YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

6 Mayıs 2019 Pazartesi

ANGKOR WAT...



- 26, 27 Ağustos 2018 ve 25 Şubat 2019 -
Siem Reap-Kamboçya


İki ayrı zamanda.
Gittim Angkor Wat'a.
İlki, İFOD fotoğraf grubu arkadaşlarımla.
İkincisi de 6 ay sonra Tura Turizm grubuyla...

Angkor, Khmer  lisanında.
Şehir anlamına.
Wat da.
Tapınak manasında...

Angkor Wat da.
"Şehir Tapınağı" demek bu durumda.
Burası bir Tapınak kompleksi, Kamboçya'da.
Siem Reap kasabasına 6 km uzaklıkta...

Siem Reap'tan.
Binerseniz Tuk Tuk'lara.
Angkor Tapınağı'na.
Ulaşabiliyorsunuz kolaylıkla...

Siem ya da Siyam.
Tayland'ın eski ismi.
Reap'ın da çevirisi:
Yenildi...

Yani, Siem Reap şehri.
"Tayland yenildi",
"Tayland yok edildi".
Demek gibi sanki...

15. yy'da Kamboçya.
İşgal edilir Siyamlılar'ca.
Kamboçyalılar da ani bir baskınla.
Şehri yeniden alır bir savaşla...

O nedenle.
Siem Reap sözcüğüyle.
Yani, Siyam yenildi ifadesiyle.
İsim verilmiştir bu kente...

12. yüzyılda.
Kral Suryavarman zamanında.
Bir Hindu tapınağı olarak tam 37 yılda.
İnşa edilir Angkor Tapınağı burada...

O yıllarda.
1 milyon'dan fazla.
İnsan yaşamaktadır Angkor'da.
Ve en büyük Tapınaktır dünyada...

Ancak 13. yüzyılda.
İşgal edilir burası Taylandlılar'ca.
Önce çevrilir bir Budist Tapınağı'na.
Bakımsız kalır sonrasında...

400 yıl sonra.
1858 yılında.
Keşfedilir bir Fransız Bilim adamınca.
Henri Mouhot adında...

Angkor Wat bölgesi.
630 yıl hüküm süren.
Khmer Krallığının kutsal hediyesi..
Görkeminin göstergesi ve gücünün simgesi...

Zamanında burası.
Dünyanın en büyük tapınağı.
1000 kilometrekare bir alanda.
Yüzlerce Tapınak var burada...

Yapılmış sulak bir alana.
İnanılmaz bir planlamayla.
Yontma taşlarla.
Ve üstün bir sanat çalışmasıyla...

Sabah erkenden gidiliyor.
Gün doğarken Tapınak görüntüleniyor.
Sonrasında gezip, görmek için.
Üç gün bile yetmiyor...

Her şeye rağmen gitmeli.
Bir gün olsa bile görmeli.
Kaşifi Henri Mouhot'un dediği gibi.
Görmeden ölünmemeli !..


Angkor Wat fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipOychWO9uyqWC7kG4ObCHL6PjFMB_BjL7A4pWMToYeO_uGiICi96udWu9l7WFfVvw/photo/AF1QipO1Yi2d_dwTLGp9Ctw32eLR9ZxuJL5ZytPmMxFt?key=UGdNSzZzX0R2enB0YlRCTUpSVkZxTmlHdHNZUnNn

Angkor Wat drone video görünümü: (AirVuz):
https://www.airvuz.com/video/ANGKOR-WAT-DRONE-FOOTAGE?id=5925049187ee057e77ad2201&ccid=59761e2eeda05a1e02def682.

3 Mayıs 2019 Cuma

İSTANBUL MÜZELERİNDE...



- 24-25 Nisan 2019, İstanbul -

Geçen hafta.
Bir aile toplantısı nedeniyle gittim İstanbul'a.
İki gün sonra da.
Geçecektim Kıbrıs'a...

