YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
sinasos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinasos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2020 Çarşamba

GOMEDA VADİSİ...

 

- Gomeda Vadisi, Ürgüp 31 Ekim 2020 -

Gomeda Vadisi'nde.
Anlatılan rivayete göre.
Bir savaş alanıymış burası.
İyilik ve kötülükler arası...

Savaşta mağlup olunca.
Kötülük taraftarları da.
Vadideki çok sayıda mağaralarda.
Dalmışlar uzun bir uykuya...

Yine rivayete göre.
Kötülük tarafı uyanacakmış.
Vakti geldiğinde.
İyilik ne zaman ölürse...

Gitmiştim daha önce.
İki kere.
Sinasos'a.
Bugünkü adıyla Mustafapaşa'ya...

Ama görememiştim.
Mustafapaşa'nın yanındaki.
Ve yaklaşık 5 km uzağındaki.
Gomeda Vadisini...

Son Ürgüp gezimizde.
Seyahatimizin bitim gününde.
Sevgili Murat Selam ile.
Gidelim dedik Gomeda Vadisi'ne...

Ihlara Vadisi benzeri.
Ama onun daha az derini.
Doğal güzellikleri.
Ve mağaraları ile ünlü bu Vadi...

Vadi'ye girmeden daha.
Haçlı Kilise solunuzda.
Tavanında.
Kocaman bir haç kabartmasıyla...

Sonra iniyorsunuz vadiye.
Yürüyüş mesafesi 7.5 km.
Tümünü yürüyeceğiz ama.
Vaktimiz de pek kısa...

Vadini yarısını yürüyeceğiz.
Şöyle bir gidip-geleceğiz.
Görebildiğimiz kadarını göreceğiz.
Sonra da eve döneceğiz...

Şeytan deresi tabanına iniyoruz.
Sararmış ağaçlar içine giriyoruz.
Kapadokya'nın tipik görüntüsü.
Mağaraları, güvercinlikleri, nekropolü...

St. Basil Kilisesi.
Kuş yuvası gibi yüksek yerleşimli.
İmparator Konstantin eseri.
Yapımı MS 912-959 arası tarihli...

Tırmanılması zor bir Kilise.
Ancak çıkıldığında değiyor emeğinize.
Rengarenk freskleriyle sessizlik içinde.
Eski günlerini anıyor özlemle...

Sonra tekrar geri dönüyoruz.
İlginç mağaralara giriyoruz.
Mağaralarda ses  bile çıkartmıyoruz.
Kötülükcüleri uyandırmak istemiyoruz...


Gomeda Vadisi fotoğraflarım:
.

15 Mayıs 2009 Cuma

BEBEK MÜZESİ...


Kapadokya. 
İlginç bir coğrafya. 
İnsanlarıyla ve kültürüyle.  
Zengin bir bölge... 

Mustafapaşa beldesi burada. 
Ürgüp'e 6 km uzaklıkta. 
Eski bir Rum yerleşim yeri. 

Mersin'den bir hanım gelir buraya. 
Yıllar önce. 
İsmi Sibel Radiye Gül'dür. 
Bayılır bu yöreye ve yerleşmek ister. 

Eski bir Rum evini satın alır. 
1867 yapımı, taş bir konağı... 
Bir Rum sarrafının eski evini. 
5 odalı yıkık, dökük bir yapıdır burası. 
Oturulmayacak kadar haraptır. 
Temizletir, onartır, restore ettirir. 
Eski haline kavuşturur. 

Butik bir Otel olarak çalıştırmaya başlar. 
 
1985 yılında başlar bebekler yapmaya.
Sibel hanım
Boş zamanlarında. 
El işi, göz nuru bebeklerdir bunlar. 
Gün geçtikçe sayıları artar bu bebeklerin. 
Zamanla birçok bebeği olur Sibel hanımın
Önce bir vitrin, sonra bir oda dolusu bebek birikir. 
Yaptığı bebekleri bu konakta sergilemeye başlar. 
20 yılda 1500'ün üzerinde bebek oluşmuştur. 
El yapımı giysileriyle, konularıyla... 

2007 yılında bir müzeye dönüşür burası. 
Türkiye'nin ilk "Bebek Müzesi" oluşur burada. 
Türkiye ve dünyadan gelen bebekler sergilenir. 
Bu konağın odalarında, dolaplarında. 
Nişlerinde ve antika vitrinlerinde. 

Mustafapaşa'ya giderseniz muhakkak gezin burayı. 
Dolaşın bu eski konağı. 
Sayısız bebekleri inceleyin. 
Tanışın Sibel Hanımla. 
Ne kadar özenle, emekle hazırladığını anlatsın size. 

Bu güzelim otelde kalmak isteyebilirsiniz. 
Ancak yer bulmak artık olası değil burada. 
Tüm odaları dolu. 
Müşterilerle değil... 
Binlerce el yapımı bebekle...

12 Mayıs 2009 Salı

SİNASOS...


Sinasos Kapadokya'dadır.
Sinasos "güneşin şehri" anlamındadır.
Ürgüp'e 6 km uzaklıktadır.
Günümüzdeki ismi Mustafapaşa'dır.

1920'lere kadar nüfusunun çoğunluğu Rum'dur.
O dönemde 3000 nüfuslu bir yerleşim yeridir.
Müslüman ve Ortodokslar bir arada yaşarlar.

20. yy'ın başında burası tipik bir iç Anadolu kentidir.
Geleneksel meslekleri havyarcılıktır.
Bu işlerini İstanbul'da icra ederler.
Çiroz, sardalya, lâkerda, havyar üretirler.
Kazandıkları para ile köylerini güzelleştirirler.

Rumlar mübadeleye kadar buradadırlar.
1924 mübadelesi ile Yunanistan'a gönderilirler.
Oradan gelen mübadiller de buraya yerleştirilirler.

Mustafapaşa Belediyesinde bir tablo vardır.
Sanatçı Dimitrios Katsikas tarafından yapılmıştır.
Onun tarafından Belediyeye hediye edilmiştir.
Ortodoks bir ailenin mübadelede kent'ten ayrılışını gösterir.
Müslüman komşularıyla vedalaşmasını anlatır.
Duygulu ve de anlamlı bir biçimde...

Kentin çevresi bir peri masalı gibidir.
Kentin dokusu ve taş evleri özenle yapılmıştır.
Kent'i dolaşmak büyük bir keyiftir.
Çevrede yüzlerce kaya kilisesi ve manastırlar vardır.
Bunlar din adamları adına yapılmıştır.
Aziz Vasilos Kilisesi, Eleni Kilisesi görülmeye değer.
Mehmet Şakirpaşa Medresesi de görkemli bir yapıdır.

Yakın bir geçmişte bu kentte bir TV dizisi çekilir.
"Asmalı Konak" başlığı ile.
Ülke çapında büyük ilgi görür bu dizi filim.

Mustafapaşa kenti birden ünlenir.
Yurdun çeşitli yerlerinden ziyaretçiler gelir.
Otobüsler dolusu...
Gelenlerin tek amacı vardır.
Filimde gördükleri konağı dolaşmak, sanatçılarıyla tanışmak.
Gelirler, konağı gezerler.
Fotoğraf çektirirler ve giderler.

Hiçbiri çevreye ilgi duymaz.
Saklı Vadi'ye gitmez.
Bebek Müzesi'ni gezmez.
Kentin geçmişini anlamaz.
Kentin geçmiş kültürünü öğrenmez.
Belediye'nin bir odasında saklı Katsikas'ın tablosunu görmez.
Sanatçının anlatımına hiç mi hiç kafa yormaz...