YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
İtalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İtalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2025 Çarşamba

PANTHEON...

 

19 Mart 2025, Roma-İtalya

"Bu yapı insan eseri olamaz.
Bunu yapsa yapsa Melekler yapabilir".

Michelangelo, 1475-1564

....................

Farklı şehirlere ilk gittiğinizde.
O şehrin gezilip, görmeye.
Değer önemli yapıları vardır.
Buralar gezi programına alınır...

Bu İstanbul'da Ayasofya'dır.
Paris'te Eyfel Kulesi'dir.
Londra'da Buckingham Sarayı'dır.
Atina'da Parthenon'dur...

Roma'ya iki kez gitmiştim.
Vatikan'ı gezmiştim.
Ama Pantheon'u görmemiştim.
Bu önemli mimari yapıyı görmeliydim...

Pantheon, Roma'nın ortasında.
Lucius'un oğlu Konsül Agrippa.
MÖ 27-25 yılları arasında.
Pantheon adında.
Bir Pagan Tapınağı yaptı burada...

PAN, tüm veya bütün anlamında.
THEO da Tanrı manasında.
PAN ve THEON, ikisi bir arada.
Bir Tapınak, adanan Tüm Tanrılar'a... 

Bu yapı MS 80 yılında.
Yok olmuş çıkan bir yangınla.
Yapılmış ikinci defa.
Ancak yıkılmış o da 30 yıl sonra.
Yıldırım düşmesiyle MS 110 yılında...

15 yıl sonra, MS 125 yılında.
Yaptırılmış üçüncü defa.
Roma İmparatoru Hadrian'ca.
Muhteşem mimari teknikle ayni alanda...

Tamamlandıktan sonra.
Çok Tanrılı bir Mabet burası.
MS 608 yılından sonra da.
Hıristiyan Kilisesi olarak kullanılmakta...

Pantheon Tapınağının yapımı.
Bulmakta hemen hemen 2000 yılı.
Pantheon Tapınağı.
43.5 metre kubbesinin çapı...

Pantheon'dan 412 yıl sonra yapılan.
Kubbesinin çapı ile ünlenen.
Ayasofya kubbesinin çapından.
11.5 metre daha büyük...

Bu kubbe tam 21.75 metre yüksekliğinde.
Kubbe tabanından zemine olan mesafe de.
21.75 metre olarak ölçülmekte.
Yani, kubbenin içine. 
Konulan bu büyüklükte bir küre.
Tümüyle tabana kadar ilerlemekte...

2000 yıldır yıkılmadan ayakta.
Duran bu kubbenin üstünde, tam ortasında.
Dokuz metre çapında.
Okulus denilen yuvarlak bir delik bulunmakta...

Bu koca delikten giren gün ışığı.
Tapınağı aydınlatmakta.
Bu gün ışığı her 21 Nisan'da.
Roma İmparatorluğu'nun kuruluşunda.
Tapınağın kapısına yansımakta...

Tapınağın bu kapısı da.
İnşa edilmiş MS 116 yılında.
7.6 m yükseklik ve 2.3 m eninde.
İki demir kanattan meydana gelmekte.
Bu kapı 8.5 ton toplam ağırlığıyla.
İki insan tarafından kolaylıkla açılmakta...

Rönesans döneminin üç önemli ismi.
Mikelanj ve Leonardo da Vinci.
Bu Tapınakta yatmasalar da.
Üçüncü sanatçı Rafael, ölmeden önce.
Yaptığı vasiyeti nedeniyle.
Yatmakta bu tapınağın bir köşesinde...

Bu muhteşem mimari Tapınak.
Tüm Tanrılara tapınmak.
Amacıyla yapıldıysa da.
Günümüzün tüm Mühendis ve Mimarları da.
Tapınağın yapısına hayranlıkla bakmakta...


Pantheon Fotoğraflarım:

Pantheon Videosu:
(Önemle izlemenizi dilerim)


12 Mayıs 2025 Pazartesi

ÜÇ GÜNDE ROMA...

 

- 18-21 Mart 2025, Roma-İtalya -


İtalya'nın başkenti Roma'ya iki kez gitmiştim. Ancak çok iyi gezememiştim. Önemli birkaç yerini görmüş, çoğu yeri zaman kısıtlığından ıskalamıştım. İyi bir programlamayla üç günde görmediğim yerleri görebileceğimi planladım. Yalnız gidip, gezecektim. Uçak biletimi aldım. Uygun bir Otel planlaması için Bodrum'da Villa Rustica oteli sahibi arkadaşım Mustafa Türkoğlu'nu aradım. Termini tren istasyonu civarında bir Otel ayarlamasını istedim. Mustafa, "ben de seninle gelebilir miyim abi" dedi. Mustafa ile geziye gitmek pek eğlenceli olurdu. "Tabii ki..." dedim. Otel hemen ayarlandı. Havaalanından Termini'ye kadar gidiş-dönüş tren biletlerimiz de daha gitmeden alınmıştı...

18 Mart'ta İstanbul'dan 09.10'da uçuş başladı. Belgrad, Saraybosna ve Adriyatik geçildi. İtalya'nın karşı kıyısına gelindi. Üç saat uçakta geçmişti. Tiber nehrinin açıldığı yerde Fiumicino Havaalanına saat tam 09.35'te inildi. Gün kaybedilmemişti. Hemen trene binildi. Yarım saat sonra Roma merkezindeki Hotel Terminal'e yerleşildi. Gezilecek yerlerin listesi hazırdı. İlk gün yürüyerek çevre gezilerine başlanıldı. İkinci gün otelin çok yakınından hareket eden üstü açık tur otobüsüne bilet alındı. Rota zaten belliydi. Duraklarda iniliyor, o durak yakınındaki tarihi mekanlar geziliyor, sonra o duraktan öbürüne geçiliyor ve o duraktaki görülecek yerlere gidiliyordu. Bu şekilde Roma'da gezilecek, görülecek ne kadar yer varsa üç günde gezildi ve görüldü.

Teatro Della Opera, Meryemana'ya adanmış Santa Maria Maggiore Bazilikası, Domus Aurea, Colle Palatino (Palatin Tepesi), Colosseo, Foro Romano, Venezia Meydanı, Capitol Tepesi, Circus Maksimus, Poppolo Meydanı, İspanyol Merdivenleri, Pincio Tepesi ve Parkı, Pantheon, Rotondo Meydanı, Novona Meydanı, Fontana di Trevi (Aşk Çeşmesi), Caracalla Banyoları, TrasTevere (Tiber nehrinin karşı kıyısı), St. Angelo Kalesi, Aziz Petrus Meydanı ve Bazilikası, Vatikan ve antik Diocletianus Roma Hamamları yapısındaki Roma Arkeoloji Müzesi ve Otelimize çok yakın olan Avrupa Ödüllü Museo Nazionale Romano gezildi. Önceki gelişimde Vatikanı, Müzesini ve muhteşem Sistine Şapel'i gezmiştim. 

Bu kez St. Petrus Kilisesini tekrar gördüm. Ancak Vatikan Müzesi ve Sistin Şapel'e randevu alınarak gezebilmek mümkünmüş. Biz, bir türlü randevu alamadığımız için bu iki yeri ziyaret edemedik. Randevusuz sırada saatlerce beklemek gerekiyordu. Bizimse o kadar vaktimiz yoktu. Bu iki önemli yeri maalesef yeniden göremedik.  

Canon Fotoğraf makinamla çok sayıda fotoğraf çekmiştim. Roma'nın görülebilecek hemen her yerini görüntülemiştim. Son gün Roma'dan ayrılmadan önce Termini karşısındaki bir Restoranda yemek yedikten sonra oradan ayrılırken fotoğraf makinamı maalesef o restoranda unutmuşum. Tüm çektiğim fotoğraflar bellek kartı ile birlikte orada kalmıştı ve Makinaya ulaşmak bir daha mümkün olmadı. Bu nedenle özellikle dış mekan fotoğraflarım yok oldu. Cep telefonumla çektiğim fotoğraflarımla bu gezimizi kabul edeceksiniz artık.

Her şeye rağmen Roma çok güzeldi.
Hele de Mustafa ile bir başka keyifti.
Roma'ya hızlı bir tur yapmanızı,
Üç günde her tarafını görmenizi öneririm...

Roma, Cep Telefonu Fotoğraflarım:
 .

29 Temmuz 2024 Pazartesi

MONTERIGGIONI...

 

- 10 Ekim 2016, Monteriggioni-Siena -

Gitmiştik İtalya'ya.
2016 yılı Ekim ayında.
Cupolone Fotoğrafçılarıyla.
Gezmiştik Toscana'yı doya doya:

İlginç yerlerden birisi.
Monteriggioni idi.
Minicik bir Toscana beldesi.
Etrafı surlarla çevrili...

Burası İtalya'nın ortasında.
15 km Siena'ya, 
50 km Floransa'ya.
250 km de Roma'ya uzaklıkta...

Geniş bir düzlükte.
Doğal bir tepe üzerinde.
Büyücek bir kale.
8 bin kişi yaşıyor içeride...

Surlar, 1213 yılında.
Floransa-Siena arasında.
Savaşlarda.
Siena'yı korumak amacıyla.
Başlanmış yapımına...

Surların toplam uzunluğu 570 m.
Elipsoid biçimde.
14 Kulesiyle.
Yapılmış Ortaçağ döneminde...

Buranın iki tane de.
Kapısı var bu Kalede.
Bizdeki Edirnekapı gibi.
Mardinkapı gibi.
Porta Fiorentina.
Ve Porta Romana adında...

Siena, korunmuş iyice.
Monteriggioni kalesince.
Tam 350 sene süre.
1554 senesine gelindiğinde.
Bir sürgün gelmiş Kale'ye...

Adı, Giovanni Zeti imiş.
Floransa'dan geliyormuş.
Kaledekiler onu çok sevmiş.
Kalenin korunması ona verilmiş...

Aradan bir yıl geçmiş.
Zeti, uzlaşma yapalım istemiş.
Floransa ile anlaşalım demiş.
Şehrin anahtarını almış.
Floransa'ya gitmiş.
Medici Ailesi'ne teslim etmiş...

Neyse, Surlarla çevrili.
Bir yerleşim yeri.
Monteriggioni.
Şehrin tüm yerleşimi.
Surların içiyle limitli...

Taşıtlar kalenin dışında bırakılıyor.
İki kapıdan birisiyle giriliyor.
İçeriye yalnızca yürüme kalıyor.
Küçük bir meydan, bir minik Kilise.
Ortaçağ biçimi taş evleriyle.
Ortaçağı yaşıyorsunuz bu yerde...

İçeride çok sayıda ziyaretçisiyle.
Sadece bir iki küçük Kafe.
Bir de Şaraphane
Başka hiçbir şey yok 10 km çevrede.

Bizde olsa, çevrede Oteller.
Kale içi Motel ve Pansiyonlar.
Sur içinde Otolar, Motorlar.
Adım başı Sucular, Turşucular.
Kokoreççiler, Kebapçılar, Balıkçılar.
Dönerciler, Köfteciler, Lahmacuncular.
Pizzacılar, Makarnacılar.
Simitçiler, Tavukçular.
Kilimciler, Halıcılar.
Şekerciler, Tatlıcılar...

Olmaz dediniz değil mi?
İnanmayan Antalya'ya gitsin.
Kaleiçi'ni şöyle bir gezsin
Notunu versin, yanıma gelsin...


Monteriggioni Fotoğraflarım: