YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
Halep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Halep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2021 Çarşamba

HALEP...

 

- 13 Aralık 2008, Halep-Suriye -

Bütün tarih kitaplarında 
bu Haleb hakkında nice şeyler yazılmıştır.
Nuh tufanından sonra  
yeryüzünde yapılan ilk şehirlerdendir.
Beni İsrail memleketlerinin eskisidir
Arap tarihlerinde ismi Zatu'l-avamid'dir zira 
tüm iç kalesi temelleri direkler üzere yapılmıştır ve 
nice bin kralın tasarruflarına girmiştir.

Evliya Çelebi, Seyahatname'den

.....................

2008 senesinde otobüsle.
Sabah Cilvegözü'nden girmiştik.
St. Simeon'u ziyaret etmiştik.
Öğlende de Halep'e gelmiştik...


Evliya Çelebi'nin söylediği gibi.
4000 seneden eski.
Kadim bir yerleşim yeri. 
Bu Halep şehri...

Çok çeşitli uygarlıkların yerleştiği.
1516'da Osmanlıya geçtiği.
402 yıl Osmanlı'nın hükmettiği.
1918'de terk ettiğimiz Halep Vilayeti...

2008 yılında
Nüfusu 1.8 milyon civarında.
Çevresi ile bir arada.
4.5 milyon dolayında...

Araplar nüfusun yarısı.
Türkmenler de % 40'ı.
Diğerleri Ermeni, Asuri.
Çerkez, Kürt ve Yahudi...

Burası eski bir ticaret şehri.
El sanatları ve dokuma merkezi.
En büyük zenginlik devri.
Osmanlı dönemi...

Bir gece burada kalacaktık.
Sabah da yola koyulacaktık.
Yani az zamanımız vardı.
Halep'i hızla gezmek lazımdı...

Kentin neredeyse tamamı.
"Kaysani" adlı.
Taşlardan yapılı.
Ev ve binalarla kaplıydı...

Halep'in en önemli yapısı ise.
49 m yüksekliğiyle.
Oval biçimli bir höyük üzerinde.
Yer alan tarihi Kalesi...

Kale'nin çevresi.
Geniş bir hendekle çevrili.
Hendek üzerindeki.
Köprü, heybetli ve görkemli...

Köprüyü geçiyorsunuz.
Bir demir kapıyı açıyorsunuz.
Kaleye giriyorsunuz.
Halep'in dört bir yanını görüyorsunuz...

Kale'den iniyoruz.
Tarihi Kapalı Çarşı'ya gidiyoruz...

Burası 15. yüzyıl yapımı.
Tarihi bir Osmanlı Çarşı'sı.
Halep'in en canlı noktası.
10 km'den fazla içerisindeki yolları...

Daracık yollar, üst üste insanlar.
Küçük küçük sayısız dükkanlar.
Hareketli, gürültülü sokaklar.
El yapımı neler neler var...

Sonra Halep'in içine giriyoruz.
Daracık sokaklarında geziyoruz.
Kaysani taş kaplı evleri görüyoruz.
Canlı, neşeli insanlarını tanıyoruz...

Gece Halep'teyiz.
İyi bir Restorana gideceğiz.
Halabi, Maklube, Tabule.
Humus, Lübye deneyeceğiz...

2008 senesinde Halep'te.
Karşılandık sevgi gösterileriyle.
Yakın bir dostluk ve ilgiyle.
Her ne kadar dillerini bilmesek de...

O yıllarda Antakya-Halep sanki.
Birleşmiş gibiydi.
Sınır geçişleri neredeyse serbestti.
Turizm iki ülke için de hareketliydi...

İki yıl öncesinde, 2006 senesi.
Halep kenti.
"İslam Kültür Başkenti".
İlan edilmişti...

Bundan tam 5 yıl sonra.
2011 yılında.
Çıkartılan iç çatışmalarla.
Yok oldu Halep birkaç yılda...

Şimdi bu güzelim insanlarla.
Muhteşem tarihi yapılarla.
Dolu bu büyülü Halep şehri.
Tümüyle yerle bir edildi...

Halep oradaysa.
İşte durum da burada...

Biz geldik, gidiyoruz.
Keşke hep Şen olsaydın,
Harap kalmasaydın bari. 
Halep şehri...


Halep fotoğraflarım:

Savaş sonrası Halep (Video) :
.

18 Aralık 2008 Perşembe

HALEP ORADAYSA...



"Arşın" eski bir uzunluk ölçüsü birimidir.
60-70 cm kadardır.

Eski dönemde adamın biri atıp tutuyormuş.
"Ben, bin arşın öteye atlarım" diye...
"Peki, o halde atla da görelim" demişler.
"Burda olmaz, ben Halep'de atlarım" demiş adam...

Getirmişler arşın'ı ortaya.
"Halep oradaysa, 
arşın burada..." demişler.
Bu deyim böylece yerleşmiş dilimize...

Halep orada.
Ben de oradaydım.
9 günlük Bayram tatilinde.
Uzatmadan, palavra atmadan başlayalım :

Halep, ülkemizden bir kuş uçuşu mesafede.
Cilvegözü kapısından çıkıyorsunuz.
Bab el Hava kapısından Suriye'ye giriyorsunuz.
45 km sonra Halep'e ulaşıyorsunuz.

Mistik bir kent.
Halep.
Nüfusu 500.000 civarında.
Kalesi ile ünlü...

Kalenin geçmişi MÖ 3000'li yıllara uzanıyor.
Düzlükte yerleşmiş bir kentin tam ortasında yükseliyor.
Tüm kalenin çevresi derin bir hendekle çevrili.
Görüntüsü keyifli, gezmesi zevkli...

Çevrede "kayşani" denilen sarı-beyaz bir taş çıkıyor.
Kaleden bakıldığında tüm kent bir taş yığını biçiminde.
Tüm yapılar bu taşla yapılmış.
Yeşillik hak getire.
Arada bir palmiye ağaçları mevcut.
Bunun dışında her taraf kayşani bina...

Kentte çok sayıda cami, medrese, hamam ve kilise var.
Bu kültür mirası Unesco tarafından korumaya alınmış.
Hepsi ayrı bir mimari güzellikte, tarihi değerde...

Ama en ünlüsü kapalı çarşısı.
Toplam uzunluğunun 14 km olduğu söyleniyor.
Çarşı orada.
İnanmayan için de arşın burada.
Kalabalıktan ölçebilirlerse ölçsünler...

Kötü kalitede turistik eşyalar, baharat, dokuma satılıyor.
Daracık, karanlık, kalabalık sokaklar.
İnsanlarla, eşeklerle birlikte dolaşıyorsunuz.
Arada motosikletler de sizi sollamıyor değil...

Halep'in en güzel tarafı yemekleri.
Meze'leri, etleri, tatlıları.
Yemeye doyamıyorsunuz.
O denli güzel ve nefisler...

Daracık sokaklarında dolaşıyoruz.
İnsanlarını anlamaya çalışıyoruz.
5000 yıllık kenti bir günde tanımak istiyoruz.
Sayılı gün hızla geçiyor.
Tabii ki olmuyor...

İşte geldik, gidiyoruz.
Şen olasın Halep şehri.


Her ne kadar gizemini öğrenemediysek de...