Bu iki günlük boş zamanda.
İstanbul'da.
Yapılacak en iyi şey de.
Gezinmek olacaktı Müzelerde...

Önce, İstiklal Caddesi.
Grand Pera AVM içindeki.
Balmumu heykelleri.
Ve Madame Tussauds Müzesi...

Heykeller gerçekten görkemli.
En başta Atatürk heykeli.
Y. Kemal'i, Adile Naşit'i.
Kanuni'si, Messi'si, Sabiha Gökçen'i...

Ardından eski Bomonti Bira Fabrikası.
Günümüzde bir Sanat alanı.
Daha önce bloğumda anlattığım Leica mekânı.
Ve Bruno Barbey'in "Fas" fotoğrafları...
http://yucel-tanyeri.blogspot.com/2019/04/bruno-barbey-ile.html

Yine Bomonti Sanat Merkezi'nde.
Birliktesiniz Yaşar Kemal'le.
Yaşamına ve Romanlarına konu olan Çukurova.
Lütfü Özgünaydın'ın fotoğraflarıyla...

Yine ayni yerde Ara Güler Müzesi'nde.
Birliktesiniz Ara Güler'le.
1960-61 senelerinde.
Afrodisias görüntüleriyle...

Bomonti'den geçiyorum Tophane'ye.
İstanbul Modern'i ziyaret etmeye.
GalataPort yapımı münasebetsizliğiyle.
Taşınmış bu güzel mekân Şişhane'ye...

Hemen karşısında Osmanlı top imalathanesi.
Günümüzde Tophane-i Amire Sanat Merkezi.
Mehmet Aksoy'un Heykel Sergisi.
6 ay önce Ankara'da izlediğim Şaman ve Mit'leri...
https://yucel-tanyeri.blogspot.com/2018/12/samanlar-ve-mitler.html

Atlıyorum tramvaya.
Vezneciler yoluyla.
Şişhane yokuşunda.
İstanbul Modern'in geçici mekânına...

Burada da Yıldız Moran fotoğraflarıyla.
"Bir Dağ Masalı" konusuyla.
Ve "İplikten Çözünenler" sergisiyle.
Bedri ve Eren Eyüpoğlu ile birlikte...

İstanbul Modern'in hemen bitişiğinde.
Pera Müzesi'nde.
"Mürekkepten" sergisiyle.
Bu kez birlikteyiz sanatçı Çinlilerle...

Ertesi sabah yola çıkmadan  daha.
Maçka'da.
Konakladığım İTÜ Sosyal Tesislerinin.
Hemen yanı başında...
Eşref Bey Konağı'nda.
Artam Müzayede binasında.
Dolaştım keyifle binlerce antik obje arasında.
Fotoğraf çekimine izin alamasam da...

Ardından yürüyerek Beşiktaş'a.
Barbaros Anıtı'nın yanı başında.
Yapımı 1897 senesi.
Deniz Müzesi...

Saltanat kayıkları, toplar.
Yatlar, armalar, kalyonlar.
Deniz tarihimizden kalanlar.
Hepsi buradalar...

İstanbul'da tam 55 Müze var.
1.5 günde benden bu kadar.
Adımız Hıdır.
Elimizden gelen budur...


İstanbul Müzeleri gezi fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipPfA0WRXmm-pWjceTqoGhHxKrdBD6XWrEciIEATEayZW4YjmMW8nk45hfg4hefXCQ/photo/AF1QipMUkrVygHPAWWPPfNT05Pjz_sRfjA0EiHDtg7WK?key=YWxZYVV2X1NxbmxsOXVDR0hQVXRWQ3dkSUluZ2Jn
.

25 Nisan 2019 Perşembe

BRUNO BARBEY İLE...



- 24 Nisan 2019, Bomonti-İstanbul -

İlk Bira Fabrikası İstanbul'da.
II. Abdülhamit zamanında.
1890 yılında.
İsviçreli Bomonti Kardeşler tarafından kuruldu...

Bir bölgeye İstanbul'da.
İsmini veren Bomonti  Bira.
1934 yılında Tekel'e devredildi.
Ve 1990'da da durduruldu tüm faaliyeti...

Çok güzel bir fabrikaydı.
İlginç mimari yapımlı binası.
Ve çevresinde.
Bira Bahçesi ile...

1990'dan sonra çok el değiştirdi.
Birçok Projeler geliştirildi.
Fabrika boşaltıldı.
Burada yeni bir Sanat Merkezi yapıldı...

15 gün önce.
El Magrip ülkesinde.
Yani Fas Memleketinde.
Bulunuyorduk Fotoğraf gezisinde...

Dönüşte.
Bomonti Bira Fabrikası'nın yerinde.
Leica Sanat Galerisi'nde.
Karşılaştım Bruno Barbey'in Fotoğraf Sergisi ile...

Bruno Barbey, bir Fotoğraf sanatçısı.
Fas ülkesi doğumlu.
Ama, günümüzde Fransa ve İsviçre vatandaşı.
Magnum Photos Başkanı...

1999 yılında Paris-Fransa'da.
Fas'ta 30 yıl boyunca.
Çektiği fotoğraflarla.
Bir retrospektif sergi açtı...

Buradaki fotoğrafları çok beğenildi.
Sayısız ödül aldı, büyük ilgi çekti.
2016 senesiydi.
Fransa Güzel Sanatlar Akademisi üyeliğine seçildi.

50 yılı aşkın zamandır. Bruno Barbeyi.
Magnum Fotoğraf Ajansı üyesi.
"My Morocco" başlıklı Fotoğraf Sergisi
14 Mart'ta açıldı Leica Galeri'sinde ...

Bruno Barbey bu Sergide.
Yaşamının ilk 12 yılını geçirdiği ülkesinde.
Çektiği 4 kitaptan oluşan.
Seçilmiş fotoğraflar var My Morocco'dan.

25 Mayısa kadar açık bu Sergi.
Fas ülkesiyle ilgili.
Güzel fotoğraflar görmek için belki.
Bu Sergi muhakkak ziyaret edilmeli...

Eski bir fabrikanın anıları arasında.
Belki de eşliğinde bir Bomonti Birası'yla.
Ve de Bruno Barbey'in Fotoğraflarıyla.
Gitmeden uzanıverirsiniz  taa Fas'a...


My Morocco Sergisi Fotoğraflarım:

.

21 Nisan 2019 Pazar

ÇÖLDE ÇAY...



- 9-10 Nisan 2019, Merzouga -

Büyük Sahra'ya gideceğiz bugün de.
Dünyanın en büyük sıcak Çölüne.
Atlantik Denizi'nden taa Kızıldeniz'e.
9 milyon kilometrekare büyüklüğünde.
Ama onun küçük bir bölümüne...

Konakladık bir gece önce.
Bir pansiyonda Dades Vadisi'nde.
Sabah erkenden koyulduk yola.
İlk durak Todra Gorges Kanyonu'nda...

Burası doğu Yüksek Atlas Dağları'nda.
Her iki yanında.
300 m yükseklikteki kayalar arasında.
Görkemli, dar bir vadi aslında...

Sonra uzun bir yolculukla.
Ulaşıyoruz Merzouga'ya.
Önce otomobilimizden iniyoruz.
Sonra da 4X4 bir arabaya biniyoruz....

Ver elini Lahmada.
Fas'ın güney-doğusunda.
Cezayir sınırının hemen yanında.
Berberi çadır grubuna...

Kasbah denilen kale gibi koruganlı bir yerde.
Giriyoruz Berberi çadır grupları içine.
Oldukça düzenli kilim çadırlar bunlar.
Her türlü konforu barındırıyorlar...

Üç tarafı, kilimlerle ayrılmış odalar.
Dördüncü kenarda bir Restoran var.
Yataklar tertemiz, duşlu ve WC'li. 
Elektrikli ve hatta ücretsiz Wi-Fi'li...

Önce sıcak Nane'li çayımızı içiyoruz.
Sonra develerimizin yanına gidiyoruz.
Berberi Deveci rehberimizden.
Develere nasıl binileceğini öğreniyoruz...

Yerde oturan deveye binmesi oldukça zor.
Develere sırayla ve teker teker biniliyor.
Deve iki hamlede ayağa kalkıyor.
Sizin de öndeki bar'a sıkı tutunmanız gerekiyor...

Bindikten sonra da.
Deve üstündekini oldukça sallamakta.
Onun için deve üzerinden fotoğraf çekmekte.
Oldukça zorlanılmakta...

Kumlar üzerinde gidilmekte.
Çevre keyifle seyredilmekte.
Çok sayıda Turist var bu çölde.
Üçer-beşer gruplar halinde...

Bir süre sonra develerden iniyoruz.
Kum tepeleri üzerinde yürüyoruz.
Çeşitli fotoğraflar çekiyoruz.
Günün tadını çıkartıyoruz...

Yüksek bir kum tepesi var ileride.
500-600 m yükseklikte.
Gün batımının seyredileceği bir yerde.
Amacım gitmek o zirveye...

Bismillah deyip başlıyorum işe.
45-60 derece eğimde kumların içinde.
İki ileri-bir geriye.
Düşe-kaya sonunda ulaşıyoruz o tepeye...

Buradan görüntü muhteşem.
Aşağıda deve kervanları.
Görülüyor çölün hemen her yanı.
Karşımda da yavaş yavaş günbatımı...

Günü bitiriyoruz.
Hızla aşağıya iniyoruz.
Yine merasimle develere biniyoruz.
Berberi çadırlarımıza dönüyoruz...

Akşam özel Fas yemekleri yenilmesi.
Ardından Naneli Çayların içilmesi.
Yakılan çöl ateşi çevresinde diğer turistlerle.
Yerel müzik dinlenilmesi ve dans gösterisi...

Sabah erkenden uyanma.
Çölde gün doğumunu saptama.
Çöl kumları üzerinde dolaşma ve fotoğraflama.
Sonra da merasimle yeniden develere tırmanma...

Develerin üstünde bir yolculuk daha.
Develerle 4X4 aracımıza ulaşma.
Sonrasında da otomobilimizle buluşma.
Ve Fas'ın Fes kentine doğru yola koyulma...


Büyük Sahra Çöl gezisi Fotoğraflarım:
.

19 Nisan 2019 Cuma

CHEFCHAOUEN...


- 12-13 Nisan 2019, Chefchaouen -

İşim gücüm budur benim
Gökyüzünü boyarım her sabah
Hepiniz uykudayken
Uyanır bakarsınız ki mavi...
                              Orhan Veli
...............

Chefchaouen yazılıyor.
Şafşavan diye okunuyor.
Berberiler,  Aşawen.
İspanyollar, Xauen diyor...

ChefchaouenFas'ın kuzey-batı'sında.
Rif dağlarının arasında.
Mavi, masmavi bir kasaba.
Evleriyle, sokaklarıyla, duvarlarıyla...

Steve McCurry isimli.
National Geographic dergisi.
Fotoğraf sanatçısı.
Yapmış bu şehrin dünyaya tanıtımını...

Kentin kuruluşu.
Oldukça eski.
Dayanıyor İstanbul'un fethi dönemlerine.
1471 senelerine...

İspanya'dan sürgün edilen.
Arap ve Musevi'ler gelmişler.
Buraya yerleşmişler.
Bu şehri kurmuşlar...

Kutsal kitaplarının.
"Kıyafetlerinizin bir tarafına".
"Mavi püskül takın".
Emrine uymuş Yahudi halkı...

Zaman içinde yerleşen Chefchaouen'e.
Yahudi mültecilerle.
Boyanmış kapı ve pencereler de.
Gökyüzü ve cenneti betimleyen mavi'ye...

Günümüzde Chefchaouen'de.
Özellikle eski Medina bölgesinde.
Tüm evler, merdivenler, pencereler.
Hatta sokaklar bile boyalı maviyle...

Masmavi sokaklar, duvarlar.
Orhan Veli misali boyacılar.
Tarafından her sabah temizlenip, boyanıyorlar.
Turistler için hazırlanıyorlar...

İnişli, çıkışlı, kıvrımlı dar sokaklarda.
Türlü-çeşitli mavinin tonları arasında.
Yürüyorsunuz sanki mavi bir akvaryumda.
Farklı milletlerden insanlarla...

Mavi Şehir.
Veya Mavi İnci de.
Deniliyor Chefchaouen'e.
Fotoğrafçıların gözdesi bu kente...

Boş sokakları, mavinin tonlarını.
Kolayca fotoğraflıyorsunuz burada.
Ama iş geldiğinde yerel halkı fotoğraflamaya.
İşler karışıyor bir anda...

Özellikle Berberiler.
Fotoğrafçıları hiç sevmiyorlar.
Fotoğraflarının çekilmesini istemiyorlar.
Tepki gösteriyorlar, bağırıyorlar...

İzin alsanız da.
Yaşlısı, kadını, çoluk-çocuğuyla.
İnsanı fotoğraflama.
Çok zor bir iş burada...

Gelmelisiniz Chefchaouen'e.
Mavinin tonları içinde keyifle gezinmeye.
Bu Masmavi Şehir'e. 
Fotoğraf çekseniz de, çekmeseniz de...


Chefchaouen Fotoğraflarım:
.

1 Nisan 2019 Pazartesi

FAS'A...



- 5-14 Nisan 2019, Fas -

Bugün yola çıkıyoruz.
Fas'a gidiyoruz.
İFOD'dan bir grup arkadaşla.
Afrika'nın kuzey-batı'sına...

İlk durağımız Kazablanka.
Humphrey Bogart'a.
Ingrid Bergman'a.
Selamlarla...

Hemen Merakeş'e geçeceğiz.
Majorelle Bahçeleri'ni göreceğiz.
Ben Youssef Mederesesi'ni görüntüleyeceğiz.
Jemaa el-Fna Meydanı'na geleceğiz...

Ertesi gün Bab Agnaou'ya gideceğiz.
Meşhur kapının fotoğraflarını çekeceğiz.
Sonra Saadi Tombs'u ziyaret edeceğiz.
Burada Fas Sultanı'nın mezarını göreceğiz...

Sırada Atlas Dağları.
Telouet'te Berberi kasabası.
Ve Unesco Dünya Kültür Mirası.
Berberi Mimarisi'nin fotoğraflanması...

Sonrasında Dades Vadi'sinde.
Pansiyonda geceleme.
Sabah Todra Gorge Kanyonunda yürüme.
Ertesinde develere binme...

Çölde develerle yol alma.
Berberi Kampı'na ulaşma.
Çölde gün batımını fotoğraflama.
Gece de Berberi Çadırı'nda konaklama...

Sabah "Çölde Çay" ve kahvaltı.
Fes kentine doğru yola çıkılması.
Chouara'da deri işinde çalışanları.
Tabakhane'de fotoğraflaması...

Ver elini Rif Dağları.
Mavi Şehir'e ulaşılması.
Butik Chefchaouen kasabası.
Ve onun masmavi sokakları, yapıları...

Dönüş yeniden Kazablanka şehri.
Buranın önemli dini. 
Ve mimari eseri.
II. Hasan Camisi'nin görüntülenmesi...

Son günümüz.
Kazablanka'da serbestiz.
Kenti görüntüleyeceğiz.
Ardından memlekete döneceğiz...


Fas gezisi için fotoğraflar (tümü internetten):
.

31 Mart 2019 Pazar

HA LONG KÖRFEZİNDE...



- 23-24 Şubat 2019, Ha Long-Vietnam -

Sabah Başkent Hanoi'den ayrıldık.
3 saatlik bir otobüs yolculuğu yaptık.
170 km yol aldık.
Sonunda Ha Long Marinası'na ulaştık...

Buradan bindik bir deniz motoruna.
İstikamet duran açıkta.
Muhteşem bir gemi Ancora'ya.
Bununla açılacağız Ha Long'a...

Ulaşmadan daha gemimize.
Karşılanıyoruz gülen yüzlü personelle.
Sevgi gösterileriyle, güler yüzle.
Çiçeklerle, içkilerle...

Tertemiz, iki katlı bir gemi.
Odalar deniz manzaralı, mis gibi.
Hissediyorsun evinde sanki kendini.
Mutfakta da nefis Tayland yemekleri...

Öğlende açılıyoruz denize.
Yüzlerce gemiyle birlikte.
Kayalar, adalar sayıları binlerce.
Hepsi de yanımızda, önümüzde...

Efsaneye göre.
Vietnamlıların yaptığı savaşta Çinlilerle.
Zorda kalan Vietnemlılara Tanrılar.
Bir Ejderha gönderirler...

Ejderhanın ağzından saçılan yeşimler.
Ve binlerce mücevherler.
Denizin ortasında kayalar ve adalar.
Halinde bir sete dönüşürler...

Ve Çinliler.
Burayı ele geçiremezler.
Burayı o kadar sever ki bu Ejder.
Yerleşmek için bu körfezi seçer...

"Ha Long" kelimeleri de.
"İnen Ejder" demek Vietce'de.
Her ne kadar bir efsane ise de.
Tanrıların yarattığı bir sanat eseri denizde...

Gerçekten güzeller güzeli.
Bir yer Ha Long Körfezi.
Bu nedenle alınmış 1994 senesinde.
UNESCO Dünya Mirası listesi'ne... 

Denizin ortasında.
İrili ufaklı iç içe, yan yana.
Kireçtaşı'ndan tam 1960 tane ada.
Oluşmuşlar 500 milyon yıl'da...

Geminin güvertesinde sancakta.
Başka bir manzara.
İskele tarafında bambaşka.
Bir manzara daha...

Bo Hon adasına çıkıyoruz.
Hang Sung Sot mağarasına giriyoruz.
Bölgenin karstik yapısını gözlüyoruz.
Ay yüzeyi gibi oluşumlar arasında dolaşıyoruz...

Sonrasında Luon Gölü'ne gidiyoruz.
Gemiden iniyoruz.
Canyeleklerimizi giyiyoruz.
Bir bota biniyoruz...

Tekneyle bir aralıktan geçiyoruz.
Yuvarlak, durgun bir göl içine giriyoruz.
Luon Gölü imiş buranın adı.
Dünyanın 7 Doğa harikasından birisi burası...

Sonrasında Ti Top Adası'na gidiyoruz.
400 basamaklı bir merdiveni tırmanıyoruz.
Adanın en üst noktasına çıkıyoruz.
Körfez manzarasını yukarıdan izliyoruz...

Ti Top adası adını.
Gagarin'den sonra uzaya çıkmış.
1962'de burayı ziyaret etmiş.
Sovyet Kozmonot Titov'dan almış...

Geceyi teknemizde geçiriyoruz.
Ertesi gün de adaların etrafında dolanıyoruz.
Ha Long Marina'ya dönüyoruz.
Binlerce ada'yı arkamızda bırakıyoruz...

Ha Long'da hava soğuk ve pusluydu.
Fotoğraflar istediğim gibi olmadı.
Ekim-Kasım-Aralık ayları.
Buranın tadını çıkartmak için daha iyi olmalı...


Ha Long Körfezi fotoğraflarım:

.