljUvuFCUhKqXM5oybSh?key=SF9sZURoM0hJTUR5czZ0bTZjXzRTdHotZTBTZklB&hl=tr

15 Mart 2011 Salı

HOCALARIMIZ...


1964 yılında Hacettepe’ye girdim.
Tıp eğitimi almak için.
O dönemlerde Hacettepe yeni yeni kuruluyordu.
Bizler ilk öğrencileriydik…

Başlangıçta çok fazla Hoca’mız yoktu.
Birkaç Profesör ve çok az sayıda Doçent vardı.
Hocalarımızın hemen hepsi Amerika’da eğitilmişlerdi.
Çok gençlerdi, çok yeteneklilerdi…

Derslere çok güzel hazırlanıp gelirlerdi.
Çok şey öğrenirdik onlardan.
6 yılda da hep onlardan öğrendik.
Tüm öğrendiklerimizi…

Hiçbirinin muayenehanesi yoktu.
Tüm günlerini bizler için harcarlardı.
Eğitimimize çok önem verirlerdi.
Hemen hepsi sevecen, hoşgörülü Eğitmen'lerdi.

Yılmaz Sanaç’lar, Muharrem Köksal’lar, 
Hasan Telatar’lar, Şükrü Kaymakçalan’lar, 
Doğan Karan’lar, Nazmi Hoşal'lar, 
Orhan Kalabay’lar, Faruk Özer’ler, 
İzzet Berkel’ler, Özdemir Demir’ler, 
İlhan Kerse’ler, Şeref Zileli’ler, Nusret Fişek’ler…

Büyük çoğunluğu aramızdan ayrıldılar.
Ebediyete kavuştular.
Bir bölümü emekliliklerini yaşıyorlar.
Eski, güzel günleri anıyorlar…

Hepsinin üzerimizde emeği vardı.
Dün Tıp Bayramı'mızdı.

"Bir acı kahvenin bile 40 yıllık anısı" vardı.
Bizlere "birer kelime öğretenlerin kulu kölesi olunur" da,
40 yıl sonra Tıp Bayramı'mızda,
Bu Hoca'larımız nasıl da saygıyla anılmazdı…

Hocalarımızın o döneme ait fotoğrafları:
https://photos.google.com/share/AF1QipNLxTHTBTR1OiOK5SG1tg-yqLGcHkbegV9HrmsJUc8Z9T383E0gtLRjLfQpplV4zw/photo/AF1QipMKospKBmjLawrpw8dqKwrIi1AvPfHC0v5OAn-n?key=ZDRKUHIzaHF0QkNPSkdJb2I1YnVEcmt5U2x0ekxn


.

10 Mart 2011 Perşembe

HAVADAN AFRİKA...


Kenya’daki son günümdü.
27 Ocak Perşembe

O sabah erkenden uçacaktım.
TK 604 sayılı uçuşuyla.
06.45 de, THY ile.
Doğrudan Nairobi’den İstanbul’a…

Çok konforlu bir uçak koymuşlar.
Her koltuğun önünde de bir ekran.
Müzik, sinema, eğlence ve oyun kanalları.
Sizi aylarca meşgul edebilecek…

Hiç birisi ilgimi çekmedi.
Çünkü boylu boyunca geçecektim.
Ve havadan seyredecektim.
Hemen tüm Afrika kıtasını…

Gün yeni doğuyordu.
Nairobi’den havalanırken.
Evler, sokaklar küçülüyordu.
Uçak giderek yükselirken…

İnsanları düşünüyordum.
Binlerce siyah derili, kara bahtlı.
Uzun boylu, narin yapılı.
Yoksul ama sevecen bakışlı…

Kırsal alana ulaştık kısa zamanda.
Bu kez de düşledim.
Binlerce yılanını, çiyanını.
Aslanını, sırtlanını…

Hep hayal ediyordum.
Aşağıya bakarken.
Afrika'nın sıcağını, kurağını.
Yağmurunu, sağanağını…

Sonra eriştik Nil’e.
Dünyanın bu en uzun nehirine.
Seyrediyordu bizimle.
İki taraflı yeşiliyle…

Sudan’a eriştik.
Hartum’un üzerinden geçtik.
Çöl’e geldik.
Sarı kumul tepelerini aştık…

Hangi deve kervanı yol almaktaydı.
Kim bilir kaç tane.
Uçsuz bucaksız kumullarında.
Sabahın bu saatinde…

