YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
Kiev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kiev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Eylül 2024 Pazartesi

ALTIN KAPI...

 

- 23 Nisan 2017, Kiev-Ukrayna -

2017 senesinde.
Gitmiştim Kiev'e.
Altın Kapı.
Buranın önemli bir anıtı...

Yaptırılmış bin yıl önce.
Kral I. Yaroslav döneminde.
Giriş kapısı olarak Kiev'e.
12 m yükseklik ve 6 m genişlikte.

1240 yılında.
Tahrip edilmiş Moğollarca.
Kullanılmış 400 yıl daha.
Harap durumda, yıkılmış sonunda...

Üzeri kapanmış toprakla.
Geçen yıllarda.
Keşfedilmiş tekrar 1832'de.
Yeniden yapılışı yakın bir dönemde...

Bu kez yapılmış taş, tuğla ve ahşapla.
Bir de görkemli demir kapıyla.
Zoloti Vorota, Metro durağında.
1982 yılında Ruslarca...

Kiev'in Altın Kapı özentisi.
Aslında İstanbul kökenli.
İlk ve görkemli Altın Kapı.
Roma Döneminde İstanbul'da yapıldı...

Roma İmparatoru, Theodosisus'du.
Kapının adı, Porta Aurea'ydı.
Yapımı MS 413 yılıydı.
İmparator, Tiran zaferi sonrası.
Bu kapıyı altından yaptırtmıştı...

Yeri, Yedikule Surlarıydı.
İstanbul-Roma yolunun başlangıcıydı.
Şehirdeki sonlanımı.
Hipodrom meydanıydı...

Üç kemerli bir yapısı vardı.
Orta büyük kapı altın kaplamaydı.
Burası İmparatorların giriş kapısıydı.
İki yandaki kapıları halk kullanırdı...

Kapının üzerindeki yazı.
İmparator Theodosis'u anlatırdı: 
Ve Latince şu yazılıydı:
"Kapıyı altın olarak yaptıran,
Altın bir devir yarattı"...

Roma İmparatorluğu'nun son demleriydi.
Kapı önemini yitirdi.
Aradan bin yıl geçmişti.
1453 senesi.
Fatih, İstanbul'u fethetti...

Yıllar yılları kovaladı.
Altın Kapı unutuldu, kapatıldı.
Kiev'deki Altın Kapı.
1982'de yeniden hatırlandı...

İstanbul'daki Altın Kapı.
Halâ taşlarla, örgüyle kapalı...


Kiev ve İstanbul Altın Kapı Fotoğraflarım:

İstanbul Altın Kapı (Video canlandırma):

https://www.youtube.com/watch?v=Y0sZ69jJdTs


30 Nisan 2017 Pazar

KİEV SAVAŞ MÜZESİ...



              Savaş, politikanın bir başka anlamda devamıdır...
                                                                  Carl von Clausewitz    
  

II. Dünya Savaşı sırasında.
Nazilerin işgaline uğramış Ukrayna.
1941-1943 yılları arasında.
Tam 35 ay boyunca...

20. yüzyılda.
En büyük askeri çatışmalara.
Şahit olmuş Ukrayna.
Savaşın doğu topraklarında...

Yalnızca Kiev'de bin fabrika.
Ve 6 bin bina.
Yıkılmış.
200 bin sivil ölmüş...

Çok kayıplar verilmiş.
Çok acı çekilmiş.
Çok gözyaşı dökülmüş.
Aradan epey zaman geçmiş...

Bu savaşın anıları yok olmasın istenmiş.
Kiev'in yüksek tepelerinden birisi seçilmiş.
25 dönümlük bir arazi belirlenmiş.
Ve burada Ulusal Savaş Müzesi inşa edilmiş...

Uzaktan dev bir heykel karşılıyor sizi.
Çelikten yapılmış "Ana Vatan" heykeli.
Yerden 102 m yükseklikte.
530 ton ağırlıkta ve çok görkemli...

Sağ elindeki kılıç 16 m uzunlukta.
9 ton ağırlıkta.
Sol elindeki koruyucu kalkan ise.
SSCB armalı ve 104 m2 büyüklükte...

Bu dev heykelin hemen altında.
Ukrayna'nın en büyük Müze binası bulunmakta.
3 katıyla.
Ve 16 ayrı salonuyla...

Savaş aletleri, kişisel eşyalar, bayraklar, fotoğraflar.
Belgeler, yazışmalar, planlar, bombalar, madalyalar.
Giysiler, miğferler, silahlar, araçlar, mektuplar.
Sayıları 20 bini aşan kalıntılar...

En üst katta.
Mermer taşlara, altın yaldızlarla.
İsimleri yazılmış 11.600 askerin adlarıyla.
Var bir koca salon daha...

Açık alanda ise.
Tüm büyük savaş aletleri sergilenmekte.
Toplar, tanklar. uçaklar, füzeler..
Kamyonlar, obüsler, helikopterler...

Ana giriş kapısının iki yanında.
Dev heykeller bulunmakta.
Askerlerle, sivillerle.
Savaşın acı yanları simgelenmekte...

Diğer tarafta da.
Hiç savaş görmemiş yaşamlarında.
5-10 yaşındaki çocuklar da.
Topların, tankların üzerinde altında.
Neşeyle oynamakta...

