YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

29 Aralık 2025 Pazartesi

EDİSON EVİ...

- 13 Haziran 2025, Louisville-Kentucky -

Adı Thomas A. Edison'du.
1847-1931 arasında yaşamıştı.
Evlerimizi aydınlatmıştı.
Telefonu icat etmişti.
Mikrofonu bulmuştu.
İlk kez insan sesi kaydetmişti.
Sayısız keşif yapmıştı.
2000 civarında Patent'i vardı..
11 tane büyük ödül almıştı.
84 yaşında vefat etmişti.
Hepinizin bildiği gibi.
Döneminin en önemli kaşifiydi...

Bu kişi henüz 19 yaşındaydı.
1866 yılında Louisville'e geldi.
Western Union'dabulmuştu.
Telgrafçı olarak çalışacaktı...

Louisville'de yapılan 1850'li yıllarda.
Küçük bir ev kiraladı Butchertown'da.
East Washington st. 729 numaraydı.
Burası tek katlı, iki odalı, tuğla bir evdi.
Buradan işine yürüyerek gidecekti...

1.5 yıl geceleri bu evde yaşadı.
Bu evde çeşitli deneyler yapıyordu.
Gündüz telgraf operatörüydü.
Bir gün, bataryaya asit gerekti.
Dışarıya döktü, iş yerine zarar verdi.
Ertesi gün 1867'de işine son verildi...

1869 yılında geldi  New York'a.
1931 yılında ölene kadar burada.
Yaptığı birçok araştırmalarla. 
İmza attı sayısız önemli buluşlara...

Edison'un Louisville'deki. 
Bir yıl kadar yaşadığı evi.
Kentucky Eyalet Meclisi kararı ile.
1982 yılında çevrildi Müze'ye...

Ben de aradan 159 yıl geçtiğinde.
Haziran ayında 2025 senesinde.
Gezmek için gittim bu Müze'ye.
Ancak Müze onarımdaydı gittiğimde.
İçini göremeden döndük geriye...

Edison, onca başarıdan sonra.
Dönmüş "işinden kovulduğu" buraya 
Louisville'e 1883 yılında.
Aradan 16 yıl geçtikten sonra...

Davetliydi Güney Fuarının açılışına.
İcadı olan, 4600 tane ampul lambasıyla... 


Edison Evi Fotoğraflarım:

Edison Müzesi içinden kısa video (YouTube'dan) :

.

25 Aralık 2025 Perşembe

KALDIRIM SANATI...

- 12 Aralık 2025, Çankaya-Ankara -


Önce duvar yazıları çıktı.
Renkliydi, pek de anlamsızdı.
Duvarlara manasız şeyler yazıldı.
Graffiti adını aldı:

Sonrasında duvar resimleri icat edildi.
Duvarlar renkli resimlerle süslendi.
Sokaklar renklendi.
Adına da Mural denildi:

Nepal'de Rangoli'ler vardı.
Kaldırımlara renkli şekiller yapıldı.
Dinsel amaçlı yazılar yazıldı.
Toz boyalar, çiçekler kullanıldı:

Kaldırım mühendisleri vardı.
Kaldırımlar yaparlardı.
Ama kaldırımlar hor kullanılırdı.
Bozulurdu, çökerdi, çatlardı...

10 yıl kadar önce.
Fransa'nın Lyon kentinde.
Kaldırımlardaki çatlakları.
Mozaiklerle onaran, Flacking adlı.
Yeni bir sanat akımı başlatıldı...

Bunu ilk kez Ememem adlı.
Bir Fransız sanatçı başlattı.
Lyon'da kaldırımda bir çatlak vardı.
Bu çatlağı mozaiklerle onardı...

Yerel basın bunu haber yaptı.
Böylece Flacking ortaya çıktı.
Fransızca "Flaque" kelimesi.
Pansuman veya yama anlamlıydı.
Eksiklerin kaldırımlardaki.
Sanatsal biçimde iyileştirilmesiydi...

"Kaldırım şairi".
Olarak tanımlıyor kendisini.
Fransa kökenli Ememem adlı.
Kaldırım eksikliğini gideren sanatçı... 

