YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

14 Kasım 2019 Perşembe

CEYHUN ATUF KANSU...



1919 doğumluydu.
Bir Cumhuriyet aydınıydı.
Babası da bir Cumhuriyet inkilâpcısı.
Nafi Atıf Kansu'ydu...
https://yucel-tanyeri.blogspot.com/2017/11/nafi-atuf-bey.html

Ceyhun Atuf bir Hekimdi.
Ayrıca bir Şairdi.
Çocuklar ve onların hastalıkları.
İlgi alanıydı....

Altındağ'da.
Turhal'da.
Ve Etimesgut'da yıllarca.
Uğraşmıştı hep Çocuk hastalıklarıyla...

Ali'lerin kızı Emine.
Yusuflar'ın Kadir'i.
Onun emmisinin Durdu'su, Döne'si.
Kızamıktan ölmüştü bir kış gecesi...

Tek tek saymıştı.
Yirmi üç çocuk ölmüştü.
Güllü Gülizar da ölmüştü.
Oğlanlar dal'dı, kızlar çiçek'ti...

Çocukların hastalanması.
Hele hele de ölmesi.
Onu çok üzerdi.
Bu hekimi, bu şairi...

Bir Köy Öğretmeninin.
Ölürken öğrencileri için.
Şefik Sınığ'ın son sözleriydi.
"Buraya getirin dünyanın bütün çiçeklerini".

Bunu duymuştu.
Ceyhun Atuf Kansu.
Çok duygulanmıştı.
Eline aldı, kalemi kağıdı...

Ve Şefik Sınığ'ın duygusuyla.
Şu dizeleri yazdı:

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçeklerini getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin.. Ve sonra öleceğim.


Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları
Geniş ovalarda kaybolur kokuları..
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.


Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.


Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.


Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kopdağı'na göçen,
Yörükler yaylasında Toroslar'da eğleşen,
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.


Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencileri istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.


Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.


Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya...


İşte bu dizelerin şairi.
Ve onun Portrelerinden oluşan bir Sergi.
Doğumunun 100. yılında.
Bugün açıldı Ankara'da.
Çankaya Çağdaş Sanatlar'da...


Ceyhun Atuf Kansu Sergisinden fotoğraflar:
https://photos.google.com/share/AF1QipPpTB96KR_gWz8a1DAZTrcabWHtjqICHVMIAvNI_1ILBSQxqD5OG1iNN_8ny9z5RA/photo/AF1QipP6Esb4KU_E2Sgrul-sPKwsrFU5A2TULqdWdy7f?key=anBMS0dFbF9rSkZGRWI2Nk50XzFWRUJNQ2RUQjN3
.

11 Kasım 2019 Pazartesi

AİNESİ İŞ'DİR...



"Siyasi ve Askerî zaferler
Ne kadar büyük olurlarsa olsunlar
İktisadî zaferlerle taçlandırılmazlarsa
Meydana gelen zaferler devamlı olamaz".
Mustafa Kemal Atatürk
...............

1923 senesiydi.
Cumhuriyet henüz ilan edilmemişti.
17 Şubat 1923 tarihinde.
İktisat Kongresi toplandı İzmir'de...

Gazi Mustafa Kemal, kongre açılışında:
"Tam bağımsızlıktan söz edebilmek için,
Ulusal egemenlikle iktisadi egemenliğin
Birlikte düşünülmesi gerektiğini" söyledi...

İzmir İktisat Kongresi'nde.
Alınan kararlardan biri de.
Yeni kurulacak ülkede.
Ulusal Bankaların kurulmasıydı...

İlk adım, Kongreden hemen sonra atılmıştı.
29 Ekim 1923'te Cumhuriyet kuruldu.
10 ay sonra da 26 Ağustos 1924'te.
Türkiye İş Bankası açıldı...

Bir milyon TL sermaye ile işe başlanmıştı.
Sermayenin 250 bin TL'sı.
Atatürk tarafından ödenmişti.
Diğer kısmı halkın mütevazi birikimlerinden oluşmuştu...

Millî'lik önemliydi.
Çeşitli yollarla tasarruf özendirildi.
Bankanın gelirleri arttırıldı.
Ve biriken paralarla yatırımlara başlandı...

Demiryolları, köprüler yapıldı.
Sanayi'ye ağırlık verildi.
Fabrikalar açıldı.
İstihdam alanları yaratıldı...

İlk 10 yılda hayli mesafe alındı.
Ülke çapında birçok şube açıldı.
Üreticiye destek verildi.
Yerli mallara rağbet arttı...

Bu arada 1924'de Bankanın ilk merkezi.
Kılıç Ali'nin evinde kurulmuştu.
Sonra, 1926 yılında Ankara'da.
Taşınıldı kirayla ikinci bir binaya...

Bankanın kuruluşundan 5 yıl sonra.
1929 yılı Haziran ayında.
Genel Müdürlük taşındı Ulus'a.
Ulusal Mimari akımlı görkemli binasına...

İşte bu binanın ilk üç katında.
Bir Müze açıldı bu yılın Mayıs ayında.
"İktisadi Bağımsızlık Müzesi" adıyla.
Ankara'nın artık tarih olmuş binasında...

Geziyorsunuz görkemli bir yapıda.
Tarihi alanlarda, muhteşem mekânlarda.
Atatürk'le, İnönü'yle, Bayar'la.
Sanki Cumhuriyetin ilk yıllarında...

Tanık oluyorsunuz o yıllarda.
Ülkenin ilk durumuna.
Duyulan heyecana, yapılan atılıma.
Ve yoklukta başarılanlara gururla...

Yoktan var edilen Ankara gibi.
Yoktan var edilen Ekonomimizi.
Görebilmek için geçirdiğimiz tarihi süreci.
İyi bir adres, İktisadi Bağımsızlık Müzesi.

Lütfen geniş bir zaman ayırın.
Muhteşem bir mekânla birlikte olun.
Yazıları, fotoğrafları dikkatle inceleyin.
Nereden nereye gelmişiz siz karar verin...

Benden söylemesi:
Bu güzel sergi yıl sonunda kapanıyor.
"Daha 1.5 ay zaman var" demeyin.
İlk fırsatta bu Sergiyi gezin...

Gezdiniz  gezdiniz, eğer gezmez iseniz.
Ayni binada "İstiklâl Mücadelesinin 100. Yılı".
Ve "Nazım'a Yolculuk" isimli
İki muhteşem Sergiyi de kaçırdınız demektir...



İktisadi Bağımsızlık Müzesi Sergisi Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipMcwtITwQyFQ2S-PRrb8ndBCBT3RhCOfDfMx_OTvSgaRA6o-iIAXcufH5kKW-Flag/photo/AF1QipNDUFPootlBEJJaBKEbbcwTFLjtgLEO7BzZ1OwX?key=SGxWdHhVN3VqandXVjIxWWpnM0VkZjVFN3RaV2d3
.

6 Kasım 2019 Çarşamba

OSMAN BAYATLI...



1892 yılında.
Doğdu Kırkağaç'ta.
Kırkağaç İptidasi ve Rüştiyesi'ni bitirdi.
1913'de Muallim oldu...

İlk görev yeri.
Soma Muallim Mektebi.
Muallimliği idi.
1919 başında Kırkağaç'a döndü...

12 Haziran 1919 tarihiydi.
Yunanlılar Bergama'ya girdi.
O sırada İzmir'de Resmî görevi.
Sıhhiye Mektebi Başmuallimliği idi...

1923'te Bergama'ya yeni görev yerine.
Gazipaşa Numune Mektebi'ne.
Müdür olarak tayini çiktı.
Cumhuriyet Öğretmeni olarak görev yapacaktı.

İzci takımı kurdu.
Trampet takımı oluşturdu.
Şarkı ve türküleri derledi.
Yöresel şifalı otları belirledi...

Bergama yöresi.
Tarih, Sanat ve Folkloru'nu inceledi.
Yöresel adetleri derledi.
Bu konularda 24 kitap neşretti...

Çarşı Camisi'nin avlusunda.
Yerleşti bir odaya.
Burayı doldurdu çok sayıda kitapla.
Çevirdi burasını bir Bilim Yuvası'na...

Türk Tarih Kongresi'nde bildiri sundu.
1934'de Bergama Halkevi'ni açtı.
15 kadın, 429 erkek üyesi vardı.
Uzun yıllar Halkevi Başkanlığı yaptı...

İlk Kermes yeni ülkede.
Yapıldı Bergama ilçesinde.
Halk Oyunları'yla, Deve Güreşleri'yle.
Yarışmalarla, çeşitli eğlencelerle...