Nil boyunca yol aldık.
Luksor ve Karnak’ı tanımladık.
Aswan baraj gölünü gördük.
Tarım alanlarına hayran kaldık…

Koca Kahire’ye geldik.
Ortasından geçen Nil’iyle.
Yüzlerce sokakları, köprüleriyle.
Ve hatta piramitleriyle…

Deltasını görüntüledik.
Akdeniz’e açıldığı yerde.
Nil’in geniş yeşilliğiyle.
İskenderiye’nin hemen berisinde…

Akdeniz’i geçtik.
Gelidonya burnunu seçtik.
Antalya’ya ulaştık.
Karlı Bey dağlarını aştık…

Atatürk Limanına indik.
Güzel yurdumuza geldik.
Göğsümüzü gere gere.
Türk Vatandaşları” bölümünden geçtik…

Tahrir Meydanı'nda büyük olaylar oluyormuş.
Mısır’ın başkenti Kahire’de.
27 Ocak Perşembe günü.
Biz tam Kahire’nin üzerinden geçerken…

Bu olaylar sonraları yayıldı.
Yönetimler değişti.
Mısır’da, Tunus’da, Libya’da.
Bahreyn’de, Yemen’de, Cezayir’de…

İnsan Afrika’yı tam algılayamıyor.
Sorunlarını göremiyorsunuz.
Dertlerini anlayamıyorsunuz.
Doğa’sının da, insan’ının da hayvan’ının da.

10 bin metre yüksekten uçarken…


Havadan Afrika fotoğraflarım için:
https://photos.google.com/album/AF1QipNLcjYtP83rCAJedBr-YeaZ7KKengLdfvtk9TlA/photo/AF1QipM_cdN4o-CwpuF4ZLjTVwhG-7Vo39VAl2-PdQ0w
.

28 Şubat 2011 Pazartesi

NAIROBI...


Nairobi, Kenya’nın başkenti.
Kenyatta havaalanına iniyoruz.
Her Afrika’ya gelişimizde.
Kenya ve Tanzanya amaçlı gezilerimizde…

Çok fazla kalamıyoruz Nairobi’de.
Çoğu yerini göremiyoruz.
Ancak, şöyle bir dolaşabiliyoruz.
Kısa süreli bu duraksamalarımızda…

Bu kez de öyle oldu.
Yine fazla kalamadık.
Çok fazla dolaşamadık.
Öncelik Milli Parklar olduğundan…

Ancak, güzel bir şehir.
Yaklaşık 100 yıl önce kurulmuş.
Hiç yoktan var edilmiş.
Mombassa-Uganda demiryolu yapılırken…

Yeşili bol bir şehir burası.
Asıl ismi “ Nyirobi”.
Soğuk suların yeri” anlamında.
Maasai dilinde…

138 km. güneyinde.
Ekvator’un.
1800 m. yükseklikte.
Deniz seviyesinden…

1963’te Başkent ilân edilmiş.
Oldukça kalabalık.
Nüfus, 3 milyon’un üzerinde.
En kalabalık kenti Kenya’nın…

Ticaret kenti burası.
Kahve ve çay ticaretin temeli.
Ayni zamanda bir politika ve finans merkezi.
Orta ve doğu Afrika’nın…

Biri birinden modern binalar var.
Çok sayıda evler, köprüler.
Düzgün, bakımlı caddeler.
Ve büyük, yeşil parklar…

Çok bakımlı insanları da var.
Çok düşük gelirli olanları da.
Zenginlik ve fakirlik.
Yan yana, kol kola…

İlginç bir kent Nairobi.
Gezmeye, görmeye değer.
Tabii ki fırsat bulabilirseniz.
Kenya’nın diğer ilginç bölgelerinden…

Nairobi fotoğraflarım için:
http://picasaweb.google.com/tanyeri/Nairobi#5578655301408266962

.

23 Şubat 2011 Çarşamba

CARNIVORE RESTAURANT...