Lyon'dan sonra.
Paris ve Şikago'da da.
Düzeltmeler yapmış kaldırımlarda.
Atık mozaik parçalarla...

Ememem sonunda geldi Ankara'ya.
2025 yılı Haziran ayında.
Ve beş ayrı yerde Çankaya'da.
Eserler yaptı kaldırımlarda... 

Küçük ve renkli seramiklerle.
Geometrik şekillerle.
Açık yerler kaldırımlardaki.
Artistik dokunmalarla giderildi...

Çankaya Belediyesi,
Fransız Kültür Merkezi.
Ve sanatçı Ememem işbirliği ile.
Kaldırımlar renklendi bir ölçüde... 

Keşke.
Bu sanat biçimi gelişse de.
Hem kaldırımlarımız renklense.
Ve hem de düzgünleşip, güzelleşse...


Kaldırım sanatı fotoğrafları:
.

22 Aralık 2025 Pazartesi

ATAKENTLERLE İKİ GÜN...

 

- 24-25 Haziran 2025, NY ve NJ -

Dr. Pınar ve Yücel Atakent'ler.
Uzun zamandır ABD'de Hekimdiler.
40 yılı aşkın New York'ta çalıştılar.
5-10 yıl önce de emekli oldular.
Değinmiştim Pınar'ın bir anısına.
Ve bir hastasına Bloğumda:

Üç gün ziyaretlerine gittim.
New York'ta evlerinde konuk oldum.
İlk günümü anlatmıştım son Bloğumda.
Geçirdiğim saatleri Roosevelt adasında:

Ertesi gün yola koyulduk.
Önce Manhattan'da bir tur attık
Dik kesişen caddelerde dolaştık
Gökdelenler arasında turladık...

Bir Ulusal Tarihi Yapı.
1880 yapımı, Dakota Apartmanı.
Burası NY'un en eski lüks yapısı.
Leonard Bernstein, Judy Garland.
Boris Karloff, Ruddolf Nureyev.
Paul Simon, Jack Palance'ın yaşadığı.
1980'de John Lennon, Beatles starı.
Kapısı önünde öldürüldüğü yapı...

Manhattan turundan sonra.
Geldik Hudson nehri kenarında.
Fort Tryon Parkı yanında.
Metropolitan Sanat Müzesi ile.
İlgili The MET Manastırlar Müzesi'ne...

Bu Müze1938'de açılmış.
John Rockefeller öncü olmuş.
Orta çağ Avrupası taş eserleri taşınmış.
Mimari ve dinsel eserler getirilmiş...

The MET Müzesinde 5000'den fazla.
Ortaçağ sanatına ait tarihi eser bulunmakta.
Çok güzel düzenlenmiş bahçesinde.
Ortaçağ bahçelerinden örnekler sergilenmekte...

Müzede epey dolaştıktan sonra.
Koyulduk tekrar yola.
1,5 saat ve 100 km yol aldığımızda.
Ulaştık New Jersey eyaletinde.
Lambertville isminde küçük bir kente... 

Kurulmuş bu kent 1732 yılında.
Delaware nehri kıyısında.
Nüfusu 5000 civarında.
Ve burada 680 tarihi ev bulunmakta.

Lambertville'de Delaware nehri üzerinde.
Bir demir köprü bulunmakta.
Köprünün tam ortasından da.
NJ ve Pennsylvania eyalet sınırı geçmekte...

Küçük ama güzel Lambertville'de..
Bir Antika dükkanı ziyaret ettik.
Tarihi birkaç evi gezdik.
Bir kafede çay-kahve içip, sohbet ettik.
Vaktin nasıl geçtiğini anlamadık...

Akşam üzeri tekrar yola çıktık.
100 km kadar yol aldık.
New Jersey Eyaletine vardık
Clifton'da durakladık...

Karanlık basmıştı, karnımız acıkmıştı.
Portugese Tavern Restoranı.
Sıcak ve samimi bir mekandı.
Masabaşı sohbetler edildi.
Fado müziği bizlere eşlik etti.
Portekiz deniz mahsulleri yenildi.
Gecenin bir saatinde eve gelindi...

Ertesi sabah geç uyanıldı.
Evde geç bir kahvaltı yapıldı.
Sohbetler edildi tatlı tatlı.
Geçmiş eski anılar hatırlandı...

Öğlenden sonra Yücel beni aldı.
Otomobille Lincoln alanına bıraktı.
Lincoln Square de Manhattan'da.
Hudson nehri ile  Central Park arasında.
Sahip kocaman bir alana...

Çok sayıda gökdelenler arasında.
Dolaştım Lincoln alanı yollarında.
M. Luther King eğitim okulunda.
Ve Amsterdam evleri civarında...

Bu bölgenin en önemli yeri.
Lincoln Sanat Merkezi...
Burası 17 dönümlük alanıyla.
Her yıl 5 milyon ziyaretçi ağırlamakta... 

Lincoln Center.
Bir Gösteri Sanatları ve Müzik Merkezi.
11 farklı sanat kuruluşu burada bir arada.
Dans, Müzik, Sinema, Tiyatro ve Opera'sıyla...

Hepsi biri birinden güzel.
Çağdaş mimari sanatından örnek yapılar.
1956 yılında NY Valisi Rockefeller.
Ve çok sayıda kuruluş katkı yapmışlar...

O gün New York Şehir Balesinde.
Müziği Adolphe Adam bestesiyle.
Giselle Balesi gösterimde.
Pınar, benim için bilet almış bile...

Dans etmeyi çok seven Giselle ile.
Kendisini bir çiftçi olarak tanıtan.
Kont Albrecht'in aşk hikayesine.
Konu olan bir Bale oyunu Giselle... 

İzledim bu oyunu keyifle.
2500 seyirci ile birlikte.
Müzik müthişti, koreografi güzeldi.
Bitiminde fotoğraf çekme izni verildi.
Herkes de bu kurala riayet etti...

Gece geç vakitte döndüm eve.
Sabah erkenden de.
Veda ettim Pınar ve Yücel'e.
Birlikte geçirdiğimiz üç günde.
Verdiğim zahmetler için kendilerine.
Yürekten teşekkürlerimle...


Atakentlerle NY'ta İki Gün fotoğraflarım:

.

18 Aralık 2025 Perşembe

ROOSEVELT ADASI, NY...

 

- 24 Haziran 2025, New York NY -


Gitmiştim Roosevelt Adasına.
2022 yılında.
Washington'da.
Ve anlatmıştım Bloğumda:

Üç yıl aradan sonra.
Bu yıl da Haziran ayında
Bu kez de New York'ta.
Uğradım bir başka Roosevelt adasına...

NY'da Manhattan adasının batısında.
Hudson nehri bulunmakta.
Doğusunda da East nehri akmakta.
İşte bu Roosevelt adası da.
East nehrinin ortasında yer almakta...

Burası Hollandalılar zamanında.
Domuz adası olarak adlandırılmakta.
19. yy'da Hapisane olarak kullanılmakta.
1921'de Refah adası olarak bilinmekte.
1973'te de F. Roosevelt ismi verilmekte
Adada bu dönemde sadece.
Üç papaz yaşmakta hastaların haricinde...

1970'lerde adayı geliştirme projesiyle.
Ada başladı bir anda gelişmeye.
Ve 2000'li yıllara gelindiğinde.
Nüfusu yükseldi 9.520'ye...

Konut yapım programlarıyla da.
Evler yapıldı orta sınıf vatandaşlara.
Cornell Üniversitesi bir kampüs açtı.
Bir bölüm öğrenci adaya taşındı...

Roosevelt adası.
Birleşmiş Milletler binasına yakındı.
Ada, BM çalışanlarının ilgisini çekti.
Kofi Annan bile buraya yerleşti...

Burası 3.2 km uzunluğunda.
240 m genişliğinde.
147 dönüm büyüklüğünde.
New York'un güneyinde.
Uzun-ince bir ada Doğu nehrinde...

Haziran ayında NY gezimde.
İki gün konakladım Atakent'lerde.
Hacettepe'den Dr. Pınar ve Dr. Yücel  ile.
İkinci caddedeki evlerinde...

O sabah Atakentler'in işleri vardı.
NY'ta olmayacaklardı.
Evlerinin çok yakınında ada vardı.
Teleferik ile nehir havadan aşılırdı...

Teleferiğe kadar yürüdüm.
50 kişilik bir teleferiğe girdim.
Bir köprü yanında yüksekte ilerledim.
East River üzerinden geçtim.
Roosevelt adası kıyısında indim...

Queensboro Köprüsü adlı.
Bu çelik köprü 1909 yılı yapımı.
Yani tam 116 yıl  önce yapıldı.
8 şeritli ve 110 m yüksekliğinde.
2.270 m uzunluk, 30 m eninde...

Doğu nehrinin iki kıyısında.
Yeşillikler, çiçekler arasında.
Dolaştım kâh Manhattan karşımda.
Kâh Queens bölgesi yanımda...

Doğu nehrinin durgun sularıyla.
Yüksek gökdelenler karşı kıyılarda.
New York'un muhteşem manzaralarıyla.
Yürüyerek geçirdim birkaç saat bu adada...

150 yıl öncesi Domuzların adasında.
50 yıl önce başlamış modern yapılanmaya.
Sanırım yakın bir zamanda.
Burası da dönüşecek yeni bir Manhattan'a...
 
.
Roosevelt Adasından Fotoğraflarım:

Roosevelt Adası havadan çekilmiş Videosu (YouTube'dan):

.

12 Aralık 2025 Cuma

OZAN ve SAZI...


Aşık Veysel 
(çizim: Gürbüz Doğan Ekşioğlu) -


Saz ya da daha özgün ismiyle bağlama, dut ağacından yapılır.
Bağlama çalan kişiye Sazende denilir.
Ozanlar türkü sözlerini yazarlar.
Bazı ozanlar da hem çalar hem de söylerler.
Türküyü hem yazan hem de söyleyene de Aşık denilir.
Bu saz ve söz ustalarından en bilineni de
Aşık Veysel’dir.

Başlangıçta uzun ince bir yola çıkar.
Dünya bir dolaptır, durmadan döner.
Gül, menekşe, sümbül arasında gezinir.
Ağaçları al giydirir, kuşları dillendirir.
Eser bahar yeli, karlar erir.
Bahar geçer, yazı getirir.
Sen bir çiçek, ben de yaz olsam der.
Dalgın, dalgın alemi seyreder.
Türlü türlü dertlidir, ilacı da yoktur.
Dost, dost diye nicesine sarılır.
Beyhude dolanır, boşa yorulur.
Sadık yâri de kara topraktır.
Sonunda kendi gider, adı kalır yadigâr…

Yalnızca adı değil, dizeleri de yadigâr kalır.
Ben gidersem sazım sen kal dünyada” der.
Sözlerinin tümü ayrı bir anlam yüklüdür:
....................

Ben gidersem sazım sen kal dünyada
Gizli sırlarımı aşikâr etme
Lâl olsun dillerin, söyleme yâda
Garip bülbül gibi âh-u zâr etme

Gizli dertlerimi sana anlattım
Çalıştım, sesimi sesine kattım
Bebe gibi kollarımda yaylattım
Hayâli hatır et, beni unutma

Bahçede dut iken bilmezdin sazı
Bülbül konar mıydı dalına bâzı
Hangi kuştan aldın sen bu avâzı
Söyle doğrusunu, gel inkâr etme

Benim her derdime ortak sen oldun
Ağlarsam ağladın, gülersem güldün
Sazım bu sesleri turnadan m'aldın
Pençe vurup, sarı teli sızlatma

Ay geçer, yıl geçer uzarsa ara
Giyin kara libas, yaslan duvara
Yanından göğsünden açılır yara
Yâr gelmezse, yaraların elletme

Sen petek misâli, Veysel de arı
İnleşir beraber yapardık balı
Ben bir insanoğlu, sen bir dut dalı
Ben babamı, sen ustanı unutma...


Ben gidersem sazım sen kal dünyada
(Cengiz Özkan'dan):

.

9 Aralık 2025 Salı

İBRAHİM ÇALLI SERGİSİ...

 

- 2-31 Aralık 2025, Ankara -

İbrahim Çallı.
Bir Osmanlı Ressamı.
Doğdu 1882 yılında.
Denizli'nin Çal kasabasında...

Babası onu gönderiyor İstanbul'a.
Parasız kalmasıyla.
Başlıyor Yeni Cami'de arzuhalciliğe.
Orada tanıştığı Hoca Ali Rıza ile.
1906 senesinde.
Girer Sanayi-i Nefise Mektebi'ne.
Oradaki eğitiminde.
Şevket Dağ ve H. Avni Lifij ile.
Üye oldu 1909 senesinde.
Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'ne...

Paris'e gönderildi 1910'da.
Dört yıl kaldı burada.
Ecole des Beaux-Arts'da.
Çalıştı Fernand Cormon'la...

Sonra döndü İstanbul'a.
I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla.
Sergiler açtı İstanbul ve Viyana'da.
1914 ressamları anıldı Çallı kuşağı adıyla...

İyi bir ressam ve öğretmendi.
Şeref Akdik, Elif Naci.
Zeki Kocamemi, Bedri Rahmi.
Muhittin Sebati, Avni Çelebi.
Onun yetiştirdiği öğrencilerdi...

1919 senesinde.
Kurucu üyesiydi.
Türk Ressamlar Cemiyeti'nde.
Yaptı natürmortlar, nüler. 
Çiçekler, camiler, çeşmeler... 

65 yaşındaydı, 1947 senesiydi.
Akademi'den emekli edildi.
"En verimli
zamanında çocuklarımdan ayrılmam nedeni
ile sahiden müteessirim" demişti...

22 Mayıs 1960'da.
Bir mide kanaması sonucunda.
Veda etti renkli dünyasına.
İstanbul'da...

Aralık ayında Ankara'da. 
Rengin Hafızası, Fırçanın Ruhu başlığıyla.
Çağdaş Sanatlar Merkezi'ndeki sergisinde.
Birlikteyiz İbrahim Çallı sergisinde.
Onun 67 eseriyle...

İbrahim'in babası altın koyarak cebine İstanbul’a gönderiyor, okuması ve askeri idareye girmesi için. Ama İbrahim askeriyeye girmiyor. Geziyor, dolaşıyor, yiyor en sonunda parayı bitiriyor.
İstanbul’da Yeni Cami avlusunda arzuhalciler var. Onların yanına gidiyor, selamlaşıyor, "ben de yanınızda ekmek paramı kazanmak istiyorum, bana fırsat verir misiniz" diyor. O zamanlar 17-18 yaşlarında. Arzuhalci "senin okuman yazman var mı" diyor, İbrahim "tabi var" diyor. Bir kağıt veriyor ve denemesini istiyor. O kağıda bir şeyler yazıyor, arzuhalci bakıyor, kaligrafisi çok güzel. Arzuhalci hayret ediyor. Elindeki bir tomar kağıdın yarısını ona veriyor, "mürekkebi beraber kullanırız’" diyor. O zaman tabii ki masa falan yok. Perşembe Pazarında portakal sandıkları varmış. "O portakal sandıklarından 2 tane al gel. Birine oturacaksın, birini masa yapacaksın" diyor ona. Orda herkes öyle yapmış tabi. "Ama sen arzuhalcilik yapma, sen mektupçuluk yap" diyor. İbrahim orada mektupçuluk yapıyor.
Bir gün kendini işe alan yaşlı arzuhalcinin kurşun kalemle resmini yapar. Sonra o resmi onun kasasına raptiyeler. Gelip geçenler resmi kimin yaptığını sorar, arzuhalci de İbrahim'i gösterir.
Sokakta resim yapan Rupen isminde yabancı bir ressam var. Arzuhalci onu çağırıyor, İbrahim ile tanıştırıyor, onun gibi resim yaptığını söylüyor. O ressam ile resim çalışmaya başlıyorlar. Rupen, onu Hoca Ali Rıza’nın oğlu ile tanıştırıyor, yaptığı resimleri götürüyor, gösteriyor. Hoca Ali Rıza onu Sanayi-i Nefise’ye, Güzel Sanatlar Akademisine yazdırıyor. Sonrasında ise hepimizin bildiği gibi ünlü bir ressam olur.
(İbrahim Çallı'nın torunu Yaşar Çallı'dan)

İbrahim Çallı Sergisi Fotoğraflarım:

.