Alevi-Tahtacılar'dan, köylülerden.
Malzemeler topladı.
Yeni ülkenin ilk Etnografya Müzesini.
Kuran Cumhuriyet öncüsüydü...

Arkeoloji ile de ilgileniyordu.
Sık sık Akropol'e çıkıyordu.
Almanlarla ilişki kurdu.
Eserlerin korunmasına öncü oldu...

Atatürk, 13 Nisan 1934'de.
Tarihi yerleri ziyaret için Bergama'ya gitti.
Osman Bayatlı ona eşlik etti.
Kente bir Müze yapılmasını önerdi...

Atatürk bu öneriyi.
Kabul etti.
İki yıl sonra da 1936'da.
Müze açıldı Bergama'da...

Müze yapılana kadar geçen sürede.
Eserlerin korunduğu yerde.
Muhafız Memuru olarak görev yaptı.
Sonra da Müze Müdürü olarak atandı...

Yöresel bir Kültür Devrimcisi'ydi.
1957 senesinde. 
Türkiye Müzeleri Millî Komitesi'ne.
Üye seçildi...

Öldüğü 15 Nisan 1958'e.
Kadar 22 yıl süreyle.
Bergama Müze Müdürlüğü'ndeki.
Görevine devam etti...

Bergama'ya giderseniz.
Arkeoloji-Etnografya Müzesi'ni geziniz.
Osman Bayatlı'nın kaldırımdaki.
Büstüne de bir selam vermeyi ihmal etmeyiniz...


Bergama Arkeoloji Müzesi Fotoğraflarım:

.

20 Ekim 2019 Pazar

SALİNENTAL...


- 13 Mayıs 2019, Bad Kreuznach-Almanya -

Bad Kreuznach kenti Almanya'da.
Köln ile Stuttgart şehirleri arasında.
Nahe nehri kıyısında.
Oldukça ünlü şaraplarıyla...

Bad kelimesi Almanca'da.
Kaplıca anlamında.
Bad Kreuznach şehri.
Bir kaplıca tedavi merkezi...

Çok sayıda.
Çok farklı alanlarda.
"Bad" yani Spa ve Kaplıca.
Var Almanya'da...

Ama Bad Kreuznach'daki.
Daha farklı.
Burası bir açık hava parkı.
Bir tuzlu su inhalasyon merkezi...

Bad Kreuznach'daki.
Salinental Vadisi, 400 yıldan beri.
Tuz'dan.
Yararlanma merkezi...

Bad Kreuznach'daki.
Nahe nehri.
Tuz kayalıkları arasında akıyor.
Ve 400 yıldır buradan tuz elde ediliyor...

Çalı-çırpı'lar toplanıyor.
Düzgün biçimde üst üste yığılıyor.
10 metre yüksekliğinde.
1.1 km uzunluğunda bir duvar örülüyor...

Tuzlu su alınıyor.
Bu çalı-çırpı'nın üzerine akıtılıyor.
Toplamda 8 dönüm bir yüzeyde.
Tuzlu su damlacıkları oluşturuluyor.
Ve minicik tuzlu su partikülleri etrafa yayılıyor...

Deniz sahillerindeki gibi.
Tuzlu bir mikroklima sahası oluşturuluyor.
Serin, sakin, rahat bir alan ortaya çıkıyor.
İnce, nemli bir ortamda yürümek sizi rahatlatıyor...

Bad Kreuznach'daki.
Bu Salinental alanı.
Avrupa'nın en büyük.
Açık hava Solunum Parkı...

Ancak bu Tuz'un sağlık alanındaki keşfi.
Birazcık daha yeni.
1817 tarihli.
Ve 200 yıl kadar belki...

Bu yöntemi.
Dr. Prieger keşfetti.
% 1-2'lik tuz konsantrasyonunu akan sudaki.
Çalı-çırpı aracılığıyla % 26'ya yükseltti...

Bu arda tuz hem yoğunlaşıyor.
Ve hem de.
Mikro partiküller halinde.
Havaya yayılıyor...

Siz de.
Bu çalı-çırpıların çevresinde.
Dolanıyorsunuz güzel bir serinlikte.
Ve de çok rahatlatıcı bir atmosferde...

Çok geniş bir parkta.
Ağaçlar, yemyeşil çimenler arasında.
Yürüdüğünüzde tuz buharları arasında.
Solunumunuz rahatlıyor bir anda...

İşin ilginç ve çok az bilinen bir yanı.
19-20 Aralık 1917 tarihleri arası.
Mustafa Kemal'in Bad Kreuznach'ta kalması.
Ve burada bir "anı odası"nın bulunması... 
(video ekte)


Salinental Fotoğraflarım:

Atatürk'ün Almanya seyahati (video) :
.

25 Eylül 2019 Çarşamba

OMM...



- 22 Eylül 2019, Odunpazarı-Eskişehir -

OMM kısaltılmışı.
Odunpazarı Modern Müze açılımı.
Mahalle belki eski.
Ama bu çağdaş yapı yepyeni...

Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde.
Odunpazarı'ndan övgüyle sözetmekte.
Orada adı geçen beş sokak ayni isimle.
Günümüzde korunmaya devam edilmekte...

Evler ve dar sokaklar Odunpazarı'nda.
Osmanlı kent mimarisini hatırlatmakta.
Yapılar restore edildi yakın zamanda burada.
Burası UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer almakta...

30 ayrı sokak ve 300'ü aşkın ev'le.
3 Cami, bir Külliye.
2 Kervansaray ve 15 Çeşme.
Ve bir Han burada misafirleri konuk etmekte...

Biri birinden güzel 5 Müze'siyle.
Değişik Sanat Evleri'yle.
Aşevleri ve Butik Oteller'iyle.
Odunpazarı açılan bir kapı eski döneme...

İşte bu eski mekana.
Başlandı çağdaş bir yapı inşaatına.
2018 yılında.
Odunpazarı'nda...

Dünyaca ünlü Japon Mimarlar.
Kengo Kuma ve Yuki Ukeguchi planladı.
Mimar Erol Tabanca yapımı üstlendi.
Ve 20 ay içinde OMM bitirildi...

OMM, eski yapılar içinde.
Çağdaş bir yapım düşüncesiyle.
Modern bir görünümle.
Ortaya çıkmış bir Proje...

Odunpazarı Modern Müze.
Kurulmuş 4.5 dönüm alan üzerine.
Eskişehir'in Odunpazarı semtinde.
Gerçekten görkemli bir mimari eserle...

Bir gökdelen, 36 katlı.
Her tarafı mavi camlarla kaplı.
Bir bina düşünülmemiş.
Modern, sade bir yapı gerçekleştirilmiş...

Odunpazarı adına yakışan, her tarafı.
Kesme ahşap donanımlı.
Modern çizgili 3 katlı.
Göz tırmalamayan bir yapı...

İçerisinde, geniş sergileme alanları.
Çeşitli etkinlik mekanları.
Atölye, Kafe ve Satış Mağazası.
Modern sergileme anlayışlı bir sanat alanı...

Geniş, yüksek sergi alanlarında.
Dolaşılıyor büyük bir rahatlıkla.
Tablolar, 3 boyutlu yapıtlar.
Çizimler, Gravürler arasında...

Açılışından 15 gün sonra dolaştım.
Çok beğendim burayı, çok sevindim.
Eskişehir artık anılmayacak yalnızca Çi Böreğiyle.
Hatırlanacak hep bundan böyle.
Çağdaş Odunpazarı Modern Müze'siyle...


Odunpazarı Modern Müze ve Odunpazarı fotoğraflarım:
.

20 Eylül 2019 Cuma

PİCASSO İZMİR'DE...



- 18 Eylül 2019, Arkas Sanat Merkezi, İzmir -

Pablo Diego José Francisco de Paula
Juan Nepomucenco Maria
de los Remedios Cipriano de la
Santisima Trinidad Ruiz y Picasso...

Ya da bilinen sanatçı, "Picasso" ismiyle.
Doğdu 1881 senesinde.
Malaga.
İspanya'da...

Öldü, 91 yaşında.
Fransa'da.
Mougins'de.
8 Nisan 1973 tarihinde.

Dünyanın en üretken sanatçısıydı.
Yaşamı boyunca 1885 tablo.
2880 seramik, kabaca 12 bin çizim.
Çok sayıda halı, kilim yaptı.
Yaşamı boyunca 50 bin eser yarattı...

İşte bu sanatçı.
İzmir'de bir sergi açtı.
Sergi Arkas Sanat Merkezi'nde olacaktı.
Açılış 18 Eylül'de sabah 10'da yapılacaktı...

Arkadaşım Hüsnü Yaman ile sözleştik.
Kalabalık olacağını düşündük.
Saat 09.30'da buluşalım dedik.
Çarşamba günü kapı önünde buluştuk...

Saat 10'a yaklaştı.
Kapı önüne kimse yoktu.
Saat tam 10'da kapılar açıldı.
İkimiz, ilk ziyaretçi olarak içeri alındı...

Beraber olduk Picasso'yla.
Rahat ve sakin bir ortamda.
Çizimleri ve tablolarıyla.
Arkas Sanat Merkezi salonlarında...

4 bölümden oluşuyor bu Sergi.
Sirk ve Boğa Güreşleri.
Parade, TricornePulcinella Baleleri.
Picasso'nun Galaksi'si...

Sergide genellikle.
Yer verilmiş çok sayıda Picasso çizimlerine.
Ağırlıkla Sahne ve Bale etkinliklerine.
1919-20 Paris ve Londra eskizlerine...

Bu arada yer ayrılmış birkaç tablosuna.
Mavi Şapkalı Kadın'a.
Akrobat'a, Matador'a.
Ve Matador'un Ölümü yapıtına...

Picasso Galaksisi bölümünde de.
Sanat ve özel yaşamında onu etkileyenlerle.
Aydın, yazar ve sanatçı kişilerle.
İlişkisi sergilenmekte...

Dün sergiyi gezmeye gittiğimde.
Uzun kuyruklar vardı içeriye girmekte.
Anlaşılan ilgi büyük olacak bu güzel Sergi'ye.
Teşekkürler Arkas Sanat Merkezi'ne...


Picasso Sergisi Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipNlPnyzhcrpJCjd7sOUFsT2VV87TMaKTQvRX94JY5K5H-hmEpHtN_hYCqWZtfkT9Q/photo/AF1QipM8ZtV6xNBRcECFNju6WKLQvyUjGllko6mgW462?key=b1lzckxLZzhlekQwMXhhMWUtaW1PcnpJSW1ueVJn
.

18 Eylül 2019 Çarşamba

ENSTALASYON...



- 17 Eylül 2019, Fransız Kültür Merkezi-İzmir -

Enstalasyon, Fransızca bir kelime.
Installation'dan geçmiş dilimize.
Yerleştirme ya da döşeme kelimeleriyle.
İfade ediliyor Türkçe'mizde...

Enstalasyon.
Yeni bir sanat dalı.
Geleneksel sanat dallarından.
Çok farklı...

Mekan, görsel malzeme ile.
Birleştirildiğinde.
Ortaya çıkan 3 boyutlu.
Farklı bir sanat olgusu...

Enstalasyon sanatcısı.
Bernard Pras.
İzmir, Fransız Kültür Merkezi'nde.
Karşımızda Dora adlı enstalasyon eseriyle...

Bernard Pras
Toplamış çeşitli kullanılmış malzemeler.
Plastikten yapılmış elekler, leğenler.
Şişeler, tenekeler...

Renkli tabaklar, oturaklar.
Gitarlar, toplar.
Abajurlar, yastıklar.
Kutular, Kaşıklar...

Tırmıklar, yumurtalıklar.
Borular, faraşlar.
Fırçalar, levhalar.
Kasalar, oyuncaklar...

Onları öylesine getirmiş ki bir araya.
Belli bir açıdan baktığınızda.
Picasso'nun Dora Maar tablosu karşınızda.
Bildiğimiz objeler farklı açılardan bakıldığında... 

Bir de ıraksak mercek var daha.
Buradan baktığınızda.
Picasso'nun tablosuyla.
Karşı karşıyasınız aynısıyla...

Gerçekten inanılmaz bir sanat eseri.
Bernard Pras'ın bu yerleştirmesi.
Renkli, plastik objeler hemen hepsi.
Kullanılıp atılacak malzemeler besbelli...

Yarın Arkas Sanat Galerisi'nde.
Açılacak  Sergide.
Picasso'nun çok değerli eserleriyle.
Olacağız birlikte...

Ondan önce.
Fransız Kültür Nerkezi'ndeki.
Bernard Pras'ın bu enstalasyon eseri.
Üvertür gibi  geldi bize...


Bernard Pras Enstalasyon Sergisi Fotoğraflarım:
.