Nairobi’de bulunuyor.
Carnivore Restaurant.
Sıralamada ilk 50 restoran arasında.
Dünyada…

Burayı 4 yıl önce ziyaret etmiştim.
Kilimanjaro tırmanışımızın hemen sonrasında.
http://yucel-tanyeri.blogspot.com/2009/01/carnivore-restaurant.html
Adresinde de anılarımı anlatmıştım…

Bu kez yine gittik.
Carnivore Restaurant’a.
Karnivor’lar arasındaki gezimizden hemen sonra.
Masai Mara Kenya’da…

1980’de açılmış burası.
Yani 30 yıllık bir et restoranı.
2 milyon kişi yemek yemiş burada.
Açılışından bu yana…

Kocaman bir ocak karşılıyor sizi.
Daha girişte.
Türlü-çeşitli etler kızartılıyor şişlerde.
Kömür ateşinde…

Danalar, koyunlar, kuzular, timsahlar.
Domuzlar, tavuklar, develer, hindiler.
Biftekler, böbrekler, sosisler
.
Gözünüzün doyuyor daha girişte…

Büyücek bir salon içerisi.
420 kişi kapasiteli.
Düzenli, keyifli ve hızlı servisli.
Sandalyeleri zebra desenli…

Önce yerel bir içki sunuyorlar.
Dawa deniliyor buna.
Sağlık, ilâç” anlamını taşıyor Swahili lisanında.
Cilalıyormuş, dildeki tad cisimciklerini sözüm ona…

Menü filân yok burada.
Ne yiyeceğinizi sormuyorlar bile.
Neşeli bir Afrikalı garson geliyor önce.
Bahama gömlekli, zebra önlüklü…

Bir elinde şişe batırılmış koca bir et.
Diğer elinde koca bir Maasai kılıcı.
Ne eti olduğu konusunda sizi bilgilendiriyor.
Sonra da koca bir dilim kesip tabağınıza koyuyor…

Bir başkası geliyor ardından gülerekten.
Servis ediyor bir diğer eti.
Siz daha bitirmemişken.
İlk dilimi…

Servis ediliyor.
Peşi peşine.
Bildiğiniz, bilmediğiniz.
Kıpkırmızı etler, sosisler…

Önünüzde bir piramit var.
Minik bir bayrağı olan.
Üzerinde.
Carnivore logo’lu…

Devirmeniz gerekiyor bunu.
Doyduğunuzda.
Yoksa servis devam ediyor.
Bayrağı düşürmediğiniz durumda…

Gecenin bir saatinde ayrıldık.
Karnımızı etlerle doldurduktan sonra.
Eyvallah diyip Carnivore Restoran'a.
Karnivor’lar çıkmadan daha 
Avlanmaya Masai Mara’da…

18 Şubat 2011 Cuma

MAASAİ'LER...


Siyah derililerden oluşmuş.
Hemen hemen tümüyle.
Kenya milleti.
Oldukça renkli'ler buna karşın…

40’ın üzerinde farklı etnik topluluk var.
Kenya’da bilinen.
Farklı gelenekleri olan.
Farklı dilleri konuşan…

Kuşkusuz en renklisi.
Ve de en ilginci.
Maasai’ler.
Bunların içinde…

Yalnızca Kenya’da yaşamıyor.
Bu Maasai’ler.
Sınır tanımıyorlar.
Tanzanya’da da varlar…

Yarı göçebe bir hayat sürüyorlar.
Kabile yaşamı biçiminde…
Maa dili konuşuyorlar.
Ve çağın gerçekten dışında yaşıyorlar.

Güçlü, vahşi, inatçı ve savaşçı kişiler.
Yaban yaşamı ile iç içe yaşıyorlar.
Onlara rağmen ve onlarla birlikte…
Çitlerle çevrilmiş 15-20 hanelik köylerinde.

900 bin civarında olduğu sanılıyor.
Toplam nüfusları.
Küçük toplumlar halinde yaşıyorlar.
Çok dağınık biçimde…

Kurutarak yapıyorlar kulübelerini.
Hayvanlarının dışkısı ve idrarı ile…
Çok küçük bir delik var kulübelerinde.
Havalandırma ve ışık için…

Kulübelerin içi zifiri karanlık.
Elektrik, su, temizlik hak getire.
Hep en az ile yetiniyorlar.
Bu küçücük yaşam alanlarında…

Kolaylıkla tanıyabiliyorsunuz onları.
İnce-uzun yapılarıyla.
Rengârenk bilezik ve kolyeleriyle.
Ve de kırmızı örtü libaslarıyla…

Geleneklerine çok bağlılar.
Onun için korumuşlar.
Varlıklarını.
Ve yaklaşık bin yıllık yaşamlarını…

Yazılı olmayan kurallar belirliyor.
Toplumsal yaşamlarını.
Yaşlı erkekler tarafından alınıyor.
Önemli kararlar…

İnek ve koyun besliyorlar.
Onların eti ve sütüyle besleniyorlar.
Kanlarını da içiyorlar bunların.
Zaman zaman damarlarını kesip…

Mezarlıkları yok, ölülerini gömmüyorlar.
Doğa’ya bırakıyorlar.
Vahşi hayvanlara teslim ediyorlar.
Onlar da gereğini yapıyor kısa zamanda…

Günümüzde köylerini ziyaret edebiliyorlar.
Kenya ve Tanzanya’ya giden konuklar.
Akıllanmışlar, fotoğraflarını çektirmiyorlar.
Maasai’ler ceplerine girmeden yeşil yeşil dolarlar…


Maasai’lerle ilgili fotoğraflarım için:

https://photos.google.com/share/AF1QipNY4urOWVt8NcHxRLsXmFMmufVDAZSWehPkt2WdLuiRDVmG9wcXECX9Mo9g7HSD9g/photo/AF1QipOAy_m5TUyQCLliPKU_TW_ESNB9qzAes6gtyMLO?key=MjN0VWZSQnpHLVlXZzZMc3dkVjN4MDVCVGJiVl9n

.

12 Şubat 2011 Cumartesi

MASAİ MARA...


Masai Mara en önemli doğal parkı. 
Kenya'nın. İçinde safari yapılan... 

Güney-batı bölgesinde bulunuyor burası. 
Amboseli’nin tam tersi konumunda. 
Burası da yine Tanzanya sınırında. 
Ve de Ekvator’un iki derece güneyinde...

Kocaman bir park olarak devam ediyor. 
Burası Serengeti adıyla Tanzanya’da. 
Serengeti’nin ancak % 5’i kadar büyüklükte. 
1672 km2’lik bir alan.
Oluşturuyor Masai Mara...

 “Mara” benekli anlamını taşıyor. 
Masai’lerin dilinde. 
Tek tek ağaçların görüntüsünden almış. 
Geniş yeşil otlaklardaki… 

Otomobille 5 saatte gelinebiliyor. 
Nairobi’den buraya. 
Yarısı güzel bir asfalt yolla. 
Diğer yarısı ise çok bozuk toprak bir satıhla… 

Doğal bir yaşam alanı burası. 
Hem Masai’ler için. 
Hem de vahşi hayvanlar için. 
Ormanlar, otlaklar ve savanalarla kaplı… 

Yaban hayvanları bulunuyor burada. 
Masai Mara’nın yeşil otlaklarında. 
Milyonlarca sayıda. 
Otçul ve etçil’ler bir arada… 

Bir açık hava 
Hayvanat bahçesi Masai Mara
En büyük beş hayvan yaşıyor burada. 
Aslan, fil, buffalo, leopar ve gergedan'dan oluşan. 
Ve "Big Five" denilen en iri yaratıklar... 

Yine burada yaşanıyor. 
Dünyanın en büyük vahşi hayvan göçü. 
Masai Mara, Kenya’da. 
Ve Serengeti Tanzanya’da… 

Milyonlarca otçul göçüyor. 
2000 km yol kat ediyor. 
Serengeti’den buraya. 
Masai Mara’ya bir yılda… 

Mara nehri de burada. 
Timsahların bekledikleri kıyısında. 
Ve yedikleri yüzlerce buffalo’yu iştahla. 
Göçleri sırasında… 

Bir Safari merkezi Masai Mara
Yakından izleyebiliyorsunuz. 
Doğal ortamlarında. 
Birçok vahşi hayvanı bir arada… 

Bizler de gezdik Masai Mara’da. 
İki gün boyunca. 
Dört çeker arabalarımızla. 
Tümüyle doğal bir ortamda… 

Zebra’lar, Buffalo’lar, İmpala’lar. 
Antilop’lar, Zürefa’lar, Ceylan’lar. 
Aslan’lar, Sırtlan’lar, Leopar’lar. 
Çita’lar, Çakal’lar, Hipopotam’lar… 

Milyonlarca hayvancıklar. 
Ve aralarında dolaşıyorlar.
Lüks arabalarıyla. 
Yüzlerce insancıklar… 

Masai Mara fotoğraflarım için: