YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
Ulan Bator etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ulan Bator etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2013 Çarşamba

ANKARA CADDESİ...

En iyi yöntemidir.
Bir kenti tanımanın.
Yürüyerek dolaşmak.
O şehrin sokaklarını…
   
Dolaşıyordum.
Tek başıma.
Moğolistan’ın başkenti.
Ulan Bator’un caddelerini…

Farklıydı yazıları.
Çözmeye çabalıyordum.
Gördüğüm tabelaları.
Ve sokak yazılarını…

Birden şaşırdım.
Bir dost görmüş gibi oldum.
Hiç zorluk çekmeden okunuyordu.
Ankara Caddesi” yazıyordu…

Oldukça geniş ve temiz.
Rahat kaldırımlı.
İki yönlü trafik akımlı.
Bir caddeydi bu…

İki replikası konulmuştu.
Orhun yazıtlarının.
Caddenin başına.
Geniş kaldırımın ortasına…

Daha da sevindim.
Biraz ilerleyince.
Fotoğraf çektirenleri gördüğümde.
Atatürk büstünün önünde…

Bir okul vardı.
Büstün arkasında.
Dört katlı, pembe boyalı.
Atatürk Okulu

Öğrenciler yoktu, tatildeydiler.
Boş okulu gezdim, Atatürk köşesini gördüm.
Fotoğraflarını, Gençliğe Hitabesini.
Nutuk’unu gördüm sevindim…

Sonrasında gördüm Türk Lokantalarını.
Mağazaları.
Türk
malı ürünleri.
Ankara Caddesi’nin, sevindim…

Kısa adı TİKA.
Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı.
Mükemmel düzenlemiş bu caddeyi.
Ve Atatürk Okulunu daha bir yıl önce...

Garip bir sevinç duyuyorsunuz.
Gururlanıyorsunuz, seviniyorsunuz.
Bize ait güzel bir şeyler gördüğünüzde.
Yurdunuzdan uzakta 7000 km mesafede…


Ankara Caddesi fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/AnkaraCaddesi#5841354817404153058


.

11 Ağustos 2012 Cumartesi

UZUN İNCE BİR YOL...


Uzun ince bir yoldayız 
Gidiyoruz gündüz gece 
Bilmiyoruz ne haldayız 
Gidiyoruz gündüz gece
 
St. Petersburg’dan çıktık yola
Yol aldık 18 kişilik bir grupla
İki kapılı bir kompartmanda
Gidiyorduk gündüz gece.
 
20 gün  bu yollarda
Ovada, dağda, çöllerde
Düşmüştük gurbet ellere
Gidiyorduk gündüz gece…
 
…………….
 
Bizim için yazmamıştı.
Tabii ki.
Ünlü ozanımız.
Aşık Veysel bu şiiri…
 
Ama sıkışınca bir kompartmana.
Ve de gidiyorsanız trenle.
Uzun-ince, bitmez bir yolda günlerce.
Sarılıyordunuz haliyle Veysel’e…
 
Gurbetten gelmişim yorgunum hancı
Diyerek başlar.
Bekir Sıtkı Erdoğan.
Ünlü “Hancı” şiirine…
 
Ve devam eder. 
Dizelerine:
Bir bilet almıştım camlı gişeden 
Yolculuk başladı Haydarpaşa'dan…
St. Petersburg’dan başladı.
Bizim Trans Mongolia yolculuğumuz da.
Tüm Asya’yı boydan boya geçtik.
Geziyi Çin’in başkenti Pekin’de bitirdik…
 
Moskova’da mola verdik.
Kremlin’i, Kızıl meydan’ı gezdik.
Moskova metrosuna bindik.
Nazım Hikmet’in mezarını ziyaret ettik…
 
Sonra yemyeşil bir koridordan geçtik.
Dört ülke, sayısız kentler gördük.
Çok farklı kültürlerle karşılaştık.
Değişik insanlar tanıdık, tanıştık…
 
Sibirya’nın bitmez tükenmez yeşili.
İsmi bize hiç de yabancı olmayan Angara nehri.
Buz gibi suyuyla Baykal gölü.
Ve de sımsıcak Gobi çölü…
 
Atalarımızın ana vatanında, steplerin ortasında.
Konakladık onların keçeden yapılmış yurtlarında.
Moğolistan’ın Karakurum’unda.
Orhun abidelerinin hemen yanıbaşında…
 
Dört yıl önce Olimpiyatların yapıldığı Pekin’deydik.
Büyük bir insan kalabalığı içindeydik.
Çin seddini gezdik, bir bölümünü de yürüdük.
Son İmparator Puyi’nin “yasak şehir”ini de gördük…
 
Buraların  kımız’ını, votka’sını, yeşil çay’ını da içtik.
Tütsülü balığını, Şaşlık kebabı’nı, Pekin ördeği’ni de yedik.
Biliyorum şimdi  “yediğin içtiğin senin olsun” diyorsunuz.
Gördüklerimi merak ediyorsunuz…
 
Ama öyle kolay değil.
Yazması da, anlatması da.
Upuzun yolculuğu, kısa zamanda.
Şimdilik kısa bir gözatın, çektiğim bu fotoğraflara…
 
 
Trans Sibirya gezisi fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipPurYXQleFSP9ZSQ_4VusVy5BxerOVJM9V5i65SOWUkYIaovKDG4VkhH9UDR_O8Aw/photo/AF1QipNCSY0Sn7100RPgoF5zDPg-0qgqgqQsqxBVwPAt?key=UUgtMzZ1bTJLUnl2aTZiZEdKSVc5Vjl1ZlBjZnhR&hl=tr

Trans Sibirya videosu (internetten) :
https://www.youtube.com/embed/1NtdmNVNosA?feature=player_detailpage%22%20frameborder=%220%22%20allowfullscreen
 
.