                        

Kiev Savaş Müzesi Fotoğraflarım:
.

28 Nisan 2017 Cuma

KİEV...



Kapısından girer girmez
O dakka, o saniye
Gözlerini görür görmez
Birden sevdalandım Kiyef şehrine...

                                              Nazım Hikmet Ran, 1956
...............

Kiev şehri.
Ukrayna'nın başkenti.
Nüfusu 3 milyon kişi.
Avrupa'nın en kalabalık 7. kenti...

Kurulmuş Dinyeper Nehri'nin iki sahilinde.
Kalmış Türk egemenliğinde.
Tam 500 sene.
Hazarlar ve Altınordu Devletlerinde...

Sonrasında Çarlık Rusya'sında.
Ve Ruslar'ın egemenliği altında.
Bağımsızlığına kavuşması 1991 yılında.
Sovyetler'in dağılmasından sonra...

Gittik buraya Nisan ortasında.
Nazım'dan tam 63 yıl sonra.
Bahar ayında, Paskalya zamanında.
İFOD Fotoğraf Grubu'muzla...

Eski ama oldukça bakımlı kent yapısı.
Candan ve sevecen insanları.
Güzel sokakları, parkları, binaları.
Her köşede sanatsal yapıları...

Sayısız kiliseleri ve katedralleriyle.
Görkemli heykelleri, abideleriyle.
Düzgün ulaşımı ve akıcı  trafiğiyle.
Her zaman gidilir bu Kiyef şehrine...

...............

Kat be kattır yamaçları
Gelinlerine benzer ağaçları
Ak topuklarını döver saçları
Birden sevdalandım Kiyef şehrine

Yaşı bin iki yüzden artık,
O mu yanıp yıkılmadık
Yüzünde ne buruşuk, ne kırışık
Birden sevdalandım Kiyef şehrine

Mavisi İstanbul'uma benzer
Yeşili Bursa'mdan eser
Oturmuş da şiir yazar
Birden sevdalandım Kiyef şehrine


Kiev Fotoğraflarım:

.

27 Nisan 2017 Perşembe

DİNAMO KİEV STADYUMU...



İFOD olarak Ukrayna'ya gittik.
6 gün oralarda kaldık.
Kiev ve Odesa'yı gezdik. 
Çok sayıda fotoğraf çektik...

Kiev de  II. Dünya Savaşı'nda.
Kalmış işgal altında.
Nazi Ordularınca.
1941-1943 yılları arasında...

Kiev'i geziyorduk.
Güzel yerlerini görüyorduk.
Çoğu yeri fotoğraflıyorduk.
Çok da keyif alıyorduk...

Ama benim büyük isteğim.
Dinamo Stadyumu'nu görmekti.
Orada bulunmaktı.
"Ölüm Maçı"nı yeniden yaşamaktı...

Bu maç 9 Ağustos 1942 tarihinde.
Alman işgalci askerleriyle.
Eski Dinamo Kiev sporcuları arasında.
Oynanmıştı Zenit Stadyumu'nda...

Maçı Kiev'in karma Start takımı.
5-3 kazanmıştı.
Ve bu maçı.
Arkadaşım Düşhekimi Yalçın Ergir anlatmıştı:
(okumak için lütfen tıklayınız:
http://www.ergir.com/2010/zafere_kacmak.htm)

Bizim Kiev'deki son günümüzdü.
Kiev II. Dünya Savaşı Müzesi gezilmişti.
Ancak arkadaşlar kaybedilmişti.
Çare Otele yalnız başına dönmekti...

Elde harita filan yoktu.
İngilizce anlaşmak çok zordu.
Sokak isimleri Kiril Afabesi ileydi.
Çaresiz 8-10 km yürünecekti...

Parklara girildi.
Dinyeper nehri görüntülendi.
Sayısız heykel fotoğrafları çekildi.
Dere tepe düz gidildi...

Sonra geniş bir parkın sonunda.
Ve bu parkın altında.
Karşılaştım küçük bir Stadyumla.
Ve onun yemyeşil sahasıyla...

Biraz aşağıya indim.
Giriş kapısına geldim.
4 futbolculu heykeli gördüm.
Hemen "Ölüm Maçı"nı anımsadım...

Görmeyi çok arzu ettiğim yer burasıydı.
Tesadüfen karşıma çıkmıştı.
75 yıl önce "Ölüm Maçı".
Bu Stadyumda oynanmıştı...

Gerçi aradan yıllar geçmişti.
Stadın adı değişmişti.
Yeni ismi.
Valeri Lobanovski Stadı olmuştu...

Savaş sonrası.
Dinamo Kiev takımı.
Yeniden kurulmuştu.
Ve başarıdan başarıya koşmuştu...

27 kez Ukrayna Şampiyonu olmuştu.
Futbolcusu.
Valeri Lobanovski ile de.
2 kez UEFA Kupası'nı götürmüştü müzesine...

Hiç kuşkusuz.
Böyle onurlu sporcularıyla.
Dinamo Kiev gibi bir takım.
Koşardı başarıdan başarıya...

Dinamo Kiev Stadyumu fotoğraflarım:


.